
|
ALEVİLİĞE İLİŞKİN RESMİ GÖRÜŞ NEDİR? Resmi çevrelerin Alevilik ve Aleviler hakkında ne düşündüklerini, bu konuya ilişkin tavırlarının ne olduğunu onların aleni olarak dışa yansıyan konuşma ve davranışlarından mümkün olmuyor. Kamuoyu önünde sergilenen tavırlar ile resmi düzlemde sergilenen tavırlar tümüyle birbiriden farklı, birbirinin zıddı olabiliyor. Alevilere ilişkin en üst düzeyde yetkililer sıcak mesajlar verirken, her fırsatta onlarla kucaklaştıklarını ilan ederlerken, mitinglerde, senliklerde, Alevilerin düzenledikleri toplantılarda onlara güzellemeler yaparlarken perde arkasında yaşananlar hayret verici oluyor. Siyasal düzlemde Aleviler ve Alevilik bir olgu, bir gerçeklik olarak kabul görüp görünüşte de olsa muhatap alınırken, sorun hakkında pratikte hareket etme gereği doğduğunda gerçeklik ve olgunun hemen orada red ve inkarı yoluna gidilmekten kaçınılmıyor. Anti laik uygulamalar ile Anayasanın eşitlik ilkesinin hiçe sayılması ve bu tutumun resmi bir yapılanma biçimi alması sorunun temel kaynağını oluşturuyor. Tüm vatandaşların her türlü alanda bir ve eşit görülmesi ve bu doğrultuda düzenlemeler yapılması gerektiği halde etnik köken, mezhep, inanç bazında bazı tercihlerin yapılması kabulü mümkün olmayan haksızlıklara kapıyı açıyor. Bu tercihler sanki bazı gizli kuralların varlığına işaret ediyor. Cumhurbaşkanı, başbakan, başbakan yardımcıları ve bakanlarının zaman zaman Alevilerle onların Alevi temsilcisi kimliğiyle, Alevi örgüt yöneticisi sıfatlarıyla görüşmelerine, bu yetkililerin Alevi kurumlarını, Alevi inanç merkezlerini ziyaret etmelerine, bu kuruluşların açılışlarına katılmalarına, bu kuruluşlara bağışta bulunmalarına karşı bu tavırları resmi değil özel/kişisel bir tavır olmaktan öte gidemiyor. Bu nokta son derece önemlidir. En üst düzey devlet yetkililerinin tavırlarının resmileşemeyip özel kalmasının nedeni üzerinde durmak ve düşünmek gerekir. Öyle ise Aleviliğe ilişkin resmi tavırdan ne anlaşılması gerekir? Resmi tavır İçişleri Bakanlığının, valiliklerin, emniyet müdürlüklerinin Alevi kurum ve kuruluşlarına yönelik tutum ve uygulamalarında ortaya çıkmaktadır. Bu çevreler adeta siyasi kurumların üzerinde bir rol oynamaktadırlar. Alevilere yönelik siyasilerin vaatlerinin ve sıcak yaklaşımlarının bu çevreler nezdinde hiçbir değer ve itibarı bulunmamaktadır. Bu nedenle de Alevilere ilişkin resmi tavrı ancak kimi soruşturma, yazışma ve dava süreçlerinde görmek ve öğrenmek söz konusu olabiliyor. Alevilere ilişkin resmi görüşü son derece net bir biçimde ifade eden bir belgeye aşağıda yer veriyoruz. Bu belge İçişleri Bakanı Sadettin Tantan imzası ile Ankara Valiliğine gönderilmiştir. Bu belgenin içeriği çok çarpıcıdır. Ankara Valiliği Alevi Bektaşi Kuruluşları Birliğinin kuruluş sürecinde ABKBnin kuruluşunu engellemek için çeşitli yazışmalar yapmıştır. Valiliğin ABKBye ne yapılacağı konusunda Bakanlığa yapmış olduğu başvurulardan biri üzerine İçişleri Bakanlığı harekete geçmiş ve kimi devlet kurumlarından Aleviliğe, Alevilerin örgütlenme tavırlarına ilişkin görüş istemiştir. Belgeden anlaşıldığına göre Kültür Bakanlığı Aleviliğin kültürel bir değer olarak kabul edilmesi yönünde görüş belirtirken Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve Diyanet İşleri Başkanlığı Alevi adıyla örgütlenmenin olmazlığını resmi görüş olarak İçişleri Bakanlığına bildirmişlerdir. Bakanlık konunun hassasiyeti ısrarla vurgulayarak İçişleri Bakanlığının 1993 yılında oluşturduğu Alevilerin kendi adlarıyla bir araya gelemeyecekleri yönündeki görüşlerinde hiçbir değişiklik olmadığını rapor etmiş ve bizzat bakan Sadettin Tantan imzasıyla Alevilerin kendi adları ve inançsal/kültürel unsurlarını ifade eden adlarla neden bir araya gelemeyeceklerine bir takım gerekçeler bularak 25 Nisan 2001 tarihinde Ankara Valiliğine talimat olarak bildirmiştir. Valilikten istenilen ABKB ve Alevi adıyla, Aleviliği ifade eden unsurlarla kurulacak derneklerin engellenmesi, kurulmuş olanlar için ise kapatılma süreçlerinin işletilmesidir. Alevilerin çırpınışını duymayan kulakların görmeyen gözlerin görüp duyması için İçişleri Bakanlığının talimatını tarihi bir belge olarak buraya alıyoruz.
T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Emniyet Genel Müdürlüğü
Sayı : B.05.1.EGM.0.12.08.05. Konu : Alevi-Bektaşi Kuruluşları Birliği Kültür Derneği
25.04.01*099558
ANKARA VALİLİĞİNE
İLGİ : 28.09.2000 tarih ve B.05.1.EGM.4.06.00.12.02. (K)/15600/274418 sayılı yazınız.
Merkezi iliniz Cinnah Caddesi 22/13 Kızılay/ÇANKAYA adresinde Alevi Bektaşi Kuruluşları Birliği Kültür Derneği adında bir derneğin kurulmak istendiği ilgi yazınızla bildirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Kanun önünde eşitlik başlıklı 10 uncu maddesindeki; Herkes, Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kimseye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. hükmü, Din ve vicdan hürriyeti başlıklı 24 üncü maddesindeki; Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu din dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de vasilerinin talebine bağlıdır. Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.hükmü ile; Düşünce ve kanaat hürriyeti başlıklı 25 inci maddesindeki; Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebeple olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz. Hükümleri; herkesin kanunlar önünde eşit olduğunu, vicdan, dini inanç, düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu güvence altına almıştır. Öte yandan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 2 inci maddesindeki; Herkes; ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş ya da benzeri başka bir statü gibi herhangi bir ayrım gözetmeksizin bu bildirgede öne sürülen tüm hak ve özgürlüklere sahiptir. Ayrıca ister bağımsız olsun, ister vesayet altında ya da kendi kendini yönetmeyen bir ülke olsun, ister başka bir egemenlik sınırlaması altında bulunsun, bir kimsenin uyruğunda bulunduğu ya da siyasal, hukuksal ya da uluslar arası statüsüne dayanarak hiçbir ayrım gözetilemez.hükmü ile 6 ncı ve 7 nci maddelerindeki; Herkesin, nerede olursa olsun yasa önünde bir kişi olarak tanınma hakkı vardır. Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit korunmaya hakkı vardır. Herkes, bu bildirgeye aykırı herhangi bir ayrımcılığa ve ayrımcılık kışkırtıcılığına karşı eşit korunma hakkına sahiptir.hükümleri, Anayasada yer alan herkesin kanunlar önünde eşit olduğu hususlarıyla örtüşmektedir. 2908 sayılı Dernekler Kanununun, Kurulması Yasak Olan Dernekler başlıklı 5 inci maddesinde; Anayasanın başlangıç kısmında belirtilen temel ilkelere aykırı olarak dernek kurulamaz; 1.Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, 2.Dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayırımına dayanılarak nitelikleri Anayasada belirtilen- Türkiye Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek veya ortadan kaldırmak, 3.Anayasadaki temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmak, 4.Kanunlara, milli egemenliğe, milli güvenliğe, kamu düzenine ve genel asayişe, kamu yararına, genel ahlaka ve genel sağlığın korunmasına aykırı faaliyette bulunmak, 5.Bölge, ırk, sosyal sınıf, din ve mezhep esasına veya adına dayanarak faaliyette bulunmak, 6.Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde, ırk, din, mezhep, kültür veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri sürmek veya Türk Dilinden veya kültüründen ayrı dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak suretiyle azınlık yaratmak veya herhangi bir bölgenin veya ırkın veya sınıfın veya belli bir din veya mezhepten olanların diğerlerine hakim veya diğerlerinden imtiyazlı olmasını sağlamak, 7.(Mülga: 12/4/1991-3713/23.md) 8.(Mülga: 12/4/1991-3713/23.md) 9.Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 174 üncü maddesinde sayılan inkılap kanunlarını kaldırmak, değiştirmek veya bu kanunlarla yasaklanan hususları yeniden canlandırmak, 10.Atatürkün kişiliğini, ilkelerini, çalışmalarını veya anılarını kötülemek veya küçük düşürmek, 11.(Mülga: 3/7/1997-4279/6.md) 12.Türkiye Devletinin manevi şahsiyetini kötülemek veya küçültmek, 13.Suç işlemek veya suç işlemeyi teşvik veya telkin etmek, amacıyla dernek kurulaması yasaktır. Yasak Faaliyetler başlıklı 37 nci maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinde, Dernekler ..... Bu kanunun 5 nci maddesinde dernekler için yasaklanan amaçlar doğrultusunda faaliyet gösteremezler. hükümleri yer almaktadır. Aynı Kanunun 76 nci maddesinde de; Bu kanunun 5 nci maddesinde belirtilen kurulması yasak dernekleri kuranlar ile 37 nci maddenin birinci fıkrasının 2 numaralı bendine aykırı harekette bulunan dernek yöneticileri, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz bir liradan yüz bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır ve her halde derneğin kapatılmasına karar verilir. 72 nci maddenin son fıkrasına aykırı bulunan mevzuattaki farklılıklar ve konunun taşıdığı önem ve hassasiyet nedeniyle, tüzüklerinde alevi cemevi, cem vb. ifadeleri bulunduran derneklerle ilgili değişik kuruluşlardan uygulamalara yön verecek görüşler de talep edilmiştir. Konuyla ilgili görüş veren Başbakanlık ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği; 2908 Sayılı Dernekler Kanunu hükümlerinin yoruma meydan vermeyecek şekilde açık olduğunu ve bu hükümlerin uygulanması gerektiğini, Kültür Bakanlığı; bu tür derneklerin kültürümüzün bir zenginliği olduğunu ve haklarında kanun hükümlerinin uygulanmaması gerektiğini; Diyanet İşleri Başkanlığı; tüzüklerinde söz konusu ifadeleri bulunduran derneklerin o halleriyle faaliyette bulunamayacaklarını, tüzüklerinden sözü edilen ifadeleri çıkarmak kaydıyla faaliyet gösterebileceklerini aksi halde haklarında kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini Bakanlığımıza bildirmiştir.
Ayrıca, Alevilik, cemevi, cem vb. ifadelerin; terim olarak kültürel yönü de saklı olmak kaydıyla dini terim olma hüviyetleri de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kabul görmekte ve Bakanlığımıza bildirilmektedir. Böyle bir durum karşısında da bu tür dernekler hakkında 2908 Sayılı Dernekler Kanununun 5 nci, 37 nci ve 76 nci maddeleri hükümlerinin uygulanması zorunluluk arz etmektedir.
Bugüne kadar Bakanlığımıza intikal eden bazı dernek tüzüklerinde, tüzüklerin amaç veya faaliyet bölümlerinde; cemevi yapmak, alevi kültürünü tanıtmak gibi alevilik doğrultusunda bir kısım ifadeler yer aldığından bu tür dernekler hakkında 2908 Sayılı Dernekler Kanununun 5 nci, 37 nci ve 76 ncı maddeleri doğrultusunda yasal işlem yapılması istenmiştir. Örneğin İzmir Valiliğince 09.01.1997 tarih ve 03163 sayılı yazıyla Bakanlığımıza gönderilen ANADOLU ERENLER KÜLTÜR DERNEĞİnin tüzüğünde yer alan Anadolu Erenler Kültür Derneği, Türkiye Cumhuriyeti Devleri hudutları dahilinde Anadolu Alevi kültürünü tanıtmak üzere şubeler açar. hükmü yukarıda anılan kanun hükümleri kapsamında değerlendirilerek konuyla ilgili olarak 09.12.1997 tarih ve 262916 sayıyla Bakanlığımız Hukuk Müşavirliğinin görüşlerine başvurulmuş, Hukuk Müşavirliğimiz de 04.02.1998 tarih ve 0282 sayılı yazısıyla; tüzükteki anılan ifadelerin yanlış yorumlara yol açabilecek nitelikte olduğundan bahisle;
Anadolu alevi kültürünün Türk kültürünün bizatihi kendisi olmakla birlikte 2908 Sayılı yasanın yalnızca Türk kültürünü himaye ettiğini, bunun dışında başka bir ad altında kültürel faaliyette bulunmaya cevaz vermediğini, bu hususlardaki benzer konulara ilişkin ve 2908 Sayılı yasanın 5 nci maddesinin 5 nci ve 6 ncı fıkraları gereğince Ankara Valiliğine 04.02.1993 tarih ve B050HUK000000/160 sayılı Bakanlık genelgesinde ifadesini bulan görüşlerinde herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığını, Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirmiştir.
Ayrıca, Anadolu ve Trakya Alevileri Eğitim ve Kültür, Sarıgazi Hacı Bektaşi Veli Kültür Tanıtma Yaşatma ve Yardımlaşma, Erzincan İli Kemah İlçesi Esimli Köyü Cem Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma, Yunus Emre Kültür ve Dayanışma, Tuzla Cemevi ve Sosyal Tesisleri Yaptırma ve Yaşatma ve Gönen ilçesi Cem ve Kültür Evi Yaptırma ve Yaşatma derneklerine ait tüzüklerin incelenmesi neticesinde anılan derneklere ait tüzüklerin hem isim bölümünde hem de amaç ve faaliyet bölümünde, Alevi, cemevi ve cem kültürü ibarelerine rastlandığından bu derneklerin konumlarının 2908 Sayılı Dernekler Kanununun 5 nci maddesi kapsamında olduğu ve dolayısıyla haklarında kapatılmaları için yasal işlem yapılması gerektiği değerlendirilerek konuyla ilgili Bakanlık Hukuk Müşavirliği görüşlerine başvurulmuş, Hukuk Müşavirliğince de Emniyet Genel Müdürlüğünün görüşleri aynen ifade edilmiştir.
Örneğin, Anadolu ve Trakya Alevileri Eğitim ve Kültür Derneği ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğünce 29.01.1999 tarih ve 025461 sayıyla Bakanlık Hukuk Müşavirliğinden görüş istenmiş, Hukuk Müşavirliğince de; ...2908 Sayılı Dernekler Kanununun Kurulması Yasak Olan Dernekler başlıklı 5 nci bendinde; Bölge, ırk, sosyal sınıf, din ve mezhep esasına veya adına dayanarak faaliyette bulunmak., Aynı maddenin 6 ncı maddesinde ise; Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde, ırk, din, mezhep, kültür veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri sürmek veya Türk dilinden veya kültüründen ayrı dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak suretiyle azınlık yaratmak .... amacıyla dernek kurmak yasaktır hükümleri yer almaktadır. 2908 Sayılı Dernekler Kanununun bu açık hükümleri karşısında, bir mezhep adına dayanarak dernek kurulamayacağı gibi yukarıdaki paragrafta belirtilen amaçları gerçekleştirmek için dernek kurulması da yasal olarak mümkün değildir. Öte yandan, Kanunun 37 nci maddesinin 2 nci bendine göre; Dernekler, Kanunun 5 nci maddesinde yasaklanan amaçlar doğrultusunda faaliyet gösteremezler. Bu durumda, 2908 Sayılı Dernekler Kanununun 5 nci maddesinde yasaklanmış olan bu amaçları gerçekleştirmek için dernek kurulamayacağı gibi, kurulmuş bulunan derneklerin de Kanunun 5 nci maddesinde yasaklanan amaçlar doğrultusunda faaliyet göstermeleri söz konusu olamaz. 2908 Sayılı Dernekler Kanununun 5 nci maddesinde belirtilen kurulması yasak olan dernekleri kuranla ile 37 nci maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine aykırı harekette bulunan dernek yöneticileri hakkında Kanunun 76 ncı maddesindeki hükmün uygulanması gerekir. Sonuç olarak, Merkezi İzmir İlinde olmak üzere kurulduğu bildirilen Anadolu ve Trakya Alevileri Eğitim ve Kültür Derneğinin gerek adı ve gerekse tüzüğünde belirtilen amaç ve faaliyet ....... bakımından 2908 Sayılı Dernekler Kanununun 5 nci maddesinde belirtilen kurulması yasak olan dernekler kapsamına girdiği, dolayısıyla adı geçen dernek hakkında 2908 Sayılı Dernekler Kanununun 5 nci, 37 nci ve 76 ncı maddelerine göre işlem yapılması gerektiği düşünülmektedir. şeklinde görüş bildirilmiştir.
Konuyla ilgili olarak, Tokat Valiliğinin 30.06.1998 tarih ve 527 sayılı yazısıyla, Zile Yaylakent Köyü Cemevi Yaptırma ve Yaşatma Derneği hakkında anılan valilikçe başvurulmuş ve Zile Asliye Hukuk Mahkemesince 14.04.1998 tarih ve 98/16 Esas ve 1998/108 Karar sayıyla derneğin feshine karar verildiği Bakanlığımıza bildirilmiştir.
Yine, Afyon Valiliğinin 17.11.1998 tarih ve 28415 sayılı yazısıyla, Emirdağ Cemevi Kültür Sanat ve Folklor Derneğinin, Emirdağ Asliye Hukuk Mahkemesince 1998/215 Esas, 1998/315 Karar sayıyla, 2908 Sayılı Dernekler Kanununun 76 ncı maddesine göre feshedildiği Bakanlığımıza bildirilmiştir.
Yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, sözkonusu derneklerin anılan yasa ve yargı kararları doğrultusunda, tüzüklerini düzeltmemeleri halinde; haklarında 2908 Sayılı Dernekler Kanununun 5 nci, 37 nci ve 76 ncı maddeleri hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bilgi ve gereğinin buna göre yapılarak sonucundan Bakanlığımıza bilgi verilmesini rica ederim. Sadettin TANTAN İçişleri Bakanı
30.04.2001 Büro Amirine Dernekler Bür. Bakanlık görüşü doğrultusunda hareket edelim. 02.05.2001
TANTANIN FERMANI YENİ DEĞİL!Aleviler tüm tarihleri boyunca bu tür fermanlara binlerce kez muhatap oldular, ne var ki fermanlar Aleviler yok dese de onlar iyiden güzelden, doğrudan, haklıdan yana bir yaşam için varoldular ve varolmayı boyunlarına bir borç bildiler. İnsanlar arasında dil, din, mezhep, inanç, milliyet, cins ayrımı yapmaksızın onları bir ve eşit gören, tümünü kardeş gören Aleviliği reddederek kendi insanımıza düşmanlık yapmış olmuyor muyuz?
Bozatlı Hızır yardımcımız olsun! Genel Yayın Yönetmeni ALİ YILDIRIM
|
||||||||||||
|