|
Hacıbektaş'ta neler oluyor? Bu yıl 16-18 Ağustos
tarihleri arasında Hacıbektaş Kültür Sanat Etkinliklerinin 41.'si yapılacak.
Üç gün süren bu etkinlikler; Alevi-Bektaşiler açısından olduğu gibi
demokratik-laik kamuoyumuz açısından da önemlidir. Her yıl, yüzbinlerce insanın
biraraya geldiği bu etkinliklerde; paneller, söyleşiler, imza günleri, konserler
düzenlenir. Semahlar dönülür, kurbanlar kesilir, dergah ziyaret edilir. En
önemlisi törenlerin açılış gününde Cumhurbaşkanından ilçe kaymakamına dek
sıralanmış devlet yöneticilerin huzurunda Alevi-Bektaşi örgütlerinin ortak
belirledikleri bir temsilci kürsüye çıkar; dünyamız ve ülkemizin genel
görünümüne ilişkin düşüncelerini dile getirir, taleplerini sıralarlar. Bu
taleplerde, değişmeyen sıralama neredeyse şöyledir: Zorunlu Din Dersleri
Kaldırılsın, Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın, cemevleri yasaklı durumundan
kurtarılsın, Alevi-Bektaşi adı ile dernek ve vakıflar açılabilsin, Hacıbektaş
Müzesinin yönetim ve bakımı, Hacıbektaş Belediyesine bırakılsın. Bu
konuşmaları dinleyen devlet yöneticilerinin de canları sıkılır, suratları
asılır... Ya da haklısınız deyip geçiştirirler. Sonuçta bir şey değişmese de
Alevi-Bektaşiler bu istemlerini dile getirmekten usanmazlar. Ama gözüküyor ki;
bu yıl öyle olmayacak.
'SEMA'DAN 'SEMAH'A
Bu etkinliklerin ilk düzenlendiği 1964 yılından bugüne
neler yaşanmış neler?... Kelime Ata, Pir Sultan Abdal Kültür Sanat Dergisinin
50. sayısında ilk etkinliğe ilişkin Ali Doğan'dan şu cümleleri aktarıyor: "O
zaman Hacıbektaş çok küçüktü. Tozdu, topraktı. Toplantının ilk gününde, genel
başkanımız Ali Celalettin Ulusoy güzel bir konuşma hazırlamıştı. Uzun konuştu.
Konuşmasını bitirmeden Kayseri'de kurulu bulunan Doğu Menzil Kumandanlığı'nın
paşası Faruk Güventürk adında bir paşa, bir cemsenin arkasına asker doldurmuş
çıktı geldi." Sonraki yıllarda da etkinlik programına son şeklini veren mülki
amirler; Türk Silahlı Kuvvetleri Bandosuyla, Bursa Kılıç-Kalkan ekibiyle,
çeşitli yörelerin folklor ekipleriyle durumu geçiştirir, Ankara Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi Profesörlerinden başka kimseyi de konuşturmazlardı. Bu süreç
içerisinde, başlangıçtan 11 yıl sonra, 1975 etkinliklerinde programa ilk kez
"semah" da girer. O da "sema" adıyla. O günlerden bu günlere gelindi.
Alevi-Bektaşiler örgütlendi. Demokrasi ve emek platformlarında yerlerini
aldılar. Yargıtay kararıyla da olsa adlarına kavuştular, sorunlarını AİHM'e
taşıyabildiler, AB de onlarla görüşüyor. 8 yıldır bu etkinliklerde önemli
görevler üstleniyorlar, ama bu sene garip şeyler oluyor Hacıbektaş'ta. Yeni
Belediye Başkanı hangi derin kesimlerin ricasıdır bilinmez; Alevi-Bektaşi
örgütlerini, Alevilik üzerine, düşünen,
araştıran, yazarları bu işten olabildiğince uzak tutmaya çalışıyor.
KELALAKA PROGRAM
Önceki yıllarda örgüt temsilcileri ve komite üyeleri, o
yıl Dostluk ve Barış Ödülü için, yönetmeliğe uygun olarak, gerekçeleriyle
birlikte önerilen adayları bir ön elemeden geçirir, sayılarını beşe düşürür ve
seçici kurula sunar, seçici kurul da bu ödülü adaylardan birine verirdi. Bu
yıl bu yöntem izlenmedi. Yeni başkan seçici kurula üç aday önerdi. Bu üç aday
içinde biri var ki; şeriatçı gazetelerin manşetlerinden düşmez. Aleviliğin ne
kadar İslam olduğuna, Alevi örgütleri yöneticilerinin aslında Alevi değil,
Aleviliği kullanan marksistler olduğuna dair demeçler verir. Yeni başkan bu
önerisiyle, bu ödülü daha önceki yıllarda almış; Lütfi Kaleli, İ. Zeki Eyuboğlu,
Fikret Otyam, Mahzuni Şerif, Doğan Taşdelen, İrene Melikoff, Nejat Birdoğan,
İlhan Başgöz, Reha Çamuroğlu, Hüseyin Çırakman, İlhan Selçuk, Arif Sağ, PSAKD
gibi değerlerimizin yanına, bu kişiyi yakıştırabildi. Bu yılın programında
kelalaka bir şey daha var: Rauf Denktaş "Kıbrıs'ın Geleceği" konulu bir
konferans verecekmiş, tosuncukları da onu alkışlayacakmış. Ana amacı Aleviliği
İslamiyet'in içinde eritme, bunu Hacı Bektaşi Veli üzerinden yapmaya çalışan
Gazi Üniversitesine bağlı Türk-İslamcı bir Araştırma Merkezi'nin başkanı da
panelistler arasında. Dedim ya; nereden nereye?... Şimdi Alevi-Bektaşi
örgütlerinin yöneticileri ve üyeleri düşünüyorlar: Bu etkinliklere gidelim mi,
gitmeyelim mi? Alternatif etkinlikler mi yapalım, bu geri gidişe nasıl dur
diyelim?Yoksa (ki en kötüsü bu) bir dahaki belediye seçimlerini mi
bekleyelim?...
Birgün Gazetesi |