Güncel ve Tarafsız Haber

* *

Gündem

Yazarlar

Yorumlar

Politika

Dünyadan

Derneklerden

Belgeler

Kültür & Sanat

Alevilik

Arama

Arşiv

Linkler

Kitap Tanıtımı

Alevi Belleği

HACI BEKTAŞ DERGAHI  İBADET MERKEZİ OLMALIDIR VE ESKİ KİMLİĞİNE DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR

Aramızdan Ayrılanlar

Editör aleviyol@aleviyol.com

Sitede ve www. arama

Almanya Telefon Rehberi

Türkiye Telefon Rehberi 

Haber Türk

Internet Spor

Atatürk Havalima

OOAn & Abflüge

Frankfurt (FRA)

 München (MUC)

Berlin (TXL)

Köln/Bonn (CGN)

Düsseldorf (DUS)

Medya Bul

Uğur Mumcu

Nesin Vakfı

Borsalar Dünya  

İstanbul Borsa

TC Merkez Bankası

Istanbul

Berlin

London

Click for London, United Kingdom Forecast

Melbouern

New York

Click for New York, New York Forecast


Ali Kaykı  Alevilik nereye gidiyor?

‘YARADILANI SEVERİM YARADANDAN ÖTÜRÜ’ Aleviliğin en büyük düşünürlerinden biri olan Şeyh YUNUS un yani KOCA YUNUS un bu sözlerini sanirim artık her Alevi biliyordur! Pekiyi bu bir cümlenin derinliğinden anlayabildiğimiz nedir?

Tabii herkes kendine göre bir yorum çıkarır, fakirin Acizane yaptığı gibi! Bu, bütün varlık alemine bir göz ile bakmak, bütün varlık alemini bir göz ile görmektir. Yani 73 millete bir nazar ile bakıldığı gibi! Bu ayni zamanda Aleviliğin temel prensibidir, olmazsa olmazıdır. Aleviliğin derinliği tasavvuftadır, tasavvufun başlıgı da budur! Yani Vahdet-i mevcut Vahdet-i Vücutta toplamıştır ya da mevcut olan herşey O bir Vücuttan meydana gelmiştir. Eğer bunu kabul ediyorsak, Alevilik hangi dinin devamıdır hangisinin içindedir, hangisinin dışındadır ya da hangisinin neresindedir diye kafa yormamız biraz abes kaçmıyor mu? Bizce, insanlarin kendilerince bölüşmüş oldugu bütün dinlerin, inançların insanlik için gerekli olanları, insanları ve insanlığı ileriye taşiyacak olanlarının hepsi Aleviliğin içinde toplanmış, insanı mükemmelliğe götüren yol olmustur. İçerisinde Budhizm, Hinduzm, Şamanizm, Mazdahizm, Zerdüşt ögretisi, Yahudilik, Hristiyanlık vs. olduğu gibi, bal gibi de İslamiyet vardır. Hem de hamurunu İslamiyet ile yoğurmuştur! Bu İslamiyet anlayışı da, Arap kültürünü, geleneklerini savunan Emevi ve Abbasilerin sonra da Osmanlının zorla dayattığı Sünni İslam değildir. Bu Kırklar meclisinde kendi sırrına eren Muhammedin, Kırkların Serdarı İmam Ali’nin, Onyedi Kemerbestin, Ehlibeytin İslam anlayışıdır. Bu, Basra’nın üç taraflarında 950-1050 yıllarında kendi devletlerini kurmuş olan Karmatilerin İslam anlayışıdır.

Aydoğan Kekevi "AB ile ABD arasında binamaz"

Son 2 küsur yıllık AKP döneminin  icraatlarını ve nedenlerini, içinde bulunduğu/muz siyasal durumu "summa sumarium" olarak dile getiren bu yazı için sayın Rahmi Yıldırım'a teşekkürler.

Yalnız Sayın Rahmi YILDIRIM'ın yazısına gelmeden önce son gelişmelere kısaca bir kaç not düşelim:

......

ABD "demokrasi" öneriyor, ABD "demokrasi" götürüyor ama demokrasinin bir parçası olan beğenip beğenmeme hakkıma bile tahammül edemiyor; beğenmeme hakkıma ambargo koyarak sanki "beşik kertmesi" imişiz gibi. zorla kendisini "beğenmemi" istiyor.

Berlin Okullarında Verilen Din Dersleri ile ilgili Soru Önergesi 1Drucksache 15 / 12 114 Kleine Anfrage15.

Wahlperiode Kleine Anfrage des Abgeordneten Özcan Mutlu (Bündnis 90/ Die Grünen) vom 28. Dezember 2004 (Eingang beim Abgeordnetenhaus am 29. Dezember 2004) und Antwort Unterrichtsbesuche durch die Schulaufsicht Im Namen des Senats von Berlin beantworte ich Ihre Kleine Anfrage wie folgt:

 1. Wie viele Schülerinnen und Schüler nehmen derzeit am evangelischen, katholischen, jüdischen und islami-schen Religionsunterricht sowie am Lebenskundeunter-richt in Berlin teil? (aufgeschlüsselt nach Schuljahren und den jeweiligen Trägern)

Berlin Eyalet Parlamentosu Milletvekillerinden Sayın Özcan Mutlu nun din dersleri ile ilgili soru önergesi

1.Okullarda verilen din derslerinde katılan öğrencilerin sayısı

evangelischer Religionsunterricht: 89.951 Schüler/innen

katholischer Religionsunterricht: 24.078 Schüler/innen

 jüdischer Religionsunterricht: 734 Schüler/innen

islamischer Religionsunterricht der Islamischen Föderation: 4.023 Schüler/innen  Islam dın dersı Islam Federasyonunun verdiği

islamischer Religionsunterricht (Aleviten): 127 Schüler/innen                                    Islam dın dersi   Alevilerin verdiği

Lebenskundeunterricht des Humanistischen Verbandes: 36.688 Schüler/innen     Hayatbılgısı dersı her dınin anlatıldığı

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ  HİKMET ÇETİNKAYA

Tarikat Okulları...

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik , özel eğitim kurumlarının eğitime yüzde yüz değil, yüzde üç yüz katkı yaptığını açıkladı...

Elbet, bir soru geldi aklınıza:

''Nerede yaptı bu açıklamayı?''

İskenderun'da Fethullah Gülen 'e yakınlığıyla bilinen ''Özel Gülen İlköğretim Okulu'' nun açılış töreninde...

Bakan Çelik, İskenderun 'da yaptığı konuşmada neyi amaçlıyordu?

CHP Denizli Milletvekili, TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi Mustafa Gazalcı yanıt verdi:

PENCERE  İLHAN SELÇUK

Ilımlı İslam Devleti'nin Kuramcısı Şeyh!..

Eskilerin ''fikr-i takip'' dedikleri nedir?..

Hikmet Çetinkaya 'nın Fethullah Gülen 'e ilişkin ilk yazı dizisi 1976 yılında Cumhuriyet'te yayımlanıyor; İzmir, Kemalpaşa, Kazdağları'nda Fethullah Gülen'in öğrenciler için kurduğu irtica kampları tanıtılıyor.

Yıl 2005!..

Bugün Cumhuriyet'te Hikmet'in kaleminden ''Fethullahçılarda İç Hesaplaşma'' yı okuyacaksınız...

Çetinkaya'da fikr-i takip var...

Metin Golbol

GÖKYÜZÜNDE HZ. ALİ'NİN ZÜLFİKARI
Kılıcın boyu, 3.4 km. Eni, 1.2 km. Sabah saat 6.33'den 9.15'e kadar bozulmadan kalmıştır. Bu görüntünün dışında gökyüzünde başka hiç bir görüntü yok idi. Kılıcın uç kısmı Dapur Tepesi tarafında, kabza kısmı Til Tepesi
tarafındadır. İki tepearası 15 km'dir.

EYLEN YOLCUM

Eylen yolcum eylen bir su vereyim

Susuz çöller aşmadın mı yaralı

Hüseyn’ in cemali vardır yüzünde

Beni mahrum etme dost ellerinden

Şah yollarından

Mehr Islam an Berlins Schulen

An Berlins Schulen wird immer mehr islamischer Religionsunterricht erteilt. Derzeit besuchen diesen Unterricht 4.150 Grundschüler, 1.134 mehr als im Schuljahr 2003/04, wie Bildungssenator Klaus Böger (SPD) dem Abgeordnetenhaus gestern mitteilte. Das sind insgesamt 2,8 Prozent der Kinder in den Klassen 1 bis 6. Die Teilnehmerzahl beim Angebot der Islamischen Föderation wuchs um mehr als ein Drittel auf über 4.000 an 37 Grundschulen,

Berlin Okullarinda gittikce daha fazla islam din dersi veriliyor.Su anda islam din dersi alan ögrenci sayiyi 4150. Gecen sene ile karsilastirilinca 1154 kisilik bir artis var.Egitim senatörü Klaus Böger in bildirdigi gibi.Islam federeasyonu 37 okulda islam dersleri verdigini ve  ögrenci sayisinin gittikce arttigini 1/3 e ulastiklarini söylediler

Irak’ta 'modern kadın' kıyımı

Irak’taki şeriatçılar, kadın hakları savunucusu kadınları birer birer öldürüyor. Kadınlar en az 30 kayıp verdi. Newsweek dergisinin haberine göre iyi eğitimli, çağdaş, çalışan kadınlar kurban seçiliyor. Başörtüsü takmayan kadınların kafası kesiliyor; cesetleri kara çarşaflara sarılıp ortalığa atılıyor.

Kazım Balaban Kimlikler ve inançlar: Sol ve Alevilik polemiği

Zaman zaman çeşitli platformlarda karşılastığımız Alevilik ve Sol (Marksizm kavramları karşısında, grubumuzda da aktüel olduğundan dolayı kısaca değinmek istiyorum.

Esas konuya girmeden önce buna benzer başka kavramı da gene kısaca irdelemek istiyorum. Bu kavram da Alevilik ve Kürt kavramı. Bazı Aleviler kendilerine etnik kökenleri soruldugunda biz Aleviyiz diyorlar. Bu kavramı kullananların genellikle eğitim düzeylerinin pek yüksek olmadığını, sosyolojik bilgilerinin yeterli olmadığını, PKK veya Kürt sorununa pek sıcak bakmadıklarını hemen eklemek gerekir. Şiddeti ve ona bağımlı çözümleri kabul etmedikleri için böyle söylerler. Ancak bu doğru bir deyim degildir. Her insanin bir etnik kökeni vardır. İnanç ayrı bir kavram, etnik köken ise başka bir kavramdır. Bunu pek çok Alevi canımız ayırt edememektedir.

İbrahim Ortaş   Öğretim Üyesi Profili Nasıl Düzeltilir-1

Üniversite Çalışanlarının Maaş Durumu Yoksulluk Sınırının Üzerine Çıkartılmalıdır

 Öğretim üyeleri profilinin beklenilenin gerisinde olması berberinde çözüm önerilerin de düşündürmeye başladı. Sorun çok boyutlu olup, çözümü ise temelde verimliliği ve üretkenliği bünyesinde bulunduracak yeni bir Yükseköğretim Yasasının hazırlanması ile sağlanacaktır.

AKP İKTİDARINI YEŞİL SERMAYE BESLİYOR

Bush'a yakınlığıyla tanınan Michael Rubin, AKP iktidarının şeffaf olmayan kaynak kullandığını ileri sürdü

Medya çekiniyor ''Middle East Quarterly'' dergisinde yazan Rubin, iç ve dış kaynaklı yeşil sermayenin gelecek yıllarda Türkiye'deki laik sistemi yontacağına işaret etti.

Makalesinde Türkiye'deki istatistiklerin göstermelik olduğunu savunan Rubin, medyanın AKP'yi sorgulamaktan çekindiğini vurguladı.

Yazıda, Erdoğan'ın yakınındaki bazı kişilerin El Kaide ile bağlantılı şirketlerle ilişkisi bulunmasının Amerika'da rahatsızlık yarattığı kaydedildi.Rubin: Yeşil sermayenindesteklediği AKP'yi medya sorgulamaktan çekiniyor

Rıza Zelyut   Amerika'daki çete...

George W. Bush, yani oğul Bush; 'Beni başkanlığa Allah getirdi!' diyor.

Ve itiraf ediyor:

'Seçimlerde Demokrat Parti adayı Al Gore'dan daha az oy almış olmama karşın; Allah beni başkan yaptı.'

İşte bu itiraf; ABD'de demokrasinin nasıl çeteleştiğini gösteren en açık belgedir.

Bush ile kendilerine Yeni Muhafazakarlar diyen çete; ABD yönetimini hile ile geçirmiştir.

Çetenin ikinci işi, 2001'de 11 Eylül saldırılarını düzenlemek oldu.

New York'u vurup binlerce insanı öldürdüler, suçu da El Kaide adlı örgütün sırtına yükleyip İslam dünyasına karşı son Haçlı Saldırısı'nı başlattılar.

ABD'deki çete bir doktrin hazırlamıştı: Bush Doktrini.

Bu doktrinde, Libya, Suriye, Irak; haydut devletler (Yani

Kürtçü gazetecilere kritik soru?

Akşam yazarı Nihat Genç, Türkiye'de yaşanan Alevi, Kürt, Laz ve Türk ayrımcılğını konu alan bir yazı yazdı. Genç, yazı arasında Kürtçü gazetelere şu soruyu yöneltti.Akşam yazarlarından Nihat Genç, Türkiye'de yaşanan sınıfsal ayrımı konu alan bir yazı yazdı. Zaman zaman üzüntülerini bize aktaran Genç, Ermeni ve Kürtler'i savunan yazarlara ve ortalık karıştıran ajan gazetecilere çattı. Genç'in Kürtçü gazetelerde çalışan muhabirlere sorduğu soru çok derin manalar içerdi. Genç, "Dert bir değil" diyerek söze girdi. Benim güzel halkım. Dükkanını açtın mı? Ortalığın tozunu aldın mı? Çayını demledin mi? Telefonlarına baktın mı? Bugün olsun üzme kendini. Allah bir kapı açar. Allah hepinize sakin bir vicdan versin.

Turap Tercan   Aleviler de Toplumsal hafıza kaybı

Biz neyiz, nereden gelip nereye gidiyoruz?
Günümüz Alevi toplumunda Aleviliğe ilişkin ciddi bir hafıza kaybı yaşanmakta. Günümüz de "Aleviyim" demenin tarifi "Alevi anne baba"dan gelmeyle özetlenen bir alevi tanımlamasıyla karşı karşıyayız. Yani “yaşanan” ve “özümsenen” bir Alevi kimlik tanımlaması degildir bu. Hal böyle olunca arkadaşımızın birisinin belirttiği gibi; "Babam Alevilik İslam’dır, hatta hakiki Müslüman biziz diyor. Ben Alevilik kendi başına bir inançtır, fakat İslamdan da etkilenmiştir diyorum. Oğlum da Alevilik yanlızca bir felsefe bir yaşam bicimidir diyor. Ne yapacağız şimdi?" diye soran, ne oldugu belirsiz Alevilik tanımlamasıyla (kimliği ile) karşı karşıyayız. İşte bu örnek bile bize, bizi bir arada tutan, bizi biz yapan ortak değerlerin ne kadar erizyona uğradığını göstermeye yetiyorda artıyor bile. Bu durum bir toplumun ne olduğuna
ilişkin yaşabileceği en büyük beyin çöküntüsüdür, hafıza kaybıdır.

İsmail ONARLI

ALEVİLİK ve BUGÜNKÜ ALEVİLER NASIL ALGILANMALIDIR

Toplumumuz, dünkü ve bugünkü durumu, olayları yanlış algılamaması için; kısa başlıklar halinde düşüncelerimi yeniden dilendirerek, anımsatmak istiyorum:

1. Tarihsel ve Geleneksel Alevilik ile bugün kendilerine Aleviyim diyenleri birbirinden kesin hatlarıyla ayırmak gerekir. Ayrılmazsa için içinden çıkılmaz. Nitekim bazıları ayırmadıklar için kafa karışlığı yaratıyorlar. Alevilik; Sünnilik, İsmaililik, Zeydilik ve Şiilik gibi İslami yorumlardan çok farklı bir yorum, yerel, bölgesel ve ulusal kültürel bir sentez olup, onun için de Heteri ve Heteredoks diyorum. Bugün yaşayan Alevilerin büyük çoğunluğu sisteme entegre olmuş insanlardır. Ayrı ibadet mekanları (cemevleri) olsa bile, Sünnilerin çoğunluğu gibidüzene çok sıkı bağlıdırlar...

İsmail Kaygusuz

İNKARCI  DİYANET’İN TUZAKLARI  ve  CEMEVİ GERÇELİĞİ

Diyanet’in Alevilere yeni tuzakları belirginleşiyor

Bir süredir Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu Alevilik ve Alevi-Bektaşi toplumuna ilişkin çıkışlarını yardımcısına bırakmış olduğunu gözlemliyoruz. Kendisi bu geleneği bağlı bulunduğu Devlet Bakanı Prof Dr. Mehmet Aydın’dan almıştı. Onun 2002 yılının sonlarında Hürriyet, Milliyet ve Zaman gezetelerinde yayınlanan söyleşi ve demeçlerinde dinsel davranış ve eylemlerde “akıl tutulması” tutulması kavramından sözetmiş;  bir İlahiyat Profesör’ünden, İslam Felsefesi hocasından beklenmiyen “İslamın Alevi yorumu üzerinde bilgi yoktur; Alevi dünyasındaki düşünce ve bilgi zenginliğini yeterince bilmiyoruz” demiş; bir Diyanet eylem planının ve kurumun yeniden yapılandırlması hazırlıklarından ve onun içinde “Aleviliğin de görünür olması” gibi birtakım parlak düşünceler (!) de ileri sürmüştü.  Devlet Bakanının bu görüş ve düşüncelerini irdelediğimiz ve Alevi-Bektaşi inancı açısından olmazları sergilediğimiz yazının son paragrafında şunları söylemiştik:

Ali Küçükahmet  Mehmed Ali Hilmi Dedebaba’yla sohbet -II

 Bu defa yağmurlu bir gün. İnsanlar büyük kardan kurtulmanın sevinciyle yağan yağmura aldırmadan kendilerini sokaklara atmışlar. El kaldırdığım Göztepe/Gözcübaba minibüsüne itiş kakış bindikten sonra oturabilecek yer bile buldum. Sırtımdaki çantayı kucağıma almış sanki kapkaççılara kaptırmaktan korkuyormuşçasına sıkı sıkı tutuyordum. Bu çanta benim her şeyimdi. İçi bir kapkaççının –dijital fotoğraf makinesi dışında- hiçbir işine yaramayacak malzemelerle doluydu. Bir dürbün, bir büyük tornavida, bir lavabo fırçası, iki tane –yolda para harcamamak için- evde doldurulmuş yarımşar litrelik su şişesi ve içine peynirle domates konulmuş yarım ekmek. Mezar taşlarını incelemek için gerekli malzemeydi bunlar. Lavabo fırçasıyla mezar taşlarının yazılarını kaplayan yosunları temizlemekte, tornavidayla yazıların üstü kireç bağlamışsa kazımaktaydım. Mezarlıklar çok geniş bir alanı kaplıyordu ve uzaktan Bektaşî mezarının –özellikle kadın mezarı ise- olup olmadığını belirlemek için bu dürbünü

Ahmet  Yaşar Ocak Türkiye,İslam,Üniversiteler ve Sosyal Bilimler*

Mesleğime intisap ettiğim 1972 yılından itibaren, çalışma alanım olarak Türk tarihi çerçevesinde İslam gibi, kısmen Merhum Fuat Köprülü’nün, Abdülbaki Gölpınarlı’nın ve Osman Turan’ın bazı makalelerinin dışında, o zamana kadar hemen hiç çalışılmamış, çok problemli bir alanı tercih ettim. Bu tercihte adı geçenlere, özellikle Fuat Köprülü’ye karşı duyduğum hayranlık ve takdir hislerinin büyük etkisi vardı. Bununla beraber, bu seçimimin altında asıl sebep olarak belki, konunun günümüzle olan canlı ve problemli bağlantısını, başka bir deyişle Türkiye’de sürüp gitmekte olan iki kültürlülüğün altındaki İslam faktörünün Türk tarihindeki rolünü ve bu rolün değişik alanlardaki yansımasını anlama çabasını gösterebilirim. Çocukluğumdan beri Türkiye’de bu konudaki tartışmalar hep dikkatimi çekmiştir. Bu yüzden bu meselenin tarihsel boyutu bende derin bir merak uyandırıyordu. Gençliğin verdiği bir aşırı kendine güvenin doğurduğu cesaretle, belki daha doğru bir deyişle, cür’etle, Türkler’in Müslümanlığı kabul ettikten sonraki sosyo-kültürel tarihlerine yöneldim. Bu tarihin, Fuat Köprülü’nün çok haklı tespitiyle, tasavvuf gibi çok güçlü bir faktörün etkisinde oluşmuş olması, yapmak istediğim çalışmaların ağırlık noktasının ister istemez bu yönde olmasını gerektiriyordu. Ben de kendimi bu doğrultuda yoğunlaştırmalıydım ve öyle de yaptım.

Berlin Okullarında Verilen Din Dersleri ile ilgili Soru Önergesi 2

Drucksache 15 / 12 116 Kleine Anfrage15.

Wahlperiode Kleine Anfrage des Abgeordneten Özcan Mutlu (Bündnis 90/ Die Grünen)

vom 28. Dezember 2004 (Eingang beim Abgeordnetenhaus am 29. Dezember 2004) und Antwort Islamischer Religionsunterricht im Schuljahr 2003/2004 Im Namen des Senats von Berlin beantworte ich Ihre Kleine Anfrage wie folgt:

 1. Wie viele Schüler/-innen wurden seitens der Eltern für die Teilnahme am islamischen Religionsunterricht für das Schuljahr 2004/2005 angemeldet und wie viele nehmen derzeit tatsächlich an diesem Unterricht teil? (sortiert nach Trägern)

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA

Fethullah Gülen'i Eleştirmek Yasak...

Fethullah Gülen 'in sağ kolu, 40 yıllık yol arkadaşı , Işık Evleri'nin, okulların, Asya Finans'ın, Samanyolu TV'nin kurucusu Nurettin Veren 'in anlattıklarını yazmak suç mudur?

Evet suç!..

''Fethullah Gülen'in 40 yıllık arkadaşı Nurettin Veren anlatıyor'' yazı dizim yargı kararlarıyla durduruldu...

Gülen'in avukatları Üsküdar Beşinci Asliye Hukuk Mahkemesi 'nde dizi yazımın durdurulması için dava açtılar.

Mahkeme, avukatların başvurusu üzerine 2005/54 Sayılı 2 Mart 2005 tarihli kararıyla Fethullah Gülen'le ilgili yazı dizisinin 'ihtiyati tedbiren' yayımlanmamasına karar verdi...

Gazetemizin hukuk bürosu, bu kararın henüz savunma alınmadan verildiğini , yayını durdurma kararına bugün itiraz edeceklerini söylediler...

Savaş ÇOBAN

ANADOLU TARİHİNİ YENİDEN YAZMAK:“ANADOLU BİLGELERİ”

Bu toprakları aydınlatanlar düşünür ve ozanlardır. Onlar aynı zamanda Türk halk kültürü ve edebiyatının da  yaratıcılarıdır. Anadolu Bilgelerinin büyük çoğunluğu halkın arasında yetişerek  topluma öncü ve ışık olmuşlardır. Türklerin tarihi anlatılırken onlara pek  değinilmemekte, sanki sadece sultanve padişahların hayat hikayeleri ve fetihlerden oluşan bir tarihimiz varmış gibi okulda, kitaplarda tarih bilincimiz doğmadan öldürülmektedir. Oysa tarihi yapan halklardır askerler olmasa hangi savaş kazanılır, ozanlar, düşünürler olmasa ve onların yarattığı kültür olmasa bir topluluk “ulus” olabilir mi? Tarihi, gerçekte tarihi yapanları da işin içine katarak yeniden yazmak gerekiyor…

Taha Akyol   Sosyal bilim ödülleri

TÜRKİYE Bilimler Akademisi (TÜBA) bu yıl sosyal bilimler dalında iki profesöre "Bilim Ödülü" verdi: Folklorcu Prof. İlhan Mehmet Başgöz ve tarihçi Prof. Ahmet Yaşar Ocak.

TÜBA'nın yayın organı olan Günce'nin son sayısında iki bilim adamının konuşması yayımlandı. (www.tuba.gov.tr)Prof. Başgöz, kişi adlarının 'sosyolojisini' inceliyor.

Mehmet BULUT     Başbakan'a 'travesti gibi' deyince tazminata mahkum oldu
GAZİANTEP'te yayınlanan yerel Zafer Gazetesi'ndeki köşe yazısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, `Sat o zaman kendini bir travesti gibi' sözüyle hakaret ettiği öne sürülen Halil Eyüboğlu, 3 bin YTL (3 milyar lira) manevi tazminat cezasına çarptırıldı.
      Yerel Zafer Gazetesi'nde köşe yazarı olan Halil Eyüboğlu, 14 Nisan 2004'teki Karakalem adlı köşesinde Başbakan Erdoğa'a `Kıbrıs'tan sonra Kürdistan mı?' konulu
bir yazı yazmıştı. Eyüboğlu, y

NEŞE DÜZEL  Milli ideoloji: Yahudi karşıtlığı

  • Yeni bir milli birlik ideolojisi, Sabetaycılık hikâyesiyle oluşturuluyor. 28 Şubat'ta birbirinden kopanlar Sabetaycılık korkusunda birleştiriliyor

  • Anti-Sabetaycılık, yeni bir ittifak arayışıdır. İttifakta, AKP'den grupların yanı sıra Kemalist, CHP'li, Alevi insanlar da var. Sabetaycılıkta büyük rant var

  • ABD'yle önceliklerimizde uyum mümkün değil. İki ülkenin Irak politikası örtüşmüyor, örtüşmeyecek. Irak, ABD'yle gerginlik yaratmayı sürdürecek

  • Murat Aksoy   Başörtüsü / türban tartışmasında eksik kalan ne?

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Alman gazetesinde yer alan söyleşinin içeriği konusunda net bir bilgimiz olmasa da, başörtüsü tartışmasında Başbakanın meselenin çözümü için “mutabakat”ı önemsediği anlaşıldı. Bu tartışma zamanlama açısından da önemli ve bu yüzden yarıda kesilmemeli. Yarıda kesilmemeli derken asıl söylemek istediğimiz bu tartışmayı başlatanların, tartışmadan kaçmamalarıdır.  

    Taraflar ve Görüşleri

    Genel bir sınıflandırma içinde konuya iki farklı yaklaşım söz konusudur. Bunlardan ilki türbanın bir sorun olmadığını bu anlamda yapılan tartışmaları anlamsız bulan ve sorunun hukuki olarak çözüldüğünü ifade eden görüştür. İkincisi ise bu alanda bir sorun olduğunu ve mevcut bu durumun da her yıl sürekli mağdur ürettiğini ifade eden görüştür.

    İlk pozisyonu savunanlar açısından bu tartışma anlamsızdır. Çünkü mesele hukuki olarak çözülmüştür. Konu ile ilgili gerek Danıştay’ın gerekse Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları tartışmayı bitirmiştir. Bu kararlara ek olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Dördüncü Dairesinin Leyla Şahin ile ilgili vermiş olduğu ve Türkiye’yi haklı bulan kararı ile hukuki bir zafer daha kazandıklarını ifade etmektedirler. (Karar kesinleşmiş değildir. Leyla Şahin’in yapmış olduğu itiraz kabul edilmiş ve dava AİHM Büyük Kurulunda yeniden ele alınacaktır.) YÖK Başkanından, Cumhurbaşkanı’na geniş bir bürokratik kadro ile başta CHP olmak üzere devletin laik nosyonuna vurgu yapan sol partiler de bu pozisyonda yer almaktadırlar. Laik hassasiyetlere sahip bu kesim rejim korkusu bağlamında yasakçı tavırlarını sürdürmektedirler.

    Mustafa Balbay TERÖR LAİKLİĞE ZORLUYOR

    Türk Metal Sendikası ve Uluslararası Avrasya Metal İşçileri Federasyonu Başkanı Mustafa Özbek: Türkiye'nin ilk sorunu AKP

    "Atatürkçülüğü, laik demokratik cumhuriyeti, ölümüne ne pahasına olursa olsun savunmak zorundayız" diyen Mustafa Özbek şöyle konuştu: "Çıkış mutlaka demokrasiyle, adına demokrasi dediğimiz bu sistemle sağlanmalı. Çözüm yeri parlamentodur. Hükümetler oraya saygı duymak zorundadır. Parlamentolar sorumluluklarını bilmek durumundadır. Ama parlamentoda Türkiye'nin sorunlarıyla ilgili bir tartışma olmuyor. Tayyip Erdoğan'ın aklına ne gelirse yasalaşıyor."

    İlhan Selçuk  Bes vakit yetmez on vakit kılın

    Türkiye Muz Cumhuriyeti mi?..

    Gazete sayfalarında bir soru dolaşıyor:

    - Türkiye muz cumhuriyeti mi?..

    Sorunun sorulması bile ne hale düştüğümüzün resmidir...

    Başka sorular da var:

    - Devletin çiğnenmesi yasak kırmızı çizgileri vardı, ne oldu?.

    Davut Sever  Gündemi iyi izleyebilmek

     Alevi yol sayfasında Hak-der eski yöneticilerinden sayın Bektaş Tosun hodri meydan diyerek bir tartışma başlatmak istemektedir.

    Yaklaşık iki yıldır Avrupa’da ve Türkiye’de gerek gazete sayfalarında gerekse internet sayfalarında ve formlarında büyük tartışmalar yaşandı.Görünen o ki sayın Bektaş Tosun pekte takip edememiş, gündemi izleyememiş. Almanya federasyonu tartışmalara noktayı koyarak ve Aleviliği İslami bir yorum olaraktanımlarken Sunni ve Şii İslamdan farklı yorumlar ibaresini koymuştur.

    İsmail Kumcu  Demokrasi denen kavram 

    Eski Yunanca’da halkın kendi kendini yönetmesi anlamında olmasına rağmen, o dönemde toplumun sınıflara ayrılmış olması, köleliğin var olması ve kölelerin oy verme hakkının olmaması yüzünden, ortaya çıktığı zamandan beri gerçek anlamda halk yönetimi olma konumuna bir türlü gelememiştir. Süreç içinde değer yargılarının değişmesiyle ülkeler ve toplumlarda tartışmalar, yıpratıcı, kanlı mücadeleler sonucunda bu günkü anlamını kazandı. Ancak bütün bu gelişime rağmen hala üzerinde tartışılan bir kavram olup her ülkede yönetenlerin düşüncelerine, egemenlerin yönlendirmelerine göre anlam kazanmaktadır.

    Kedili karikatüre bir ceza, bir beraat

    Başbakan Erdoğan, kediye benzetildiği karikatürü aynen yayınlayan yerel gazeteden de 10 bin YTL istedi. Ancak mahkeme başkanı tazminat istemini reddetti. Erdoğan, kediye benzetildiği için 5 bin YTL tazminat kazandığı karikatürü aynen yayınlayan Eskişehir'deki yerel gazeteden de 10 bin YTL istedi. Ancak mahkeme başkanı, "Şiir okuduğu için hapiste yatan Başbakan bu tür eleştirilere daha hoşgörülü yaklaşmalı" diyerek tazminat istemini reddetti.

    GÜNCEL   CÜNEYT ARCAYÜREK  Bilal Muhabbeti'

     Bir gazetemizin manşette belirttiğine göre RTE 'nin Başkan Bush 'la -ayaküstünde sekiz dakika, çeviri nedeniyle dört dakika- görüşmesi ''Türkler Amerika'yı sevmiyor'' ve ''Türkiye ABD'nin gözünden düştü'' diyen, Amerikan karşıtlığının Türkiye'de yüzde 82'lere vardığını saptayan anketlere karşı mesajmış. NATO toplantısından sonra RTE, Başkan Bush ve yanından ayrılmayan yaver-i hası İngiltere Başbakanı Blair ile üçlü, ''ayaküstü derin bir sohbete'' dalıyor ve sekiz (dört) dakikalık ''Bilal muhabbeti'' yaşanıyor.

    Basel ve Cevresi Alevi-Bektasi Kültür Birligi Hızır cemi

    27 Subat pazar günü Basel Hilton Otelinde yapacagımız Hızır Cemi’ nde birlik inancında birleşelimAlevi Felsefesinin ve inancinin gelecek kuşaklara taşınmasında önemli bir  yeri ve işlevi  olan Basel ve Çevresi Alevi Bektaşi Kültür Birliği yıllardir Cem törenlerini Basel Hilton oteli salonunda yapmaktadır, özü pak sözü pak tüm insanlar

    Selahattin Erol  ÖLÜM  İYİLİĞİ !..

    TBMM’de 2005 yılı Bütçe konuşmasında  Başbakan  Erdoğan  ne diyordu : “Ekonomik başarı,siyasal istikrarın sonucudur.” 

     Maşallah  AKP’de  siyasal  “istikrar”  tam  !..  Milletvekilleri  istikrarlı bir  şekilde  istifa  ediyorlar !.. Turizm  Bakanı  Erkan Mumcu’dan  sonra,  bugün   de  Malatya milletvekili  Süleyman Sarıbaş    “Gördüğüm lüzum üzerine AK Parti'den istifa ediyorum'' diyerek bu  “istikrar  adasını”   terk  etti.  Siyasi  kulislerde  dolaşan söylentilere  göre,  beş  AKP  milletvekilinin  daha  istifası  bekleniyor !..  

     İnsan  bu  yaşananları  görünce,  ister istemez,  DSP’nin  bölünmesini  hatırlıyor.  O zaman  da  kimi  DSP  milletvekilleri  “gördükleri  lüzum  üzerine” , kimileri  de  Cem-Derviş ikilisinin peşine  takılıp  “Türkiye’nin  önünü  açmak  için”  partilerinden  istifa  etmişlerdi. 

     Baykal: İyi ki ülkede Aleviler var
    Dünyanın en büyük cemevi olduğu ileri sürülen Mersin Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi, dün törenle açıldı. Törene, 10 bin vatandaşın yanı sıra, CHP yönetimi ve Genel Başkan Deniz Baykal, 50 CHP milletvekili ve DSP lideri Zeki Sezer katıldı.CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Aleviler'in hoşgörülü davranıp Türkiye'nin temelini oluşturduğunu belirterek, "Bu hoşgörü Ortadoğu'da olsaydı, bugün orada
    çatışmalar olmayacaktı" dedi.

    Aleviler Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bugünkü haliyle Anayasa'ya aykırı olduğunu söyledi. Ceviz Kabuğu programına katılan Alevi temsilciler görüşlerini açıkladı.   'Aleviler diyanetin kalkmasını istiyor mu' sorusuna cevap verirken Alevi temsilciler kendi aralarında görüş birliğine varamıyorlar.Ceviz Kabuğu programında Hulki Cevizoğlu'nun sorularını yanıtlayan Alevi cemaati temsilcileri Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mevcut haliyle Anayasa'ya aykırı olduğunu iddia ettiler.

    Haberler Devam Haberler Devam Haberler Devam Haberler Devam Haberler Devam Haberler Devam Haberler Devam

     

     

     

    Haftanın

    Yorumu

    Şeyh'in Yükselen Gücü..

    Dünyada bir buçuk milyara yaklaştığı söylenen İslam nüfusu içinde AB'ye girebilecek hukuk yapısına sahip tek ülke Türkiye'dir.

    Bu hukuk yapısının laik olduğunu söylemek fuzulidir.

    Temel yasalarımız 1923 Devrimi'yle benimsenmiştir.

    Büyük Atatürk 'ün eseri olan çağdaş devlet elbette gülsuyuyla kurulmadı; emperyalizme karşı bir savaşla mayalandı.

    Batı'da, özellikle Avrupa'da da Aydınlanma devrimleri kolay olmamıştır; din, devletten ve siyasetten soyutlanıp vicdanlardaki yerini buluncaya dek çok can yandı; demokrasinin altyapısı olan laikliğe karşı direnenlerin tarihsel tasfiyesi acılı olaylara yol açtı.

    Bizde de benzeri olaylar yaşanmıştır, laik Cumhuriyete karşı çıkanlar elbette olacaktı; bunlardan pek ünlü biri de Sait Nursi 'dir..

    Sait Nursi'nin hayatı ve yolu malum!..

    Devleti, hukuku, politikayı dinci siyasetin mantığıyla açıklamaya çalışan Nursi'nin yarı meczup kimliğini kendisine rehber edinmiş olan müridi günümüzde Fethullah Gülen 'dir.

    Son yıllarda Amerika'ya sığınan Nakşi şeyhi Fethullah, takıyyeci iktidarın siyasetinde dinciliğe dayalı görüşleriyle birinci derecede rol oynamaya yöneliyor.

    Fethullahçı işadamlarının elindeki parasal güç neredeyse sınırsızdır. Medyadaki gazete, televizyon, radyoları; finans kurumları; eğitim alanındaki öğrenci yurtları ve okulları; devletin içine her kesimde sızmış elemanlarıyla Fethullahçılar bir tehlike ve de tehdit oluşturuyorlar.

    Bu geniş örgüt düpedüz tarikatçıdır; siyasette İslamı kullanıyorlar, politikada referansları dindir; laik Cumhuriyeti 'Ilımlı İslam Devleti' ne dönüştürmek yolunda kutsal Müslümanlığı kirletiyorlar.

    **

    Gazetemiz bu alandaki gerçekleri ortaya çıkarmak, sergilemek, kamuoyuna sunmak için gerekli görevini yapmaktadır.

    Bu yolda gözümüzü kırpmadan yürüyeceğiz.

    ''Takıyyeci siyasal iktidarlaşma'' sürecindeyiz; medyada yalnızlaşsak da bize vız gelir, Cumhuriyet bundan çok daha ağır koşullarda işlevini yerine getirmekte tereddüt etmemiştir.

    Cumhuriyet

     

    Güncel Haber ve Aleviyol E.Mail grubuna Üyelik Icin

    Müzik Secebilirsiniz: