|
Mustafa Balbay
DUP...
Önce
başlığı açalım:
Demokratik
Uşak Projesi (DUP)...
20.
yüzyılın ikinci dilimindeki yeşil kuşak projesinden sonra 21. yüzyılın
değerlerine böyle girişim yakışır!
Bush
yönetiminin evire çevire bir hal olduğu ''Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)''
denizanası gibi şekilden şekile giriyor. G-8 zirvesinde oturtulan son
coğrafi zemin şu:
Ortadoğu
ve Kuzey Afrika...
İki
kıtanın ucunu demokrasi kuşağıyla bir araya getirip G-8'e bağlayacaklar.
Ucu bağladın mı, gerisi kolay...
Bundan
böyle yeri geldikçe ''demokratik uşak'' tanımını kullanacağız. Ne demek
istediğimizi açalım... Bush yönetiminin G-8 zirvesinde kızartıp
soslayarak masaya getirdiği projenin temel hedefleri şunlar:
1-
Projenin kapsama alanına giren ülkelerin tümünde serbest piyasa
ekonomisi uygulanacak. Bir başka deyimle, çokuluslu şirketlerin (ÇUŞ)
rahatça hareket edebileceği geniş sahalar oluşturulacak.
2-
Parlamentolar güçlendirilerek ülke içindeki tüm grupların temsil
edilmesi sağlanacak. Bunun laboratuvarı Irak. Ülke içindeki farklı
kesimler birbirine düşman olacak, arada dengenin sağlanması için tepeye
genel vali yetkisinde Batılı bir yönetici atanacak. Böylece hedef ülke
yönetimi, G-8'ler başta olmak üzere dışarıdan gelen herhangi bir isteme
güçlü bir biçimde karşı durma refleksinden yoksun olacak.
3-
Hedefteki ülkelerin tümünde medya yeniden yapılanacak. Tüm bu yapının
halkla ilişkiler temsilciliğini üstlenebilecek bir medya oluşumu
sağlanacak. Her ülkede çok sayıda televizyon kanalı olacak ama, tümünden
tek ses çıkacak. Yani, çok kanallı tek seslilik korosu oluşturulacak.
Tek ses, ilhamı Teksas'tan alacak.
4-
Ekonomiyi ve gerçek anlamda siyasi erki elinde tutan ÇUŞ'lara ve
gelişmiş ülkelerin temsilcilerine karşı çıkanlar da ''demokrasi
karşıtı'', ''özgürlük düşmanı'' ilan edilecek!
İşte size
DUP...
Bush'un
büyük adamı!
Bush, G-8
zirvesinin ardından şöyle dedi:
''G-8
ülkeleri ve Türkiye, enerjilerini ve kaynaklarını Ortadoğu ve Kuzey
Afrika ülkelerinde özgürlük ivmesine destek için kullandı.''
Bush
yönetiminin bölgedeki hedefleri bağlamında Türkiye, çok kritik bir
eşikte bulunuyor. Ortadoğu'nun iki kilit ülkesi Suudi Arabistan ve
Mısır, bu zirveye katılmayı reddetti. Burada Mısır'ın önemini ayrıca
vurgulamak gerek. Salt şu örnek bile bir şeyler anlatmaya yeter:
ABD'nin,
Arap ülkelerinde görev yapacak diplomatları önce Mısır'a geliyor.
Ortalama 6 ay kalıp Arapçayı ve Arap dünyasını öğreniyor. Bu donanımla
görev yerine gidiyor.
Mısır,
DUP'a en azından şu aşamada karşı durarak öteki karşıt ülkelerin
sempatisini kazanmış durumda. Devamı ne olur, kestirmek zor.
Erdoğan
yönetimi ise Bush markalı her şeyi giyerim diyerek kılıktan kılığa
giriyor. Türkiye'nin Arap ülkeleriyle ilişkileri mükemmel sayılmaz.
Önceki iktidarların yanı sıra Erdoğan ve Gül de resmi ziyaretlerle bunu
gördüler. Bunun üstüne bir de ''Bush'un bölgedeki taşeronu'' unvanını
alırsak ne olur?
İyi
olmaz...
Önümüzdeki
hafta AB-ABD buluşması var. Türkiye buradaki gündemin de maddelerinden
birini oluşturuyor. AB'den ev ödevi alan Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey
Afrika'ya ders vermeye hazırlanıyor!
Böylesine
karmaşık bir coğrafyada, böylesine karmaşık bir rol üstlenmek, insanın
kişiliğini de bozar! Çok kişilikli hale getirir. Gün gelir, nerede hangi
kişiliği sergileyeceğinizi bilemezsiniz. Bush'un ''büyük adamı'' Erdoğan
yakında ''herdoğan'' unvanı alırsa, şaşırmamak gerek!
Yazıyı
DUP'la bağlayalım...
Dışarıdan
dayatmayla, dışarıda yapılan planlarla getirilen demokrasi, bir kişiye,
bir ulusa, balık tutmasını öğretmek yerine, gerektiği kadar balık
vermeye benzer. Bu tür projelerin peşinden koşanlar için uzun yorum
yapmayalım. ''Balık'' sözcüğünün ilk harfini atalım, yeter!
Cumhuriyet, 12.05.2004 |