|
Mustafa Balbay
Erdoğan'ın 3. ABD Seferi...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir ABD gezisinden
daha tarifi güç başarılarla döndü. Erdoğan, Bush katında kabul gördüğü
3. gezisinde ''Bush'un büyük adamı'' unvanını da hak etti.
Daha başbakanlık koltuğuna oturmadan, bir partinin
genel başkanı sıfatıyla ABD başkanıyla görüşen ilk Türk siyasetçi olan
Erdoğan'ın son gezisini de öncekiler gibi özetleyebiliriz:
AKP açısından kazançlı, Türkiye açısından soru
işaretleriyle dolu bir gezi!
1- Bu köşede yeri geldikçe şu atasözünü
kullanırız:
Bir planınız yoksa, başkalarının planının parçası
olursunuz!
Erdoğan'ın ABD gezisinin omurgasını oluşturan G-8
zirvesine katılan Türkiye ve birkaç Arap ülkesinin liderleri bu
atasözünün tam ifadesi oldular. G-8 ülkeleri artık Ortadoğu'ya demokrasi
ihraç etmenin zamanı geldiğine inanmış, bu yolda kendilerine yardım
edecek, deyim yerindeyse taşeronluk üstlenecek ülkeler arıyorlar.
Türkiye, ''ne rol verirseniz yaparım'' diye öne çıkıyor. Onlar da
''ahbap sen demokratik ortaksın'' diyor!
2- Erdoğan'ın ABD gezilerinde Türkiye'nin
durumundan çok, partisinin, İslamın ve evrensel dinlerin bugünü,
geleceği konu ediliyor. Bu yılın başındaki ABD gezisinde de Musevilerle
temastan, AKP'nin nasıl bir siyasi kimliğe oturduğuna kadar her türlü
konu gündeme gelmişti.
Son gezisinde de ''ılımlı İslam''la ilgili bilinen
görüşlerini yineledi. İslamın ılımlısı olursa, bir de ılımsızı olur,
bunu kabul edemeyeceğini ifade etti. Ardından ekledi:
''Biz Türkiye'de orta yolu bulduk...''
Bu yol neymiş bir de biz öğrensek... Dileriz,
bölünmüş yol değildir!
3- Erdoğan, ABD katında gördüğü kabulün kendisini
Türkiye'de ve bölgede güçlü kılacağına inanıyor. Türkiye'de belki, ancak
bölgede aynı şeyin olacağını düşünmek zor. Mısır ve Suudi Arabistan
başta olmak üzere, pek çok bölge ülkesi ABD ya da G-8 damgalı demokrasi
ürünlerini kullanmak istemiyor. Bu gidişle pek çok İslam ülkesiyle
aramız bozulabilir. Bunu İslam sözcüğünü en çok ağzına alan iktidarın
başarması, gelişmelere ayrı bir incelik katabilir.
İKÖ zirvesi
4- Girişte de vurguladığımız gibi Bush, Erdoğan'a
''büyük adamsın'' dedi. Bunun pek çok kişi açısından büyük bir ödül
olduğunu söylemeye gerek yok. Başbakan'ın ABD gezisinin gündeminde bir
önceki gezide olduğu gibi yine ödül törenleri de vardı.
Erdoğan dün Chicago'da kamu yararına hezimet,
affedersiniz hizmet ödülü aldı. 24 kişiye verilen ödülü alanlar
arasında, Ürdün Kralı ABDullah, Uganda Devlet Başkanı Weiri Musavani,
New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg de vardı. Ödüle ilişkin iki
saptamamızı paylaşalım:
- Bir kişi, yabancı bir ülkeden çok ödül alıyorsa,
''ben kime hizmet ediyorum'' diye düşünmesi gerekir!
- Bir kişi, kamu yararı başlıklı bir ödül almışsa,
bu konuda ne yaptığını kamuoyuyla paylaşması gerekir.
5- Erdoğan'ın her seferinde başarılı geçen ABD
gezilerinin ardından, Bush yönetimi Türkiye'den bir şeyler istedi. Zaten
büyük devletlerin yöneticileri için şöyle bir tanım yapmak yerinde olur:
Onlar, kendilerine yararlı olmayacak lideri
ağırlamazlar!
Son gezinin ardından görünüm şu:
Bu ayın sonunda yapılacak NATO zirvesinde ve onun
hemen öncesinde gerçekleşecek Bush'un Ankara ziyaretinde Türkiye'nin 21.
yüzyılda ABD'nin bölgesel üssü olması için her türlü altyapı çalışması
gündeme gelecek. Erdoğan'ın büyük adam olarak ABD'den dönmesi akla,
acaba başbakan her türlü sözü verdi mi, sorusunu getiriyor!
6- Bugün İstanbul'da İslam Konferansı Örgütü (İKÖ)
zirvesi başlıyor. 55 ülkeli, 1.5 milyar nüfuslu İslam dünyasına seslenen
en geniş katılımlı örgütün gündemindeki konuların hemen tümü kendi
içindeki gelişmelere ilişkin. Biraz acımasız bir değerlendirme olacak
ama, İKÖ'nün ağırlığına baktığımızda, şunu söyleyebiliriz:
Nüfuzla nüfus sık sık ters orantılı olabiliyor!
İslam ülkeleri kendi içindeki sarmalı bırakıp
''neden çağı yakalayamadık'' sorusunu sorduğu gün kabuğu yırtmış olacak.
Türkiye Cumhuriyeti bu soruyu 80 yıl önce sorup
kabuğu yırtanlardandır. Zaman zaman başa dönmeye girişen siyasetçiler
iktidara gelebilir ama, yırtılmış kabuğu kapatmak olanaksızdır...
Başbakanlar yolcu, Türkiye Cumhuriyeti hancıdır...
Cumhuriyet, 14.06.2004 |