Güncel ve Tarafsız Haber

Üzeyir Lokman Çaycı

Geçtikçe baharların kıyısından…

Biri karanlıkta çıplak, diğeri geceyarısında yorgun… Bir başkasının babasının babası benzerdi oğlunun oğluna. Kırardı testiyi, sonra ağlardı.

Değirmenci öğüttükçe zamanı, buğday un, un da ekmek olurdu.

Rüzgâr kuş sesi gibi pencere aralığındaydı.

Seçilmiş renklere rağmen her şey simsiyahtı… farkedilmiyordu ilkbaharlar.

Kedi gözleri sürüklenip gidiyordu Paris sokaklarından. Uzaklarda merdivenler yukarı çıkarıyordu ak saçlıları… Yakınlarda merdivenler derinliğine indiriyordu yırtılmış yamaçları. Soğukluktan yüzleri eskimişti insanların… Onlar önceden biliyorlardı « gölgelerin utanmadıklarını... »

Yarın yine aydınlıklar yüreklerinden vurulacaklardı! Çığlıklar kaplayacaktı ortalığı… Gülleri farkettirmeyecekti acılar…

Pencere önlerini saracaktı korku duvarları... Oldukça zor açılacaktı kapılar …

Paylaşılmayan pırıl pırıl gökyüzü, denizleri okşayan martılar yırtılmış resimlerle düşecekti ayakaltlarına.

Biri karanlıkta çıplak, diğeri geceyarısında yorgun… Bir başkasının babasının babası, benzerdi oğlunun oğluna. Kırardı testiyi, sonra ağlardı.

Değirmenci öğüttükçe zamanı, buğday un, un da ekmek olurdu.

Rüzgâr kuş sesi gibi pencere aralığındaydı.

Seçilmiş renklere rağmen her şey simsiyahtı… farkedilmiyordu ilkbaharlar.

Yarın yine aydınlıklar yüreklerinden vurulacaklardı! Çığlıklar kaplayacaktı ortalığı… Gülleri farkettirmeyecekti acılar…

Paris – 31.05.2003

Üzeyir Lokman Çaycı

AU FUR ET A MESURE QU’ON FROLE LES PRINTEMPS…

Traduit du turc par Yakup Yurt

L’un est nu dans le noir, l’autre fatigué en pleine nuit…Le père du père d’un autre ressemblait au fils de son fils. D’abord il cassait la cruche, ensuite il pleurait.

Au fur et à mesure que le meunier moulait le temps, le blé devenait farine et la farine devenait pain.

Le vent était dans la fenêtre entr’ouverte tel un chant d’oiseau.

Malgré les couleurs choisies, tout était entièrement noir… on ne distinguait pas les printemps. Tout emportés, les yeux de chat filaient dans les rues de Paris. A des lieux lointains, les escaliers permettaient aux gens à cheveux blancs de monter plus haut… Plus près, les escaliers descendaient en profondeur les versants déchirés. Les visages des gens étaient usés de froid… Ils savaient d’avance que « les ombres n’ont jamais honte… »

Demain les clartés seront encore touchées en plein cœur ! Les cris se répandront partout… Les chagrins empêcheront de voir les roses…

Les murs de peur seront dressés devant les fenêtres… Les portes s’ouvriront péniblement… Le ciel tout cristallin non partagé et les mouettes caressant les mers tomberont en images sur les pieds.

L’un est nu dans le noir, l’autre fatigué en pleine nuit…Le père du père d’un autre ressemblait au fils de son fils. D’abord il cassait la cruche, ensuite il pleurait.

Au fur et à mesure que le meunier moulait le temps, le blé devenait farine et la farine devenait pain.

Le vent était dans la fenêtre entr’ouverte tel un chant d’oiseau.

Malgré les couleurs choisies, tout était entièrement noir… on ne distinguait pas les printemps.

Demain les clartés seront encore touchées en plein cœur ! Les cris se répandront partout… Les chagrins empêcheront de voir les roses…

Paris, le 31.05.2003

Aleviyol, 17.6.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com