|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
Demirhan Ocak Federal Almanya'da "yabancılar" için rehber-1 Havaalanlarında ne yapmalı, ne yapmamalı? Federal Almanya Yabancılar Komisyonu üyesi Türk asıllı işadamı Vural Öger Almanya'nın acil olarak her yıl 500.000 iyi yetişmiş iş gücüne ihtiyacı olduğunu belirtti. Ayrıca Vural Öger Almanya'ya gelmek isteyen iyi yetişmiş elamanların bu konuda sürekli medyayı takip etmelerini tavsiye etti. (TÜRK MEDYASI) Gazetede ben bu yazıyı okuyunca gelecek olan tüm yabancılar için bu rehberi hazırladım. (Demirhan OCAK) Sevgili yabancı kardaşım, ilk önce Alamanya illerine hoşgeldin. (Diyoruz, çünkü sana şimdi "Salak kardeşim şimdi hangi akla hizmet Almanya'ya geldin?" denilmesi mümkün olmadığından!) Bak gözüm burada sana bazı yararlı bilgiler vermeye çalışacağız, eğer tavsiyelerime uyarsan oh ne kebab. Yok amma kıllık edip "Bana ne ya" dersen?" rehberin bundan sonraki kısmını okuman gerek yok. Eğer devam etmek istiyorsan, hadi başlıyalım çünkü yolumuz uzunca.... Seni memleketinde havaalanına uğurlamaya gelmiş olan sülalenin fertlerinin yaşlıca olanlarının klasik Almanya hediyeleri olan video oynatıcısı, tansiyon ilacı, kalb ilacı gibi isteklerinin yanında gençlerin ise şişme Helga, porno video kaseti ile birlikte “Ya bana ordan bi karı ayarlasana“ gibi isteklerini kafana kaydettikten sonra, öpüşme ve koklaşma faslının ardından uçak seni bir kuş misali ortalama 3,5 saat süren bir yolculuktan sonra Almanya’ya getirecektir. Uçak sağ salim havaalanına inince bir alkış bir kıyamet kopacaktır. Sakin ol, çünkü bu alkışlar Alman toplumunun o meşhur yazılı olmayan kurallarındandır. (Ama şimdilik bu konu es geçiyorum çünkü ilerideki derslerde bu kuralların ayrıntısına gireceğiz.) Eğer senin de canın alkışlamak isterse çekinme alkışla, fakat abartma hemi canım. Bu alkış kıyametten sonra, sen de diğer yolcular gibi hostes hanımın “Sayın yolcularımız uçak tamamen duruncaya kadar lütfen yerlerinizden kalmayın” anonsunu << ipleme>>. Sen eşyalarını toplar iken, pilot dayı uçağına şöyle güzel bir park yeri bulacaktır. Uçaktan iniş başladığı zaman senin daha önce duyduğun gibi, Almanya'da uçaktan ilk çıkana bin euro verdikleri yalan! İşte bunun için sen bavul ebatlarındaki el bagajınla beraber uçaktan birinci olarak çıkmak için “Allah Allaaah” diye bağırarak Viyana önlerine gelmiş yeniçeriler gibi saldırıda bulunmanın sana bir getirisi olmaz. Ayrıca koridorda normal görünümlü Almanların yanı sıra, paçalı donun altına terlik ve çorap, üstüne kolsuz atlet giymiş bir şekilde dolaşanlar kim diye merak edersen, söyleyeyim: Onlar tatilden gelen Alaman turistlerdir. Bu tipleri burada kısaca BİD “Ballermannus İdiotus” diye adlandırırız. (Bir de bunların 4. bölümde ele alacağımız daha az gelişmiş olan Irkçıtus Boklu Kafalıtus modelleri var.) Bu Bİ’lar ilk önce senin gibi yabancıları aşağılar gibi seni tepeden tırnağa kadar süzerler, ve hemen ardından yüzlerinde yama yapılmış gibi duran bir gülümseme ile senin ülkenin ne kadar güzel olduğunu belirtirler. Sonra şaşırtıcı bir çabuklukla o garip gülümsemenin yerini bir anda sanki, televizyonda bir tartışma programına katılan uzman bir konuşmacı maskesini takmış gibi şöyle hafif bir öksürmelerinin ardından “Senin ülkenin gördüğüm kadarıyla acil olarak iyi işçilere ihtiyacı var gibi geldi” diyecektir. Sonra sana onun dediklerini onaylamanı bekleyen bir bakış ve yine o aptal gülümse ile senden cevap bekleyecektir. Tabiiki sen Almanca anlamadığın için, senden cevap çıkmayınca, sanki kendi vicdanını rahatlatmak ister gibi sanki sana bağ bahçe bağışlarmış gibi “Beni sakın yanlış anlama ben yabancılara karşı değilim, hatta benim evin önünde Türk komşumun çocukların oynamasına bile müsaade ediyorum” diye devam edecektir. Bu tür tiplere karşı yapacağın en akıllı şey, suratlarına gülümseyerek oaradan bir an önce uzaklaşmaktır. Eh bu kadar bilgiden sonra uçaktan inmiş olacağını ve aslında hangar olan ama kendisini otobüs zanneden Hanbüs ile havaalanının ana binasına gelişinden sonra olacaklara bir göz atalım. Hanbüs’ten inince önüne iki yol çıkacaktır. Bunların biri sadece Alaman ve EU (Avrupa Topluluğu) vatandaşları içindir. Diğeri ise bu ülkelerin haricinde kalanlar içindir, Yani sen ve senin gibi dandik (!!) ülkelerden gelenler içindir. Bu yol seni hayatının en zor sınavlarından birine götürecek yoldur da diyebiliriz. İçimden sana "korkma" demek geliyor fakat nafile..... Ama yine de korkma! Ama bu sınav yerine gelebilmen için senden önceki yabancıdaşlarının gelenek haline getirdikleri maratonla yüzmetre karışımı olan bir geleneği harfiyen yerine getirmen lazım. Bu gelenek gayet basit olup şöyle tatbik edilmekte: Önce sanki bir boş zamanına denk getirip küçük dağları sen yaratmışsın gibi sakin sakin... sonra birden bire sanki yüz metrede dünya rekoru kıracakmışsın gibi koşman lazım. Ama ufukta şöyle simit büfelerinin biraz daha lüks döşenmişini gördüğün anda artık koşma. Çünkü o lüks simit büfesinin içinde Alaman sinir (sınır) polisleri vardır. Ve o lüks büfenin önü senin sınav yerin olmaktadır.
Büfenin önüne
sağ salim ulaşınca, ilk önce sarı çizginin gerisinde sıraya gir ve bekle.
Bekler iken tırnaklarını yeme! Rahatlamaya çalış, ama abartma. (Osurmak,
burnunu karıştırmak gibi) Ama istersen abart ve Almanya'yı unut. Ve şimdi o hiç bitmeyecekmiş gibi olan dakikalar başlıyor ve sen bu uzuuun dakikalardan faydalanarak "Ya beni Almanya'ya almazlarsa? Ya geri göndermeye kalkarlarsa?" diye düşün, ama düşüncelerinin yüzüne yansımasına engel olmalısın. Ama olmazsan, onlar senin Almanya'ya girmene engel olurlar unutma! Polis sana bir takım sorular sormaya başlarsa Alamanca anlamadığın için "Aha şinci boku yedim" diye dizlerine vurarak "getti getti" demen salakça kaçar haberin olsun. Bu durumda merak etme diğer yabancılar arasından sen daha ne olduğunu anlamadan sana mutlaka tercümanlık edecek birisi çıkacaktır. Tüm soruları yanıtladıktan sonra polis memurunun sana pasaportunu geri uzatması halinde artık teknik olarak Alamanya'dasın. Ve uzatılan pasaportunu aldıktan sonra mutluluktan kendini kaybederek polisi öpmeye ve de çifte telli oynamaya kalkışma! Eğer kalkışırsan memleketine kalkan ilk uçakla Alamanya'yı terk edersin unutma! Evet canım kardaşım şimdilik bu kadar. Bir sonraki dersimizde bav-dön-band nedir? gümrük memurlarına, Kayseri pastırmasının bir uyuşturucu türü olmadığını nasıl açıklarsın ve de bedava Alman havaalanı piyangosu nedir? Konularını ele alacağız. Aleviyol, 28.4.2003 Yorum |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |