|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
Demirhan Ocak Federal Almanya'da "yabancılar" için rehber-3 S-Bahn ( Metro) nasıl kullanılır? Merhaba canım yabancıdaşım, o güzelim pastırmayı orada bırakmak zorunda kaldığın için biliyorum üzgünsün! Ama elden ne gelir (boru değil yani Alman hükümeti)? sen en iyisi o pastırmayı unutarak, zaten murdar olmuştu artık yenmezdi diye pozitif düşün, şimdi biz senin pastırmayı bırakalım da asıl konumuza geçelim. Yani S-Bahn’da yolculuk... Şimdi sen bir an önce bu havaalanından çıkmaya bak. Bu çıkış esnasında ya yürüyen merdivenlerle çıkacaksın ya da tabana kuvvetlede çıkabilirsin. Sen nasıl çıkarsan? Çık, kafanın içinde eko yapan korkunç bir soru sana çok kısa bir sürede olsa her şeyi unutturacak. Hani o yıllardır dilden dile konuşulan ve kulaktan, kulağa yayılan o inanılmaz efsane… yani “Şu Almanya’nın yollarına bal dök yala.” Tamam canım kardaşım bu efsane kısmen doğrudur. Almanya’nın sokaklarında sayıları milyarları bulan kolibasiller ve toksit artıkların nüfus yoğunluğu bir futbol maçı yapacak kadar değillerdir. Fakat buradaki sokakların metre karesine düşen kimyevi katkılarla senin memlekette orta halli bir deterjan fabrikası kuracağın için, bu yüzden sakın ha, böyle bir salaklık ederek bal yalama işini deneme. Bu ufak aydınlatmadan sonra sana S-Bahn’daki yolculuğumuzun ilk adımı olan bilet nasıl alınır onu bir anlatayım: Senin gibi Almanca bilmeyen bir yabancı için en kısa ve güvenli yol, bir miktar para ve sıkı bir mücadeleden sonra bilet veren makinalardır. Bu makina hazretlerinin nasıl birsey olduklarını sana kısaca tarif edeyim: Bunları dikdörtgen şekileriyle ve yeni doğmuş bir bebenin kakasını andıran sarımtırak renkleriyle hemencecik bulabilirsin. Bulduğun zaman acele etme ilk önce söyle alıcı gözüyle bak, çekinme bir şey yapmaz Alamanlar her ne kadarda bir bilgisayari üretecek kadar akkıllı bir bilgisayar yapmalarına rağmen, "Abi yolculuk neresi?", "Gel abim,gel hadi Berlin`e bir iki bir iki" ,"Hamburg yok mu? Abim Hamburg?" .... gibi çığırkanlık yaparak seni yakandan paçandan yakalacak kadar akıllı (!) makina üretecek teknolojiye ulaşamamışlardır! İşte bu yüzden bu makinadan korkmana gerek yok onlar orda öylece dururlar. Makinaya iyice kanın ısındıktan sonra yapman gerekenleri kısaca özetlersek.. Güvenli bir şekilde bilet nasıl alınır? 1. Bu makina hazretleri kesinlikle 20.000.0000 liralık bankonot kabul etmiyor.Ama sen ısrar edersen (bence etme) hemencecik sana meşhur orta parmak gösterirler. İşte o an bana ha!? Sen şimdi görürsün, diye başlayan taş atma, tekmeleme, kafa atma gibi anlamsız saldırılarda bulunma! 2. Bu makinalar sadece euro ile çalıştıkları için senin acilen paranı euro’ya çevirmen lazım. 3. Bu para çevirme işini halletmek için tembellik edip yanından geçen ilk Almana “Abi bir on milyon bozacak kadar euro’on varmı?” diye sorduğunda sana işaret parmağıyla kafasını gösterirse (!!) (burada ki anlamı manyak mısın be hemşehrim ? dir ) Sende bu hareket karşısında misafirperverlik damarların kabarmasıyla “Vah garibim vah, baş ağrısı varmış, al hemşerim şu aspirini yut valla bişeyin kalmaz dedikten sonra adamın ağzına doğru hamle yaparak valla olmaz bak içmezsen ölümü gör” diye aspirini yutturmaya kalkışma. 4. Bu para sorununu en yakın bankayı bularak çözmeye çalış. Eğer bu işi hallettiysen artık makina hazretleriyle alış veriş yapma özelliklerinin en önemlisi olan euro sahibisin. Bu özgüvenle makinanın deliğine bir elli euro’yu teslim etmene rağmen makina kıllık edip, sana şöyle fiyakalı bir bilet vermiyorsa, senin hemen kızman ve "bana ha", dedikten sonra tekmeleme, "taş yok mu lan taş yok mu" diye taş arama, kafa atma gibi sonradan pişman olacağın hareketlerde bulunma, çünkü Almanya`da makinalara zarar vermek, hayvanlara eziyet edenlere verilen cezadan az olmasına karşın, bir insanı öldürdüğü için ırkçıtus boklu kafalıtus’ya verilen cezaya göre çoktur! Senin anlayacağın bu makinalara zarar verirsen büyük bir ihtimalle Alaman devletinin kasasına zarar vermekten yargılanırsın. 5. Bir bilet
sahibi olabilmen için paranı o deliğe teslim etmen yetmez, bu teslim
olayından sonra, senin ilk önce sağ taraftada bulunan karınca duası
büyüklüğündeki yazılar arasından gideceğin durağın adının karşısında bulunan
kod numarasını tam göz hizanda duran hesap makinası görünümlü alete
bildirmen gerekiyor. (Neden göz hizası? Çünkü biz yabancılar biraz boduruz,
tabiiki bu genellemeye daha kısa olan Japonlar ve Pigmeler dahil değildir.) Biletini ve paranı alır almaz makina hazretlerinin yanından uzaklaşarak sakinleşmeye çalış. Bak gördüğün gibi hem kafanı, hem beni dinleyerek nurtopu gibi bir bilet sahibi oldun! Bundan sonra yapacağın iş, hemen seni istediğin durağa ulaştıracak peronu bulmandır. Ama sen “Bu ne lan? Alt tarafı kıçı kırık bir bilet almak için nerdeyse Alman mapuslarında ömür çürütecektim, bana ne ya ben memleketime dönüyorum” diyorsan? Bundan sonrasını okumana gerek yok. Yok eğer sen? "Olur mu lan, manyak! Dönmek ne demek? ben bu Almanya’dan ancak altımda mercedes cebimde çil, çil euro’yla dönerim" diyorsan?.. o zaman devam edelim Sana tavsiyem az önce bahsettiğim peronu bul ve doğru tramvay olduğuna emin olduktan sonra, gelen ilk tramvaya bin! Bak gördün
mü Almanyada’ki ilk tramvay yolculuğuna adım attın ama, hemen gevşeme bu
Alamanlar sululuktan hiçbir zaman hoşlanmazlar (eğer bu sululuğu bir yabancı
yapıyorsa, hiç şansın yok) sen ciddi bir yüz ifadesiyle ortalığı bir kesiver
ve eğer müsaitse kendine oturacak bir yer bul ve oturarak bu ilk
yolculuğunun tadını çıkarmaya bak..... Anlatayım bu tip Alamanların beyinleri büyük bir ihtimalle 1945`den önce imâldir ve bunlar tramvay, otübüs gibi toplu taşıma araçlarının tıka basa dolu olmasına rağmen bir yabancının yanına oturmaları DSP'nin 'D'sinin demokrat anlamına gelmesi kadar imkansıza yakın bir olaydır. Ama belki de böyle değildir? Belki, senin ayakların koktuğu (!) içinde yanına oturmuyor olabilirler! Bazen de bu model olmayan bir Alaman'ın senin yanına oturması bazı Alamanlar tarafından ayıplanır, hatta bazen eşşeğin kulağına kaçak boru döşemek suretiyle eşeğin kulağına su kaçırarak senin yanına oturan Alamanı dövmeye kalkışırlar. Eğer senin yanına sırf sen yabancısın diye oturmayan, bu bir takım Alamanların sözleri, davranışları seni rahatsız etmesi şunlara benziyorsa: Bu güzelim Alamanya`da altı milyon insanı sırf inançlarından dolayı yakan Nazi domuzlarının ortalıkta cirit atması.... ya da bir ülkedeki cinayet şebekesi üyeleri için bazılarının “bu ülke sizinle gurur duyuyor" diye slogan atmasını içine sindiremiyor ve acı çekiyorsan, o zaman buna karşı mücadele edeceksin... Yok ama seni rahatsız etmediği gibi "Yapma be! Sahi mi? Şimdi ben istediğim gibi rahat, rahat (!) yolculuk edebilir miyim?" diye soracak kadar kıçtan bacaklı bir beyinsizsen?.... ..... bir sonraki dersde işleyeceğimiz tiplerle birçok ortak yanın olduğunu belirtmek isterim. Evet canım yabancıdaşım, bir dersin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Umarın sana faydalı olabilmişimdir? Bir sonra ki dersimizin konusu Irkçıtus Boklu Kafalıtus’ları yakından tanıyacağız. Aleviyol, 18.5.2003 Yorum |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |