|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
Musa
AğacıkMusa felsefe kongresinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde aynı anda iki önemli olay yaşanıyor. Kongre merkezinin Anadolu Salonu'nda dünyanın dört bir yanından gelmiş çağımızın ünlü felsefecileri, insanlığın içinde bulunduğu çıkmazlara çözüm için kafa yorarken, merkezin Rumeli Salonu'nda yeni bir yaşam kurmak için bir araya gelen iki genç insanın nikahı kıyılıyor. Nikaha sözümüz yok, mutlu olsunlar. Gelin görün ki bu sıradan bir nikah değil. Erbakan'ın ve eski padişahların çocuklarına yaptıkları düğünlerindeki görgüsüzlük, şaşaa, israf, devlet olanaklarının suiistimal edilmesi ve daha bir dizi rezalet... Tüm bunların İslamiyet'e nasıl sığdırıldığı ayrı bir sorun. Ben; bu çocuğu, kardeşleriyle birlikte babası daha başbakan olmadan bir fabrikatörün finansmanıyla Amerikalar'da okutulurken de sorgulamıştım. Fakat ne yazık ki hem o fabrikatörden hem de bu dönemin müstakbel başbakanından çıt çıkmamıştı. Çıkmaması da doğal; biz böyle koyun gibi sustukça, onlar bu hanı yağma düzenini sürdüreceklerdir. Ve bu 7 bin tane davetlinin takılarından yeni damadın daha nikahının ilk gününde trilyoner olduğunu göreceğiz. Bu ne rezil iştir sevgili okurlar? Ve yaşanan rezilliklere çare aramak için İstanbul'da toplanan sayın felsefeciler!.. Büyük şairimiz Tevfik Fikret bugün yaşıyor olsaydı herhalde 'Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin/Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin' diye başlayan o meşhur şiirini yeniden okurdu. Muhterem Başbakan, Erbakan'ın tedrisatından geçmiş ne de olsa... Ama öyle görülüyor ki, boynuzun kulağı geçmesi örneğini sergileniyor... Gün ola devran döne, elbet Türkiye'nin vergi veren ama hakları hep çiğnene gelen güzel insanları, bu istismarlara son vermeyi de bilecektir. Bu umutla Ulu Dedem Sokrates'in torunu Musates olarak Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Profesörü Zeynep Davran'a sordum, ahlaksızlığın her türüne karşı çıkan bir kısım sevgili okurlar: Hocam, yalakalığı yaşam tarzına dönüştürenlere, alternatif çözüm öneriniz nedir? Valla toplumdaki bir sürü sorunun halledilmesi için başlangıç noktası; kopya olayını ilkokuldan başlayarak elemine ettirmeye çalışmak. Yalakalığı özendiren böyyüklerimiz, ilkokulda kopyayla mı geçtiler sizce? Bilemiyorum. Kopyayla sınıf geçen çok insan var. Hatta kopya hikayeleri askerlik hatıraları gibi anlatılıyor. Bence radikal bir çözüm için ilkokulda önlem almakla işe başlamak gerekli. Yani kopyanın ahlaksızlık olduğunun bilincine vardırılmalarıyla başlanmalı. Bilal Erdoğan'ın nikahında ikramda bulunulmamasının felsefik derinliğinde ne var? Bu felsefe değil, propagandadır. Bir şov yapılıyor. Herhalde gelenlere 'Biz çok basit yaşıyoruz' mesajını vermek için hiçbir ikram yapılmayacakmış.. Takılacak takılar peki? O bir Türk geleneği.. Binlerce insanın takı takması, yalakalığa girmiyor mu? Ee, muhakkak... Çünkü 'Ben şimdi sana altın takıyorum, ondan sonra sen beni gör' gibi bir şov işte... Peki bu yalakalık gösterisi köşe dönmeciliğin felsefesi olmuyor mu? Hayır köşe dönmek felsefe değil, dünya görüşü... Felsefeler, temellendirilmiş eleştirel görüşlerin sonuçlarında akıl yürütmeyle ortaya çıkan şeylerdir... Star 11.08.2003
|
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |