ÂRİFBİLLÂH GEYİKLİ BABA RAHİMEHULLÂHU TEÂLÂ[1]   

Ol pîr-i tarikatmasîrin ismi sâmîlerine zafer müyesser olmadı. Cenâb-ı ni’me’l-meâbına gazâl-ı vahşi müsehhar olup ekser-i evkatda âhu süvar olduğu ecilden elsün-i nâsda lâkab-ı mesfurla mülâkkab oldu. Şiir:

Hemçû Şibli geşte ûrâ dayğâm-ı gerdûn-şikâr

Hemçû Edhem bûde ûrâ ebreş-i ecrâm râm[2].

Mevlûd-i aslîsi bilâd-ı Azerbaycan’dan Hoy nâm kasabadır. Merhûm Sultan Orhan Han -aleyhirrahmeti ve’l-gufrân- zamanında bûm-ı Rum savbına rihlet eyledi. Memâlik-i Osmaniyeden mahrusa-i Bursa sanahallâhu Teâlâ ani’l-be’se maliki’l-melik hazretlerinin vufur-i mevhibetiyle Sultan Orhan Gâzinin elinde feth olundukda, ol şirpebşe-i hakikat ve hezber mebşe-i tarikat gazâla süvar olup padişah gazanfer feriyle bile hazır oldu. Mahrusa-i mezkurenin bir köşesinde tavattun edep bir kaç eyyam karar ve aram eyledikten sonra, raht-ı ikameti darü’s-sürur ve fenâdan menzil-gâh-ı bekaya nakl eyleyip mezu-u mezbûrda defn olundu. Mu’terin muteberrik ashab-ı hacat olsun için, Şeyhin kabri üstüne de Padişah Hazretleri bir türbe-i azîmü’r-rütbe ve kubbe-i felek mertebe ve bir cami ve bir zaviye dâhî ihdas eyledi. Şiir:

Anki sakf-ı türbeeş bûdî felek-râ bûse cay

V’anki devr-i kubbeeş bûdî melâik-râ makâm

Ber-feraz-ı târûm-i îlvî zede hargâh-ı uns

Ber-mezâreş nû-kunend ashab-ı hacat izdiham[3].

O zamandan beri cümle halaik, merhûmun kabr-i şerifîni ziyaret eyleyip âsâr-ı ruhaniyet ve envâr-ı nûraniyetiyle teberrük ederler. Müddet-i ömründe alâik-i halaikden münkatı’ ve alayış-ı arayış-ı dünyeviyeden müctenib ve mümteni’ olup mütecerrid ve müteferrid ve mütezehhid ve müteabbid kimse idi. Füyûzât-ı fütûhât-ı ilâhiye ile cezebât-ı azîme ve hâcat-ı cismiyeye mazhar olup, kerâmât-ı seniye-i semiyeye ve havârik-ı âdat-ı behiye-i zehiyesi  zahmir oldu.

Müellif-i Şakaik hikayet eyledi ki, bir zamanda merhumun kabr-i şerîfini ziyaret eyleyip, o kabrin kurbünde bir mezar dâhî görüp, türbedârdan  “o mezarın sahibi  kimdir?” diye istifsar ettiğimde cevap verip, “ümerâ-i sâlifeden Emîr Germiyânın evlâd-ı emcâdından bir tâlib-i hakikat terk–i imâret eyleyip, Şeyh Hazretlerinin hizmetlerinde merâtib-i seniye ve meârib-i semiyeye vâsıl ve nâsıl olmuş idi. Bu makâm ve bu mezar o tâlib-i hakikat şiârındır” diye tahkîk eyledi. Merhûm ve mağfûr lehû, Sultan Osman Gâzinin ümerâsından Turgut Alp nâm bir emîr-i sâmî, makâm-ı ol ârif-i rabbaniye samimi kalbden meveddet edip meyân-ı cânında kemer-i irâdet-i bend ve hâme-i cenânında tâc-ı muhabbet ve beyât-ı peyvende eyledi. Şiir:

Kemer-i hudmet û saht kement

Behr-i maarrât û makâmât-ı bülent[4].

Merhûmun makâm-ı kurbünde, Turgut İli demekle ma’rûf olan vilâyetde tavattun eyleyip, vefat edinceye değin, Şeyh Hazretlerinin hizmetlerine müdâvemet ve münâdemet eyledi. Merhûm Sultan Orhan Han Gâzi Hazretleri, o azîze muhabbet ve meveddet üzre olmağın, İnegöl nâm kasabayı havâlisinde olan kara ve mezarı’ ve mer’âtı ve merabı ile itâ ve temlik eyledi. Şeyh Hazretleri, bunu kabule ikbâl etmeyib, “mâl ve menâle  ve emlâk ve esbâba meyl ve velâ-i gürûh-i ümerâ ve selâtîne sezâdır. Fukarâ-i fukarâya revâ değildir” diye i’râz ve imtina’ eyledi. Şiir:

Sûfi-yu mâl-peresti nehoşest

Âlî-yu meyl tû pestî nehoşt est[5].

Padişah saadet-i fercâm bu merâm-ı itmâm olunmağa ibrâm ettiğine binâen hibe olunan yerlerden bedel kendi meskeninin etrâf ve eknâfından mahdud ve muayyen bir miktar yerini odun kesmek için ihtiyâr eyledi. O asrın tâliblerinden bir tâlib, Şeyhin kendisinden silsile-i tarikatlarını isti’lam edip ol bâbdan istikşâf eyledikde, “Şeyh Ebu’l-Vefâ-i Bağdadînin tarikatından, Baba İlyas nâm azîzin ehibbâsındanız” diye i’lam ve ifade eyledi. Sikâ rivayetten mervîdir ki, merhûm Sultan Orhan Han Hazretleri, bir gün nefs-i nefîsi için duâ’ istidân eyledikde ol azîz, izzet-i nisâb cevap verip “sizin âsitân-ı şerefi âşiyânınız mutâf  enam-ı eyyam ve kıblegâh-ı hass ve avam olup pâye-i serîr ve illâ göz misali Kabe mukbil ikbâl zevi’l-ikbâl milletsim şifâ-i nebâ-i ulu’l-iclâl olmak duâsı semtine kıble nemayı hatırımız  rûz ve şebb müteveccihdir. Ana-i leyl ve etrâf-ı nehârda ahvâl-i şeref-i amelinizin tefakkuduyle takyıdden zâhil ve âtıl olmayıb hiçbir zamanda duâyı devletinize iştiğalden hâli değiliz. Hatt-ı taalluk ve muhabbetiniz nokta gibi merkez-i dilde merkuz ve mukarr rub-u sevda sevdayı kalbimizde sabit ve muhakkaktır” dedi. Şiir:

Hergiz neşevet ey but be guzîde-i men

Mihret zedil û hayalet ez dîde-i men

Ger ez pes-i merg-i men becûyi yâbî

Mihr-i tû der-ustuhân-ı pûsîde-i men[6].

Bu mükalemeden bir miktar müddet-i mürûr eyledikten sonra, Şeyh Hazretleri bir gün mesken-i me’lûfi kurbünden bir kavak ağacını kendileri getirip mahmiye-i Bursa’da olan dâru’s-saltanatın bâb-ı saâdet iyâbı dahilinde mübârek elleriyle gars ve vaz’ eylediler. Sultan Orhan Han -aleyhi’r-rahmeti ve’l-gufrân- hazretleri va-ı ma’huddan âgah oldukda esnâf-ı âlâf-ı sürurla mesrur olup, Cenâb-ı rabbi’l-erbâba şükür-ü feravan ve sipas be-giran eyledi. Mısra:

Bilhamdi ve’ş-şükri tedûmu’n-niâm[7].

Devha-i Devlet-i Osmaniyenin ‘asluha sabitun ve fer’uha fi’s-semai’ fehvasınca, günden güne neşv ü nema ve semm ü semada olup, tuba asamenethayı zirayı a’laya isti’lai etmesinin takririne beşaret ve bu handanın zaman-ı devletinin imtidadına işaret ittihaz eyledi. Zikrolunan şecere, ol azizin duası semeresinde rasih ve sabit olup halen dâhî mukrinde baki ve mukarrardır. Şiir:

Tâ ebed pâybende bâdâ devlet-i Osmaniyân

Tâ kıyâmet bâd kâim izzet-i ân hanedân[8].

     



[1] Mecdî Mehmet Efendi, Şakaik-ı Nu’maniye ve Zeyilleri, Cilt I, Neşre Hazırlayan: Abdülkadir                                                            Özcan, İstanbul: Çağrı Yayınları, 1989, Sayfa 31-33. Bu parça içindeki Farsça şiirlerin çevirisi için Metin Yiğit Beyefendiye teşekkür ederim.

[2] Feleğin avcısı aslan, Şibli’ye olduğu gibi ona musahhar

  Bütün eczamı kendine ram eden bulut, Edhem’e olduğu gibi o musahhar.

[3] Türbesinin tavanına feleğin buse kondurduğu bir zattır o.

   Kubbesinin etrafında meleklerin durdurduğu bir zattır o.

   Feleğin zirvesine ünsiyet çadırını kurmuştur o.

   Mezarına, muhtaç kimselerin akın ettiği bir zattır o.

[4] O, hizmet kemerini kuşandı

   Zahmet ve yüce makamlar uğruna.

[5] Sufiye malperestlik yakışmaz

  Yüce kişi için bayağı şeylere temayül uygun düşmez.

[6] Ey sevgili! Hiçbir zaman kaybolmaz

  Sevginiz gönlümüzden ve hayaliniz gözümüzden.

  Ölümden sonra bile ararsanız bulursunuz

  Çürümüş sonra bile ararsanız bulursunuz.

[7] Allah’a hamd ve şükürler olsun ki, nimetleri devam ediyor.

[8] Sonsuza kadar payidar olsun Osmanlılar Devleti

  Kıyamete kadar ayakta kalsın o hanedanın izzeti.

 

Forum Konuk Defteri  Ozanlar Yazarlar Yol Alevilik
Irtibat Linkler Deyisler Kitapevi Hüseyin Gazi Ana Sayfaya