Güncel ve Tarafsız Haber

VİYANA ALEVİ KÜLTÜR BİRLİĞİ                                                                   

Hürriyet Gazetesi Yazarı  Sayın Ahmet Hakan Coşkun,

 

Zorunlu din derslerine hayır diyen bizlerin ileri sürdükleri görüşlere tamamen katıldığınızı yazıyorsunuz. Öncelikle sizi bu dürüstlüğünüzden ötürü kutluyoruz. Bu görüşleri ileri sürenlerin soruna empati ile yaklaştıklarını yazıyorsunuz, ancak bu bizce doğru değil. Bizlerin soruna empati ya da sempati ile yaklaşmaları sözkonusu değil. Ayrıca kendi hayatımızdada din eğitimi diye bir sorunumuzda var. Bu söyleminiz belki bazılarını ifade etmektedir ancak bunu gündeme getiren bizleri ifade etmiyor. Öncelikle bazı saptamaları yapalım ve çözüm yollarına bakalım: Girilmek istenen AB ülkelerinin hiç birisinde zorunlu din dersleri bulunmamaktadır. Sadece bu ülkelerin bu sorunu nasıl çözdüklerine bakmak bile yeterlidir. Dünyada adı demokratik olan hiç bir ülkede zorunlu din dersi yoktur. Kaldı ki, bir ülkede dinderslerinin zorunlu olmaması için, o ülkenin demokratik olması da gerekmemektedir. Afrikada pek çok kabile devletinde bile din dersleri zorunlu değildir. Bir diğer tespit ise bu zorunlu din derslerinin 12 Eylül generallerinin isteği ile başlandığıdır. 12 Eylül cuntasının yasalarından bazıları hala yürürlüktedir. Bu da Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünde en büyük engeldir.

 

Konumuzda kalarak şimdi çözüm yolları üzerine görüşlerimizi aktaralım. Zorunluluğun karşıtı, zorunlu olmamasıdır. Yani seçmeli olmasıdır. Her dini cemaatin kendi dindersini, kendi inancına uygun olarak vermesidir. Bugün üyesi olmaya çalıştığımız tüm AB üyesi ülkelerin uygulaması bunu işaret etmektedir. Eğer din derslerini seçmeli hale getirirsek, çocuğunu dindersine göndermek istemeyen velinin göndermemesine, göndermek isteyen velinin de göndermesine engel olmayız. Nerede verilmesi gerektiğinde sizinle aynı düşünceyi paylaşacağımızıda belirtelim. Camilerde, Kiliselerde yada Cemevlerinde değil, eğitim verilen örgün eğitim kurumlerında verilmelidir. Hangi inancın dindersine istek oranında başvuruya göre gereksinme varsa ona göre öğretmen ataması yapılarak verilmelidir. Yeride MEB bünyesinde örgün eğitim kurumları olmalıdır. Bu yöntemle bizler Amerikayı yeniden keşfetmeyeceğiz. Dünyada her düşünme becerisine sahip insanın ulaşacağı, rasyonel çözüme birlikte ulaşacağız. Sanırım bu yöntem sizin sorularınızı yanıtlamaktadır ve çözüm yollarınıda beraberinde getirmektedir.

 

Ben Avusturya da bir eğitimciyim, Viyana Alevi Toplumunun da başkan yardımcılığını yapıyorum. Bizler hem istemlerimiz hem de çözüm yolları konusunda netiz. İlkokul yıllarımdan bir anımı anlatarak kendi anavatanımızda kendi inancımızın nasıl bir yere konulduğunu dile getirermek istiyorum. İlkokulda ki dindersinde sınıf öğretmenım, kendisini çok severdim, hak ve batıl mezhepleri anlattı ve bizlerin inancı olan Aleviliğin batıl olduğunu söyledi.

 

Soruyorum sizlere şimdi: Benim ya da ailemin inancının batıl olup olmadığı değerlendirmesi, benim inancıma ait olmayan insanlar tarafından konuşulması ,hem de laik bir cumhuriyette, doğru mu? Hangi hakla benim inancım bu inancı kabul etmeyenler tarafından öğretilebilinir?  Öğretilirse de işte ancak böyle öğretiliyor. Bizler kendi inancımızı anlatmaktan aciz miyiz? Hiç bir inanca karşı söylediğimiz herhangi birşey yok. İsteğimiz Anadolu topraklarında var olan ve toplumun yaklaşık 1/3 inin inancının başkaları tarafından alay konusu edilmesinin önüne geçilmesi ve inancımıza, saygı demiyorum, tahammül edilmesidir. Dünyanın hangi ülkesinde hükumet başkanı sanki bütün inançlar ondan sorulurmuşçasına benim ibadet yerime, hayır cemevi ibadet yeri değildir diyebilir? Soruyorum size dünyanın neresinde var bu? Alevi toplumunun sünnileştirilmesi (bizim sünni kardeşlerimizle en küçük bir problemimiz yoktur) laik cumhuriyetin görevimidir? Biz kendi ınancımızı yaşamak istiyoruz. Başkalarını Alevileştirmek gibi bir sorunumuz yoktur.

 

Benim vergisini ödeyen, askerlik görevi dahil temel yutttaşlık ödevlerini yerine getiren Alevi canlarımın sünnileştirilmesini içime sindirmemi kim bekleme hakkına sahip olabilir. O ülke herkesin olduğu kadar bizim, bizim olduğu kadar da başkalarınındır. Biz bu bilinçle hareket edenleriz. Sünni, Şii, Hristiyan, Yahudi, Alevi herkesimin MEB nin örgün eğitim kurumlarında din dersleri verilmeli. Başvuru sayısına bağlı olarak öğretmen atamaları yapılmalı. Bu dersler seçmeli olmalı. Ne çocuklarını bu din derslerine göndermek isteyenlere ne de göndermek istemeyenlere engel olunmamalı. Eğer dindersleri zorunlu kalırsa ve bu dindersleri diğer inanç sahiplerini alevileştirmek gibi amaç güderse, Alevi toplumu buna da karşı cıkar Bunu da bilmenizi isteriz.

Amacımız insanlarımızın birbirlerini anladığı, kendi değerlerimize sahip çıkıldığı, insanlarımızın birlik içerisinde yaşadığı, 72 Millete tek bir gözle bakın diyen Hünkarımız Hacı Bektaş-ı  Veli' nin dergahının, ser çeşmemizin, gerçek sahipleri olan Alevilere iade edildiği, Telli Kuranlarını (SAZ) özgürce çaldıkları, kendi ulu ozanlarını anmak için gittikleri yerlerde yakılmadıkları Televizyonlarında sadece ramazan iftar programlarının değil, muharrem ayı iftar programlarınında düzenlendiği, toplumun 1/3 ünün inancı olan Aleviliğin resmen kabul edildiği vs.... demokratik, insan haklarına saygılı bir Türkiye oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Düşüncelerimizi her türlü ortamda gündeme getirmeye hazırız. Her konuda yeteri kadar birikimimiz var. O ülke başkalarının olduğu kadar bizim ülkemiz.

 

Kendi büyüklerimiz yıllarca o ülkede Alevi olduklarını gizlediler. Söylemeye cesaret edemediler. Bizler farklı bir kuşağız. Kendi inancımızın yok sayılmasına seyirci kalmayacağız. Bu düzenin böyle gitmesi Atatürk Cumhuriyetinin temellerini yok saymaktır. Alevi toplumu büyük bir sabır ve olgunlukla istemlerini dile getirmektedir ve getirecektir. Bu cumhuriyetin temel kurucu unsuru bizleriz. Cumhuriyet Anadolu topraklarında kurulmadan çok önce Fransız devriminden çok kısa bir süre sonra bu fikri anadolu topraklarında savunanlar bizleriz. Cumhuriyetin kurucu unsuru olan bizler istemlerimiz konusunda da haklıyız. Bu haklarımızı alacağız. Ancak isteğimiz şu: Gelin kendi içimizde gerçekleştireceğimiz, yapabileceğimiz dönüşüm ve açılımları aynı masada birarada oturarak yapalım. Bunları yapmamız gerektiğini dışarıdan birilerine söyletmeyelim. Bu uygarlıklar beşiği Anadolu da yaşayanlar için ayıptır. Türkiye Cumhuriyeti Alevi Toplumu Temsilcilerini muhatap alarak konuşmalıdır. İstemlerimiz Türkiye aleyhine değil Türkiye yararınadır. Anadolu topraklarından yükselecek Hümanizmin önü açılmalıdır. Buna engel olanlar Türkiye Cumhuriyetine zarar vermektedirler.

 

Kimliklerden din hanesinin kaldırılması ya da Alevi yazılması istemi konusunda 1936 yıllarındaki nüfus cüzdanı örneklerine bakmaları yeterlidir. Cumhuriyetin kurucularının bu konuyu nasıl çözdüklerini artık topluma açıklamak gerekmektedir.

 

Pir Ahmet Yesevi, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Fuzuli, Horasan Erenleri  ve daha nice pirler ve ulu ozanların inancı kendi topraklarında yasak altında tutulamaz. Buna sahip çıkmak sizler gibi her eli kalem tutan onurlu insanlarımızın sahip cıkması gereken istemler olarak görüyoruz. Aleviler kendi istemlerini savunurken, Türkiye'mizin demokratikleşmesine de katkıda bulunuyorlar. Lütfen bu konuda sorularınızı daha da artırarak sorunuz. Tüm sorularınıza vereceğimiz yanıtlarımız var. Çünkü bizler bu topraklarda bin yıldır Anadolu Hümanizmini temsil etmeye çabalıyoruz. Bin yıllık bilgi birikimimiz var bu topraklarda. Bu birikim bizlere telli kuranımız olan sazımız, ki onun hakkındaki yasaklama fetvalarını sizlerde bilmektesiniz, kanalıyla ulaştırıldı.

 

 

Ülkemizin yüreki kalemlerini selamlıyoruz.

 

Viyana Alevi Kültür Birliği Başkan yardımcısı

 

Ertürk MERAL

 

 

 Not: Ülkemizde Mevlana'dan konuşulur onun erdemlerinden konuşulur, Mevlevilik haftası düzenlenir ancak Mevlana'nın ünlü Nat-ı Ali mersiyeleri nedense okunmaz. Size Mevlananın bu yazısından kısa bir akıntı aktarmak istiyorum:

 

  ''Dinde evvel, âhir o idi. Allah ile içli, dışlı o idi... Iste bunlari söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrensin de yüksek velâyete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakkıyla  yüce olan odur.

Ey efendi! Benimle boşuna kavga etme, bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz odur.''( MEVLANA, Divan-i Kebir’ den Seçme Siirler c.2, s.156-157  Milli Egitim Bakanligi Yayinlari - Sark Islam Klasikleri 15)

KULTURVEREIN VON ALEVITEN IN WIEN  

CULTURAL ASSOCIATION OF ALEVIS IN VIENNA

Schererstraße 4, 1210 Wien  Tel: 0043-1-259 36 66/21 Fax: 0043-1-259 36 66/24

 E-Mail: viyana_alevi_birligi@hotmail.com

 

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com