VİYANA
ALEVİ KÜLTÜR BİRLİĞİ
Zorunlu din derslerine
hayır diyen bizlerin ileri sürdükleri görüşlere tamamen
katıldığınızı yazıyorsunuz. Öncelikle sizi bu
dürüstlüğünüzden ötürü kutluyoruz. Bu görüşleri ileri
sürenlerin soruna empati ile yaklaştıklarını yazıyorsunuz,
ancak bu bizce doğru değil. Bizlerin soruna empati ya da
sempati ile yaklaşmaları sözkonusu değil. Ayrıca kendi
hayatımızdada din eğitimi diye bir sorunumuzda var. Bu
söyleminiz belki bazılarını ifade etmektedir ancak bunu
gündeme getiren bizleri ifade etmiyor. Öncelikle bazı
saptamaları yapalım ve çözüm yollarına bakalım: Girilmek
istenen AB ülkelerinin hiç birisinde zorunlu din dersleri
bulunmamaktadır. Sadece bu ülkelerin bu sorunu nasıl
çözdüklerine bakmak bile yeterlidir. Dünyada adı demokratik
olan hiç bir ülkede zorunlu din dersi yoktur. Kaldı ki, bir
ülkede dinderslerinin zorunlu olmaması için, o ülkenin
demokratik olması da gerekmemektedir. Afrikada pek çok
kabile devletinde bile din dersleri zorunlu değildir. Bir
diğer tespit ise bu zorunlu din derslerinin 12 Eylül
generallerinin isteği ile başlandığıdır. 12 Eylül cuntasının
yasalarından bazıları hala yürürlüktedir. Bu da Türkiye'nin
demokratikleşmesinin önünde en büyük engeldir.
Konumuzda kalarak şimdi
çözüm yolları üzerine görüşlerimizi aktaralım. Zorunluluğun
karşıtı, zorunlu olmamasıdır. Yani seçmeli olmasıdır. Her
dini cemaatin kendi dindersini, kendi inancına uygun olarak
vermesidir. Bugün üyesi olmaya çalıştığımız tüm AB üyesi
ülkelerin uygulaması bunu işaret etmektedir. Eğer din
derslerini seçmeli hale getirirsek, çocuğunu dindersine
göndermek istemeyen velinin göndermemesine, göndermek
isteyen velinin de göndermesine engel olmayız. Nerede
verilmesi gerektiğinde sizinle aynı düşünceyi
paylaşacağımızıda belirtelim. Camilerde, Kiliselerde yada
Cemevlerinde değil, eğitim verilen örgün eğitim kurumlerında
verilmelidir. Hangi inancın dindersine istek oranında
başvuruya göre gereksinme varsa ona göre öğretmen ataması
yapılarak verilmelidir. Yeride MEB bünyesinde örgün eğitim
kurumları olmalıdır. Bu yöntemle bizler Amerikayı yeniden
keşfetmeyeceğiz. Dünyada her düşünme becerisine sahip
insanın ulaşacağı, rasyonel çözüme birlikte ulaşacağız.
Sanırım bu yöntem sizin sorularınızı yanıtlamaktadır ve
çözüm yollarınıda beraberinde getirmektedir.
Ben Avusturya da bir
eğitimciyim, Viyana Alevi Toplumunun da başkan
yardımcılığını yapıyorum. Bizler hem istemlerimiz hem de
çözüm yolları konusunda netiz. İlkokul yıllarımdan bir anımı
anlatarak kendi anavatanımızda kendi inancımızın nasıl bir
yere konulduğunu dile getirermek istiyorum. İlkokulda ki
dindersinde sınıf öğretmenım, kendisini çok severdim, hak ve
batıl mezhepleri anlattı ve bizlerin inancı olan Aleviliğin
batıl olduğunu söyledi.
Soruyorum sizlere şimdi:
Benim ya da ailemin inancının batıl olup olmadığı
değerlendirmesi, benim inancıma ait olmayan insanlar
tarafından konuşulması ,hem de laik bir cumhuriyette, doğru
mu? Hangi hakla benim inancım bu inancı kabul etmeyenler
tarafından öğretilebilinir? Öğretilirse de işte ancak böyle
öğretiliyor. Bizler kendi inancımızı anlatmaktan aciz miyiz?
Hiç bir inanca karşı söylediğimiz herhangi birşey yok.
İsteğimiz Anadolu topraklarında var olan ve toplumun
yaklaşık 1/3 inin inancının başkaları tarafından alay konusu
edilmesinin önüne geçilmesi ve inancımıza, saygı demiyorum,
tahammül edilmesidir. Dünyanın hangi ülkesinde hükumet
başkanı sanki bütün inançlar ondan sorulurmuşçasına benim
ibadet yerime, hayır cemevi ibadet yeri değildir diyebilir?
Soruyorum size dünyanın neresinde var bu? Alevi toplumunun
sünnileştirilmesi (bizim sünni kardeşlerimizle en küçük bir
problemimiz yoktur) laik cumhuriyetin görevimidir? Biz kendi
ınancımızı yaşamak istiyoruz. Başkalarını Alevileştirmek
gibi bir sorunumuz yoktur.
Benim vergisini ödeyen,
askerlik görevi dahil temel yutttaşlık ödevlerini yerine
getiren Alevi canlarımın sünnileştirilmesini içime
sindirmemi kim bekleme hakkına sahip olabilir. O ülke
herkesin olduğu kadar bizim, bizim olduğu kadar da
başkalarınındır. Biz bu bilinçle hareket edenleriz. Sünni,
Şii, Hristiyan, Yahudi, Alevi herkesimin MEB nin örgün
eğitim kurumlarında din dersleri verilmeli. Başvuru sayısına
bağlı olarak öğretmen atamaları yapılmalı. Bu dersler
seçmeli olmalı. Ne çocuklarını bu din derslerine göndermek
isteyenlere ne de göndermek istemeyenlere engel olunmamalı.
Eğer dindersleri zorunlu kalırsa ve bu dindersleri diğer
inanç sahiplerini alevileştirmek gibi amaç güderse, Alevi
toplumu buna da karşı cıkar Bunu da bilmenizi isteriz.
Amacımız insanlarımızın
birbirlerini anladığı, kendi değerlerimize sahip çıkıldığı,
insanlarımızın birlik içerisinde yaşadığı, 72 Millete tek
bir gözle bakın diyen Hünkarımız Hacı Bektaş-ı Veli' nin
dergahının, ser çeşmemizin, gerçek sahipleri olan Alevilere
iade edildiği, Telli Kuranlarını (SAZ) özgürce çaldıkları,
kendi ulu ozanlarını anmak için gittikleri yerlerde
yakılmadıkları Televizyonlarında sadece ramazan iftar
programlarının değil, muharrem ayı iftar programlarınında
düzenlendiği, toplumun 1/3 ünün inancı olan Aleviliğin
resmen kabul edildiği vs.... demokratik, insan haklarına
saygılı bir Türkiye oluşumuna katkıda bulunmaktadır.
Düşüncelerimizi her türlü ortamda gündeme getirmeye hazırız.
Her konuda yeteri kadar birikimimiz var. O ülke başkalarının
olduğu kadar bizim ülkemiz.
Kendi büyüklerimiz
yıllarca o ülkede Alevi olduklarını gizlediler. Söylemeye
cesaret edemediler. Bizler farklı bir kuşağız. Kendi
inancımızın yok sayılmasına seyirci kalmayacağız. Bu düzenin
böyle gitmesi Atatürk Cumhuriyetinin temellerini yok
saymaktır. Alevi toplumu büyük bir sabır ve olgunlukla
istemlerini dile getirmektedir ve getirecektir. Bu
cumhuriyetin temel kurucu unsuru bizleriz. Cumhuriyet
Anadolu topraklarında kurulmadan çok önce Fransız
devriminden çok kısa bir süre sonra bu fikri anadolu
topraklarında savunanlar bizleriz. Cumhuriyetin kurucu
unsuru olan bizler istemlerimiz konusunda da haklıyız. Bu
haklarımızı alacağız. Ancak isteğimiz şu: Gelin kendi
içimizde gerçekleştireceğimiz, yapabileceğimiz dönüşüm ve
açılımları aynı masada birarada oturarak yapalım. Bunları
yapmamız gerektiğini dışarıdan birilerine söyletmeyelim. Bu
uygarlıklar beşiği Anadolu da yaşayanlar için ayıptır.
Türkiye Cumhuriyeti Alevi Toplumu Temsilcilerini muhatap
alarak konuşmalıdır. İstemlerimiz Türkiye aleyhine değil
Türkiye yararınadır. Anadolu topraklarından yükselecek
Hümanizmin önü açılmalıdır. Buna engel olanlar Türkiye
Cumhuriyetine zarar vermektedirler.
Kimliklerden din
hanesinin kaldırılması ya da Alevi yazılması istemi
konusunda 1936 yıllarındaki nüfus cüzdanı örneklerine
bakmaları yeterlidir. Cumhuriyetin kurucularının bu konuyu
nasıl çözdüklerini artık topluma açıklamak gerekmektedir.
Pir Ahmet Yesevi, Hünkar
Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Fuzuli, Horasan Erenleri ve
daha nice pirler ve ulu ozanların inancı kendi topraklarında
yasak altında tutulamaz. Buna sahip çıkmak sizler gibi her
eli kalem tutan onurlu insanlarımızın sahip cıkması gereken
istemler olarak görüyoruz. Aleviler kendi istemlerini
savunurken, Türkiye'mizin demokratikleşmesine de katkıda
bulunuyorlar. Lütfen bu konuda sorularınızı daha da
artırarak sorunuz. Tüm sorularınıza vereceğimiz yanıtlarımız
var. Çünkü bizler bu topraklarda bin yıldır Anadolu
Hümanizmini temsil etmeye çabalıyoruz. Bin yıllık bilgi
birikimimiz var bu topraklarda. Bu birikim bizlere telli
kuranımız olan sazımız, ki onun hakkındaki yasaklama
fetvalarını sizlerde bilmektesiniz, kanalıyla ulaştırıldı.
Ülkemizin yüreki
kalemlerini selamlıyoruz.
Viyana Alevi Kültür
Birliği Başkan yardımcısı
Ertürk MERAL
Not: Ülkemizde
Mevlana'dan konuşulur onun erdemlerinden konuşulur,
Mevlevilik haftası düzenlenir ancak Mevlana'nın ünlü Nat-ı
Ali mersiyeleri nedense okunmaz. Size Mevlananın bu
yazısından kısa bir akıntı aktarmak istiyorum:
''Dinde evvel, âhir o
idi. Allah ile içli, dışlı o idi... Iste bunlari söyledim
ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrensin de yüksek velâyete
eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakkıyla yüce olan odur.
Ey efendi! Benimle boşuna
kavga etme, bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz zerreyiz,
güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz odur.''( MEVLANA,
Divan-i Kebir’ den Seçme Siirler c.2, s.156-157 Milli
Egitim Bakanligi Yayinlari - Sark Islam Klasikleri 15)
KULTURVEREIN VON ALEVITEN IN WIEN
CULTURAL ASSOCIATION
OF ALEVIS IN VIENNA
Schererstraße 4, 1210 Wien Tel:
0043-1-259 36 66/21 Fax: 0043-1-259 36 66/24
E-Mail:
viyana_alevi_birligi@hotmail.com