Alevilerin Günlük Haber PortalıAleviyol sitesinin  hiçbir forum ve konuk defteriyle ilgisi yoktur ve site adına da  kimse forumlara ve konuk defterlerine  yazı yazmak hakkına sahip değildir. İnternette www.aleviyol.com ibaresi ile Aleviyol sitesi dışında rastlanılan  yazılarla ilişkimiz yoktur.

Rıza Zelyut

Demokratikleşme ve Aleviler (1)

Ülkemizde, bizim yaptığımız araştırmalara göre 12 ile 15 milyon arasında Alevi vatandaşımız yaşıyor.

Bu nüfus, Avrupa'da birçok devletin toplam nüfusundan bile çok çok fazladır.

Ne yazık ki şimdiye kadar Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten hükümetler, resmi anlamda bu milyonları yok saymıştır.

Alevi toplumu, cumhuriyet kadroları tarafından potansiyel tehlike olarak algılanmıştır. Alevileri kötü ve yasadığışı toplum sayan şartlanma gerek toplumun alt katmanlarında gerek bürokrasi arasında varlığını bugünlere kadar devam ettirmiştir.

Böyle olunca da Alevi kitlenin demokratik, kültürel ve inanç talepleri hep baskı altına alınmıştır.

Küreselleşmenin bir biçimi olan Avrupa Birliği ile bütünleşme çabalarımız, şimdi bu kitleyi de dikkate almayı gerektiren bir durağa gelmiş bulunuyor.

AB'ye girişin temel şartı olan uyum yasaları, Alevi toplumunu da dikkate alarak şekillendirilmelidir. Bu yüzden de AKP hükümeti, demokratikleşme paketi adı altında Meclis'e gönderdiği yasalara, bu konuyu da kapsayan bir paket eklemek zorundadır.

Prof. Aydın nerede?

AKP hükümetinde din işlerinden sorumlu devlet bakanlığına, din felsefesi konusunda uzman olan Prof. Mehmet Aydın getirildi. Sayın Aydın'ın Alevi toplumuna arkaik bir grup gözüyle bakmak yerine, capcanlı ve görmezden gelinemeyecek kadar büyük bir toplum olarak bakması gerekiyor.

Yani, Alevi toplumunun sorunu sadece inanç özgürlüğü ile sınırlı olmayan ve özünde demokratik olan bir sorundur.

Bu sorunun bir ayağı Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilintilidir.

Diyanet İşleri, Türkiye'de bütün İslam mezheplerini değil, sadece Sünni İslam mezheplerini temsil etmektedir. Kendisini mezheplerüstü gösteren Diyanet'in temsil ettiği İslami anlayış da Sünni İslam karakterlidir.

Halbuki tarihteki bütün Sünni mezhep kitaplarının da kabul ettiği gibi İslam denilince Sünni ve Alevi karakterli iki anlayıştan (Üçüncü yol olarak Hariciliği düşünebiliriz.) söz edilmektedir. Tarihen sabit olan bu gerçeği bugün yokmuş gibi görmezden gelen Diyanet İşleri, egemen Sünni anlayışı ve onun hegemonyasını devam ettirmek için bu kurumun mezhepleri değil İslam'ı temsil ettiğini iddia etmektedir. Diyanet'in tüm İslam'ı temsil etmediğini, bu kurumun Aleviler tarafından kabul edilmemiş olması da en açık biçimde göstermektedir. Müslüman Alevi'nin yer almadığı Diyanet nasıl olur da tüm İslam'ı temsil edebilir?

Öyleyse, Diyanet İşleri temsil işlevine tam kavuşturulmalıdır.

Gel gör ki laik bir ülkede Diyanet gibi mezhep üreten bir kurumun bulunması da son derece sakıncalıdır. Bu yüzden, gerçek demokratikleşme, Diyanet organizasyonunu ortadan kaldırmayı da içermelidir. Gel gör ki Sünni egemenliğini pekiştirme peşindeki hükümetler bunun tam tersini yapmışlardır. AKP acaba bu konuda gerçekten demokratça davranabilecek mi?

Bugün milyonlarca Aleviyi ilgilendiren sorunlar en az türban konusu kadar acildir. Gel gör ki barışık yaşamayı seçen bu kitle, sorunlarını kavga ederek, olaylar yaratarak değil olumlu mesajlar biçiminde dile getirmekte ve hükümetlerden çözüm beklemektedir.

Alevilerin çözüm istedikleri bazı sorunlarını ve beklentilerini şöyle sıralayabiliriz:

·        Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye'de kendisine Alevi diyen bir inanç ve kültür grubunun yaşadığını hala resmen kabul etmiş değildir. Devlet bu yok sayma politikasını derhal terk etmelidir. Buna bağlı olarak da Alevi dernekleri ve dergahları hükümetler tarafından muhatap kabul edilmelidir.

·        Aleviliğin ne olduğunun tanımını, Alevilerin dışındaki kişiler ve kurumlar (Diyanet) değil, Aleviler yapmalıdır. Bu tanım da resmi kurumlarca doğru, meşru, hak kabul edilmelidir.

·        Aleviliğin İslam dininin bir kolu olduğunu Alevi toplumunun en başından beri kabul ettiği bütün resmi işlemlerde dikkate alınmalıdır.

·        Diyanet İşleri Başkanlığı laik devlet yapısına ters bir kurumdur. Bu kuruma devlet, her yıl, birkaç bakanlığın bütçesinden daha fazla para vermektedir. Bir tüketim kuruluşu olan Diyanet İşleri lağvedilmelidir. Eğer bu yapılmayacak ise, Alevi mezhebi de burada bağımsız bir müdürlük halinde temsil edilmelidir. Bu müdürlüğün de bütçesi ve kadrosu oluşturulmalıdır.

·        Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile Sünni topluma sunulan hizmetler, ilgili devlet bakanlığının denetiminde, resmi kanaldan Alevi toplumuna da sunulmalıdır.

·        Alevi toplumuna hakaret anlamına gelen yaklaşımlar kitaplarda, ansiklopedilerde yer almaktadır. Bunlar ayıklanmalıdır.

·        Okullarda zorunlu din bilgisi ve ahlak öğretimi adı altında Sünnilik öğretilmektedir. Bu dayatma çağa aykırıdır, derhal durdurulmalıdır.

·        Okullarda din eğitimi verilecekse bu, isteğe bağlı hale getirilmelidir. Yine din bilgisi içerisine Alevilik de bir bölüm olarak konulmalıdır.

·        Aleviler, ibadetlerini yapacak yeterli cemevine sahip değildir. Bu konuda çok geri kalmış olan Alevi toplumuna devlet mutlaka maddi manevi katkı vermelidir. Ayrıca, cemevlerine karşı Diyanet İşleri saygısız bir yaklaşım içindedir. Her inanç grubu kendisini nasıl görüyorsa, o öyledir. İnanç gruplarını başka inanç grupları tanımlama hakkına sahip değildir. Alevileri, Sünni Diyanet'in tanımlaması, insan haklarını ihlal etmektir.

·        Devlet televizyonlarında ve radyolarında Alevilikle ilgili eğitici saatler mutlaka yer almalıdır. Anadilde eğitim hakkı nasıl doğal ise inancını öğrenme hakkı da o kadar doğaldır.

·        Alevi köylerine cami yapmak bırakılmalıdır. Alevilerin Sünnileştirilmeye çalışılması, insan hakları bildirgesinin açık ihlalidir. Bu asimilasyona son verilmelidir.

·        Alevilere yönelik hakaretler, aşağılamalar; dine yönelik suçlar kapsamına alınmalıdır.

Güneş, 12.12.2002  Güneş, 13.12.2002

                     

Basın-Medya Arama Ozanlar Yazarlar Yol Alevilik
iletişim Linkler Deyisler Kitapevi Hüseyin Gazi Aleviyol