|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
Molla Demirel “Dilimin Ucunda” ve bahar mevsimi Nisan ve Mayıs ayı sadece bahar mevsiminin değil şairlerin de en üretken olduğu aylar. Bu günlerde bal tadında şiirler almak başka bir güzellik. Nisan ayında toprağın taze kokusu, çiçek kokusu ve yağmur kokusu bir kilim deseni gibi geçer iç içe. Sabah hava güneşli olur, gömlekle çıkarsın çarşıya, pazara. Yağmura tutulur, sırılsıklam ıslanırsın. Sahile iner, turistlerin her tarafı sarıp kirletmediği bu aylarda, sakin sakin dalgaların kıyıya vuruşundaki su sesini dinler, gök mavisine doyasınca bakarken, dağlardan inen taze çiçek kokusunu içine çekersin. Birden bulutlar üşüşür ve döker avucundakini tepene. Giysilerle denize dalmış gibi dönersin eve. Veya hava bulutludur, serindir, ona göre giyinirsin; açılır hava, Temmuz ayı sanki. Güneşi, tüm sıcaklığını döker başına, ter içinde kalırsın. Terin kokusuna deniz, toprak ve çiçek kokusu karışır. Islansan da, terlesen de bahar mevsimi tazelik ve mutluluk ayı olduğunu bir kez daha kanıtlar. İşte böyle bir anının bir anı tutmadığı Nisan ayında 18 ressamla Antalya Atatürk Kültür Vakfı’nda savaşa karşı halkların dostluğu ve kardeşliği için bir resim sergisi düzenledik. Benim başında bulunduğum Radyo Kaktüs kurumu; Antalya Sanatçılar Derneği ve Göynük Belediyesi’nin ortak çalışmaları sonucu gerçekleşen bir sergideki konuşmamın ardından, gülüşleri anam kadar sıcak olan bir hanımefendi ellerini omuzuma koydu. Almanca “Ben bir emekli Almanca öğretmeniyim. Ben ilk kez böylesine kaliteli bir sergi izliyorum. Kutlarım sizi” dedikten sonra Almanya'da gelişen resim sanatı üzerine sorular yönelti. Onu sorularını ressamların yanıtlamasının doğru olacağı düşüncesiyle Alman ressam arkadaşlarla tanıştırdım. O arada Ansan’ın başkanı Tecelli Sırma „Bir şiir haftası düzenledik. Bu programdan senin de Almanya’da Türkçe yazılan şiiri değerlendirmeni istiyoruz. Bu önerimizi geri çevirmeyeceğini umarız" dedi. Kabullendim. ANSAN’da çok kısaca Almanya ve Avrupa’da yaşayan beş milyon insanın kendisine has ama Türkiye Türkçesinin bir kardeşi olan bir dili ve bir edebiyatı geliştirdiğini örnekler vererek anlattım. Öğretmen hanım anlatımın peşinde gene o ana sıcaklığındaki gülüşleriyle vardı yanıma. Kutladı beni ve bana bir paket uzattı. Paketi hemen açtım. “Dilimin Ucunda” adlı bir şiir kitabı. Kapağında dikenli teller arasında bir karanfil resmi var. Bırakamadığım bir alışkanlıkla, hemen kitabı açtım. İçindeki bir kaç kısa şiiri önce sessizce, ardından da şu dizeleri seslice okudum: “Ay yağar sulara közlenir yangı Atının yelesi martı kanatlı Sürmedi kimseler bu saltanatı Karac’oğlan sen burada yoğ iken” ..... Bu dizeleri yeniden okudum. "Bu şiirde temiz bir dil ve duygulu söylesi var” dedim. Sürdürdüm yaprakları çevirmeyi. Bu dizeleri de okudum: “Para pul, han hamam yoktur değeri İnsanlık ölçülmez ezelden beri Sevgidir yok eden gamı kederi Yüzünü çevirip vah ediyorsun” Bu dizeleri okuduktan sonra, kitabı bana hediye eden hanımefendinin arka kapaktaki fotoğrafını gördüm. Bu bal tadındaki dizeler, bütün gece beynimde dolandı durdu. Unutup, uyumak istedim, edemedim. Kalktım pencereden denizin üstünden parlayan gece karanlığını yararak aydınlık saçan Ay ve yıldızları seyretim. İşte o an gene şiir kitabındaki şu dizeler döküldü dilimden: “Nihavent çal bu akşam ay solarken Sesler perde perde eriyip gitsin Gözlerim gözlerinde güfte akarken Hangi iklimdeyim, ne bileceksin
Yorgun sokaklarda aradığım iz Derinden derine saran tatlı giz Dudaklarda beste olduk artık biz Hangi şarkıdayım ne bileceksin Bu dizeleri okuyan her insanın seveceğine inanıyorum. Nadire Sönmez gezilerinde, çevresinde yaşananları, gördüklerini ve yaşadıklarını şiire taşıyor. Sevda ile toplumsal evrimi şiirlerinde iç içe işlemiş ve halk dilinden ustaca yararlanmış. Halk dilinin dünyanın her yerinde en iyi kullananların kadınların olduğuna inanırım. Sanırım bu şiirler, bu düşüncemi bir kez daha doğruladı. Geçmişe inmeden Halide Edip’ten, Mine Ungan, Gülten Akin, Senur Sezer, Zeynep Oral, Ayla Kutlu, Leyla Şahin, Gülseren Engin gibi onlarca kadın sanatçının yazılarına, öykülerine, roman çalışmalarına göz atıldığında, hepsinin de biz erkek yazarların büyük çoğunluğundan çok daha güzel bir halk dili kullandığını görürüz. Ancak, adını verdiğim “bu ve benzeri bayan sanatçılar da metropollerde, yaşamasalardı acaba yeteneklerini sanat alanında ortaya koyma ve tanıtma olanakları olur muydu” sorusunu da sormaktan kendimi alıkoyamadım. Yukarıda verdiğim dizelerin yazarı bayan Nadire Sönmez Mardin, Manavgat ve Serik’de öğretmenlik yapmış. Daha ortaokul öğrencisiyken şiir yazmaya ve resim yepmaya başlamış. Ancak emekli olup Antalya’ya yerleştikten sonra Akdeniz Kitap Evi’nin sahibi ile tanışıyor ve şiirlerinin bir kısmını ‘Dilimim Ucunda’ adını taşıyan kitapta yayınlıyor. Bu, yaşamın her alanında olduğu gibi edebiyat ve sanat alanınında metropollerde yaşayanların özellikle varlıklı kesimlerin unsurlarının, var olan olanaklardan en fazla yararlananlar olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum edebiyatımızın ve dilimizin zenginleşmesini engelliyor. Kısır bir döngü içine sıkıştırıyor. Zayıflatıyor. Çağın kalitesini yakalamasını ve dünya sanatı içinde layık olduğu yeri almasını engelliyor. Oysa ki taşra, sadece ürettiği temel gıda madeleri ile büyük kentleri beslemiyor, dil ve kültür alanında da metropolleri besliyor. Taşrada yaşayan insana, edebiyat ve sanat alanının kapılarını, metropollerde yaşayanlardan daha fazla açık tutmak gerekiyor. Bizim halk dilini böylesine güzel kulanan bir değil, binlerce Nadire Sönmez’e gereksinimimiz var. Bakın Nadire Sönmez’in şu dizeleri söylediklerimin doğruluğunu kanıtlamıyor mu? “Hasretin yolları sarpa sarınca Ümitler çaresiz, boşta kalınca Yüreğim kor iken ateş alınca Bir çığlık sel olup taştı mı bilmem
Düğüm düğüm çözülmeyen bilmece Suçlu gibi suskun inen her gece Uzaklarda hıçkıran mor menekşe Bir kaya dibinde soldu mu bilmem” Umarım yayınevleri, kültür kurumları Nadire Sönmez’in ve onun gibi halk dilini iyi kullanan taşra sanatçılarının çalışmalarına olanak verir, dilimizin, edebiyatımızın sanatımızın beslenme kanallarını çoğaltırlar. Aleviyol, 7.5.2003 Kitap Tanıtımı |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |