Güncel ve Tarafsız Haber

Hasan Gürgenarazili

“Hadi canım sen de”  Edep ya Hû

Son tartışmalar ekseninde eğer Alevilik üzerine kitap yazılacaksa, bu kavgalar, dedikodular, küfürler yazılmalı. En azından onların hikayeleri de ortaya konularak. Önemli bir kitap çıkar sanırım.

Ama daha da önemlisi, Alevi örgütlenmeleri sürecinde yer alan bireylerin kişisel "biyografileri" tek tek hazırlanmalı ve Alevilikle yakın alakaları ortaya konulmalı. Bu tür bir kitabın iyi bir eser olacağına eminim. Çünkü kavga, dedikodu, küfür vs. "edeb" düsturuyla yani Aleviliğin doğrudan "ahlak" sistemiyle ilgili şeyler. O halde Aleviliğin temel ilkelerinden "eline-beline-diline" bizi temsil edenler tarafından ne derece yaşama yansıtılıyor ona bakılmalı. Özde tartışılan konu, "kavgacılar" olarak ele alınıyorsa ister istemez buna dayanıyor.

Yok tartışılan konu Alevilik ve değerleri olarak anlaşılıyorsa, bu daha da genişletilmeli ve mecburen "sadede" gelinmeli.

Bir e-grupta bir hanım arkadaşımızın bahsettiği börek hikayesini bilmem. Ama "kapkaççılık" hikayelerini bilirim. Bilirsiniz, eskiden Türkiye'de ve cok sevdiğim İstanbul'da "kaptıkaçtı"lar vardı. Onlar dolmuş taksi olarak yoldan "ördek" topluyorlardı. Daha sonra bir de "kapkaççı"lar türedi. En değerli şeyinizi alıp, sizi soyup anında tüyüyorlar. Müdahale ederseniz, ne oluyor diye, yerlerde sürüklenen insan manzaralarıyla, darp hikayeleri başında kol geziyor. Aman dikkat.

Değerlerin dejenerasyonu

İsviçre'den bir "örgütçü": "Babam Alevilik İslamdır, hatta hakiki Müslüman biziz diyor. Ben Alevilik kendi başına bir inançtır, fakat İslamdan da etkilenmiştir diyorum. Oğlum da Alevilik yanlızca bir felsefe bir yaşam biçimidir diyor. Ne yapacağız simdi?" diye soruyor.

Babası başka, kendisi başka, oğlu başka değerler içerisinde. Alevilik bu mu? Ve ne yazıkkı, bu başkalaşımın Alevilik olduğunu düşünenler var. Ama, bu arada da asimilasyondan söz edip, değerlerinin başkalaştığını ve bunda pay sahibi olduğu bilinmeden, zamane şimdi böyle deyip çelişkiler içinde yaşadığımızı görememek üzüntü verici, daha da öte kahredici.

İşte babadan alıp, oğluna aktaran, aktardığı şeyin, mirasın ne olduğuna bile bakmayan, ama değiştiren ve bunu da normalleştiren dünün hızlı Solcusu ve bugünün idare-i maslahatçı "ortayolcu"su ve mirasyedisi budur. O ortayolcunun veya mirasyedinin torunu hangi değere (Aleviliğe) sarılacak? Torununun mırası dedesi tarafından kaptıkaççı bir şekilde imha edilirken hoyratça yenilip tüketilirken, bu mirasyedilere ne zaman dur denecek? Bu "ortayolcu"nun torunu hangi dini inanca kurtarıcı olarak bel bağlayacak? Sünnilik mi Şiilik mi, Katoliklik veya Protestanlık mı?

Sovyetler Birliği'nde, Arnavutluk'ta, tüm Doğu Blok'u ülkelerine bile ateizmin kök salamadığı, Ortodoks Klisenin tüm kurumlarıyla dünün Marksistlerine, bugünün Hırıstıyanlarına şimdi hizmet verdiği düşünülürse, boşaltılan inancımızın yerini kim dolduracak, kim? Şiddet üreten marjinal gruplar mı? Babamı tüketen, dedemden kendi kimliğinden koparan, başkalaştıran ideoloji beni tüketemeyecek!

Dedemin, dedemin dedesinin ve onların dedelerinin inancı benim inancımdır. Ben Müslümanım ve de Aleviyim, kimse inancımla oynamasın.

Sizin yeriniz neresi?

Alevilik tartışmalarına katkı yapanlar arttıkça, Aleviliğimi ve Müslümanlığımı yaşamak isteyen bana karşı kimi akl-ı evveller "saf"larında "mevzilenmiş” bir şekilde ortaya çıkıyor. İşte o zihniyet hemen başlar, yeriniz Cem Vakfı diye. Kendi yerlerini, dedesinin yerini sorgulamadan, yeni din’cilere bir nebze olsa değinmeden, o zihniyet hemen ayni nakarata başlar. Yeni din'ciler hakkında görüşlerini söylemezler bunlar. O konuda ağzı mühürlüdür, tutkalla yapıştırılmıştır. İyi tanıyın bunları ey Aleviler!

Aleviliği ayrı inanç olarak gören ve yazanlar sizin yeriniz neresidir? Alisiz Aleviciler, peşine takıldığınız Şafii bir Sünni, yolunuza rehberlik yapıyor. Rehberinize mürşit olan Şii folklorcuyla, aslında sizler hem Sünnileşecek, hem de Şiileşeceksiniz. Yelkeninize dolan rüzgarlara bir bakın neler çıkacak görün.

Yeni yolda maceranız hayırlı olsun. Baklayı ağzından çıkaran, Müslümanlığı traşlayıp Aleviyim diyen, dedesinin yolundan çıkmış, Pir Sultan'ın yolundan bile ayrılmışlar, onun deyişlerine bile tahammül edemiyenler; hem Aleviliğe "ayrı bir din değildir", "mezhep değildir", "kültür"dür der; sonra da "dinden" dem vurur. "Hadi canım sen de"!

Biz bizi biliriz, sizin de ne yaptığınızı hem görür hem biliriz; siz kendinizi ve ne yaptığınızı bilir misiniz?

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com