Alevilik Nedir?

Alevilik, İslamdır.
‘Hakk-Muhammed-Ali’
yolunun ‘Kırklar Meclisi’nde
olgunlaştığı ve Oniki
İmamlarla devam eden;
İmam Cafer-i Sadık’ın akıl
ölçüsünü rehber olarak
alan, Horasan erenlerinin
himmetleriyle Anadolu’ya
gelen Hazret-i Pîr’le ve ulu
ozanlarımızın nefesleriyle
hayat bulan inancın adıdır.
Alevilik inancı, hayatın
amacını insanın ham
ervahlıktan çıkarak insan-ı
kâmil olup özüne dönmek
olarak tanımlar. Bunun
için de; ‘Mürşid’, ‘Pîr’ ve
‘Rehber’ huzurunda ikrar
verilerek ‘Dört Kapı Kırk
Makam’ aşamasından
geçilir. İnancımızın
uygulandığı mekân cemevidir.

Aleviyol RSS Haber

RSS Okuyucu ile Aleviyol'da Haberler

Gazete Manşetleri

gazete.jpg

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Saat

Hasan Ali Erdem

mehmetilder.jpg

Öznur Tanal

oznurtanal.jpg

Murat Kantekin

muratkantekin.jpg

Rıza Zelyut

rizazelyut.jpg

Şakir Keçeli

sakirkeceli.jpg

Hasip Öztürk

hasipozturk.jpg

Fatma Ulubey

fatmaulubey.jpg

Murtaza Demir

murtazademir.jpg

Ayhan Aydin

ayhanaydin.jpg


Anasayfa
ASIL TEHLIKE CEHALET& Fatma Ulubey
07 08 2008
fatmaulubey.jpgKonya – Balcilar’da çöken ve 18 çocugumuzun yasamini yitirmesine neden olan kaçak tarikat  yurdu, Türkiye’nin aci bir gerçegini dile getirdi.  Bu tür yurtlarda bilimden tamamen uzak,  ne kadar bilinçsiz, ne kadar korkutucu egitim verilerek küçük beyinlerin yikanildigidir. Bu örnek basina yansidigi kadariyla gördüklerimiz ya göremediklerimiz !

 

 Liseyi okudugum dönemlerde bir cehalete ve bir o kadar tehlikeli bir olaya sahit oldum ki, Konya olayi basina yansiyinca bir anda yasadigim olay kafamda çagrisim yapti. Böylece bu  yaziyi yazmaya karar verdim.  Evimiz Caminin karsisinda idi.. Caminin bitisigi Kur’an Kursuydu. Yani  yapilar bitisikti. Evimizle kurs arasinda sadece bir cadde vardi. Dogal olarak bu kursa gelip giden çocuklari her gün  görüyordum. Bir gün okulun  çikis saatlerinde eve geldigim bir sirada karsida gelen bir kamyon ve kendisini kamyonun önüne atmaya çalisan ama bir türlü cesaret edemeyen bir kiz çocugu gördüm. Yaklasik on yaslarinda falan. Tabi ben de korktum ve o anda olayi idrak edemedim. Kiz çocugunu hemen bizim eve götürdüm, yüzünü yikayip biraz sakinlesmesini istedim. Kiz biraz kendisine gelir gibi olunca hemen sordum, ne oldu niye böyle bir olaya kalkistin diye? Kiz ne derse begenirsiniz bu sefer basaramadim ama bir dahaki sefere bunu yapacagim dedi. Ben, kendisine ne demek istiyorsun, seni anlamiyorum dedi. Kiz biraz daha rahatlamis olmali ki bir bir anlatmaya basladi. Bu olay olali yillar olmus, hafizamda kalan tek sey kiz çocugunun bana abla: bizim Kur’an Kursu hocamiz dedi ki sehit olanlar cennete gider. Kendimi arabanin altina artsam ölürüm ve cennete giderim. Elbette, hocasi kendisini bir arabanin altina at dememistir. Ancak, bu yasta bir çocugu Cennet, Cehennem’le korkutursaniz sonuç bundan farkli olmayacaktir. Nitekim Konya – Balcilar’da yasanan dramdan sonra ortaya çikan bir belge tüm gerçekleri gözler önüne sermektedir.  Bu belgede Çocuklarin ögrendiklerine bakalim;

 

Ahret Hava Yollari

 

Hareket yeri :  Dünya

Varis Yeri     :  Ahret

Uçus   Saati   :  Her an kalkabilir

Müracaat      :  Kimlik karti yeterli

Isim:              :  Ademoglu

Cinsiyet         :  Toprak

Adres             :  Dünya

Devamı...
 
AHMET YURT (SARI SALTUK OCAĞI Ayhan Aydın
07 08 2008

ayhanaydin.jpg

hacim_sultan.jpg

Soldan sağa: Temsili resimler.

Hacım Sultan, Sarı Saltuk ve

Hacı Bektaş Veli

TUNCELİ -  HOZAT)

Günümüzde yürüttüğü cemleri, şiirleri, sohbetleriyle, benzersiz sazıyla gönülleri fetheden ve Alevi-Bektaşi inanç ve kültür dünyasının en ulu isimlerinden, sadece Balkanlar’ın değil aynı zamanda doğunun da mühür kapılarından birisi olarak kabul edilen Sarı Saltuk’un ismine bezenen, Ahmet Yurt, bir büyük boşluğu doldurarak geçmişin artık “nerede o dedeler, nerede o sazlar, sohbetler…” denilen büyülü inanç geleneğini bugün yaşatıp geleceğe aktaran bir büyük “sır”, bir büyük “ışıktır”.  Ne mutlu bizlere ki, bu nutukları dinlemek bize de kısmet oldu.

Sevgili dede yaşamınızdan biraz bahseder misiniz?

1934’de Ovacık’ın eski ismi ile Çakberi, yeni ismi ile Güney Kova Köyü’nde doğdum.
4 yaşında iken 1938 harekatı olmuş. Ailemiz Anadolu’ya sürgün olarak gitmiş. Bilecik’in Gölpazarı Polatlı Köyü’nde 9 sene ikamet ettik.
Ben ilkokul mezunuyum, ilkokulu orada bitirdim. 1947’de Hozat’a döndük, benim soyum Sarı Saltık ailesinden.
Sarı Saltık’ın yerleşim yeri Hozat’ın Akelen Köyü’dür. 20 yaşında iken Erzincan, Sivas, İstanbul, Adana, Antalya yani Anadolu’nun Alevi bölgelerine gittim, gezdim.
Kendim Sarı Saltık evladı olarak dedelik unvanı adı altında halkla ilgilendim çok alim, ilim sahibi kimselerle karşılaştım ve hayatım bugüne kadar öyle geçti.
Benim Aleviliğe karşı büyük bir sevgim var. Alevilik kültür ve felsefesini seven bir kişiyim. Her gittiğim yerde ben Aleviyim, ben Kızılbaş’ım diyen insanlardan beklediğim birçok şeyler olmuştur; başta ilim güzel bir şeydir, ahlak güzel bir şeydir, edep güzel bir şeydir, erkan güzel bir şeydir, sevgi güzel bir şeydir, hoş görü güzel bir şeydir diyorum. Daha bundan güzeli de yoktur. Gittiğim yerlerde güzel sevgi gördüm.
Bugüne kadar halkla ilişkim kopmamıştır, onlarla iç içe yaşamaktayım.

Aleviliğe bakışınızı bize anlatır mısınız?
Devamı...
 
Beyaz Sayfa Hasip Öztürk
07 08 2008
hasipozturk.jpgAnayasa Mahkemesi kararını açıkladı. AKP “laikliğe aykırı eylemlerin odak noktasıdır.”!
AKP'ye para cezası kesilmiştir. Ölüm gösterilmiş ve ülke selameti için, sıtma kararı verilmiştir!.
     Sonucu, zafer havasına sokmadan, iğri oturup doğru düşünmek gerekir. Ülkede işler
yolunda gitmiyor. Bu ülkenin öncelikli sorunları, “türban”, “ ılımlı islam” , “BOP” filan değildir.   
–    Ağır bir işsizlik üstümüze abanmıştır. Üniversite mezunları işsizdir. Meslek okulu bitirenler işsizdir. Her yaştan vasıfsız vatandaş işsizdir. Evine ekmek götüremeyen insanların sızıltısına kulak verilmelidir..
–    Ülkenin, emek yoğun işyerleri, “özelleştirme” macerasına kurban edilmiştir. Çalışan ları işsiz kalmıştır. Satılan tesislerin yerine, işsizliğe çare işyerleri açılamamıştır..
–    Devletçilik horlandı. Devletin vaktiyle yaptığı yatırımlar da elden çıkarıldı. Devlet yerine, özel sektör yatırım yapmadı, istihdam yaratmadı. Olanlar da yetmedi.
–    Yatırımcılar “önünü görememekten” yakınıyor. Bunun bir anlamı, güvenli yatırım
olanağı yok demektir.
–    İhracatçının, kur sıkıntısı var. Türk lirası değerli bulunuyor. Bu fiyatlarla, ihracatın, iç kaynakları dışarıya akıttığı söyleniyor..
–    İthalatta bir iç denetim yoktur. Anlamı, “dış ticaret açığı” hızla büyümektedir. Dış ödemeler dengesi, Türkiye aleyhinde büyüyor. Açık korkutucu boyuta varmıştır.

Devamı...
 
Türkiye nin gece görüntüsü
07 08 2008
 
Birgünden Tarafa Şamar...HİKMET ÇETİNKAYA
07 08 2008
hikmetcetinkaya.jpgLaiklik, baskıcı ve faşist rejimin “merkezi kavramı” haline getiriliyormuş... Böyle olunca da laiklik, yanlış ve tehlikeli bir biçim alıyormuş... Felsefi bir inanç ve yaşam biçimi olarak İslam dini karşısına çıkarılıyormuş..

Ve...

Bunun da özgürlükçü ve demokratik bir laiklikle uzaktan yakından ilişkisi yokmuş...

Tarikat şeyhlerinin müritleri tosuncuklarla bizim Soros’un Çocukları’nın demokrasi ve özgürlük anlayışı bu işte...

Türkiye’de 60 bin kaçak Kuran kursu bulunuyor bugün...

Gözden ırak, dağ başlarında kurulan kaçak Kuran kurslarında çocuklar kaçak ve ruhsatsız yapılarda yatıp kalkıyorlar. Yaşları 8-16 olan kız ve erkek çocuklar buralarda eğitiliyor.

Devlet ise bu kaçak Kuran kurslarını sadece seyrediyor...

Konya’nın Taşkent ilçesinin Balcılar beldesindeki kaçak Kuran kursu gaz sıkışması sonucu yerle bir oldu ve 18 kız çocuğu yaşamını yitirdi.

Bu yurt kimindi?

Süleymancıların...
Devamı...
 
Babacana Anıtkabir tepkisi
07 08 2008
CHP’li Tamaylıgil, Anıtkabir ziyaretinin ufak tefek teferruat olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi

Babacan’a Anıtkabir tepkisi
CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul milletvekili Tamaylıgil, Anıtkabir’i ziyaret etmek istemeyen İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın resmi ziyaretini iş ziyareti kılıfına sokan AKP hükümetinin temsilcilerini kınadığını söyledi.

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul milletvekili Bihlun Tamaylıgil, “Anıtkabir’e gitmeyen Suudi Arabistan kralının ayağına giderek otel odasında ziyaret eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Anıtkabir’e gitmek istemeyen İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ı karşılamaya hazırlanırken resmi ziyareti ‘iş yemeği’ kılığına sokan AKP hükümetinin temsilcilerini” kınadı.k noktaladı.

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Devamı...
 
Uzlaşma Değil, Teslim Olma! OKTAY AKBAL
07 08 2008
oktayakbal.jpg“Demokrasi elbette ki bir hoşgörü ve uzlaşma rejimidir. Ama ‘koşulsuz uzlaşma’ olmaz. Ana ilkelerden ödün vererek uzlaşırsanız, sonunda ilkelerinizi yitirirsiniz. Uğruna ödün verdiğiniz ‘barış’ın geçici olduğunu çok geçmeden anlarsınız. Sadece ilkelerinizi yitirmekle kalmazsınız, giderek ‘onurlu’ bir barış umudunu da yitirirsiniz. Geriye ‘teslim’ olmaktan başka çıkar yol kalmaz.”

Tam bu günlere yakışan bir yorumlama, daha açığı bir yargılama!..

Yazımın başındaki satırlar Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın “Seçimsiz Demokrasi” adlı kitabından alıntıdır. On beş yıl önce uzlaşma arayışlarına karşı böyle yazmış.. “Uzlaşalım, daha düne dek karşısında olduğumuz düşüncelerle kaynaşalım, bir noktada beraber olmaya bakalım da toplumda huzur, barış, güven yaratalım” diyenlere yanıt gibi...

Anayasa Mahkemesi, AKP hükümetinin laiklik karşıtı, daha doğrusu düşmanı olduğuna karar vermedi mi? Demek bu ülkeyi daha yıllarca şeriat kafasına sahip insanlar yönetecek. Hem suçlanmışlar, hem de ülkenin yönetimi ellerinde!. Bundan büyük çelişki az görülür!.. Bir de kalkmış kimileri, “Laiklik ile irtica uzlaşsın” diyor!. Buna uzlaşma değil teslim olma denmez mi? Daha iktidara gelmeden yazdıklarına, söylediklerine davranışlarına bakın! Hangi birini saymalı, hepsi belleklerde, kitaplarda!..
Devamı...
 
Suskunlar Dünyasında Bir Ses CÜNEYT ARCAYÜREK
07 08 2008
cuneytarcayurek.jpgSosyal ve siyasal yaşam bir türlü yerine oturamıyor. 2002 yılından beri tam bir kargaşa.

Enflasyon yükseliyor, iktidara göre normal. Global bir dünya bu. Hemen her ülkede enflasyon yükseliyorsa, elbette bizde de yükselecek!

Orman yangınları gündemin ilk maddesi. Hükümetin Orman ve Çevre bakanları yıllardır gerçekleşemeyen vaatler sıralıyor. Orman yangınlarına gece gündüz sü-ratle müdahale edecek yangın söndürme filosu kurulacağı vaadini 2004’ten beri benzer cümlelerle 2008’de de yineliyorlar.

Kamuoyuna yansıyan açıklamalar gelip geçiyor. Üzerinde duran, hükümeti bu açıdan silkeleyen ne muhalefet var ne de medya.

***

Bir Sağlık Bakanı var; bebek ölümleri üzerinde herkes konuşuyor, yazılı kısa bir açıklamaya sığınmış, susuyor.

Bir Milli Eğitim Bakanı var; yurt adı altında gizlenen Kuran kurslarını denetlemekle görevli. Her konuda susmak bilmeyen, dinci eğitimi savunurken mangalda kül bırakmayan resmi ağız, kısa bir bakanlık açıklamasıyla yetiniyor, susuyor.

Bir Başbakan var; gizli olsun, açık olsun, yasalara aykırı olsun olmasın ama Kuran kursu olsun diyor da başka bir şey demiyor. Bağcılar’da her türlü soruşturmaya ve suçlamaya açık bir olay yaşanıyor. 18 kız çocuğunun ölümünden sonra, herhalde yöre halkı gibi takdir-i ilahi diye düşünüyor, susuyor.
Devamı...
 
Bostankolu Aşık Kul Sema-i Baba
05 08 2008

bostankolukapak.jpgDÜNDEN BUGÜNE

Canlar,
Ehlibeyte gönül verenlerin'de bileceği gibi birçok Alevi--Bektaşi şairi vardır, ancak bunlardan çok azı örnek düzeyde eserler vermiştir. Bir çoğu günümüzden en az üçyüz sene önce yaşamış bu şairler, şiirlerinde genillikle "EHLİBEYT VE EHLİBEYT SÜLALESİNİN" methi senasını yaparak, hemen hemen aynı konuları işlemişlerdir, oysa Aşık KUL SEMA-İ Alevl-Bektaşi felsefesine bağlı kalarak, birbirinden farklı konularda eser verebilen günümüz Alevl-Bektaşi şairlerindendir. Gelin bu farklılığı Aşık KUL SE-MA-İ'nln şiirlerinden örneklerle beraber görmeye çalışalım:

Bu serde, bu canda şüphem yok sensin,
İnsandan insanı hem üretensin,
Bende o canlı men hikmeti sensin,
Arif olmayan bu sırrı ne bilsin,

Sen diyorsun er kişide erlik var,
Kendin bilen her kişide varlık var,
Rahim deryasında gizli sırlık var,
Arif olmayan bu sırrı ne bilsin.

Hakla kul arası yedi kat perde,
Son perde kalkmazsa dermen yok derde,
Derler bu perdeden görenler nerde,
Bu sırdan sır vermez görenlerimiz.

Devamı...
 
Bir başlangıcın tohumları olmak Murat Tali
04 08 2008
murattali.jpgSiyasi çalkantılarla ülke ekonomisinin ve siyasi geleceğinin belirsizliğe itildiği günümüzde göz ardı edilemez bir gerçeğin farkına varmamız gerekiyor. Bu ülkede şu anda ne olursa olsun Alevi toplumu laik ve ilerici kimliğini bu ülkenin tarihine yazmaya hazır olmalı. Olası tüm gelişmelerden Amerika’nın BOP projeleri, ılımlı islam devleti çalışmaları, iktidara tüm stk’lara, emniyete ve kilit noktalara yerleşerek gelen şeriatçı yapılanmaların ucu her koşulda bizlere dokunacaktır.

Yapmamız gerekenler çok kolay olmasına rağmen yaşantımız ve duruşumuzun bize dayattığı gerçekliklerimiz nedeniyle bu kolay olan şeyler ne yazık ki çok uzak ihtimaller gibi duruyor. Nedir yapmamız gerekenler diye soracak olursanız çok basit olarak sıralamak gerekirse.
Devamı...
 
Kızları kim öldürdü? Rıza Zelyut
04 08 2008
rizazelyut.jpggerekirsepapaz.jpgKırpık sakallı adam kapıyı çalmadan içeri daldı. Minderde bağdaş kurmuş tesbih çeken takkeli birisinin önünde eğildi.
-Şeyhim haber kötü!
-Hayırdır inşallah, ne oldu? İhtilal mi yaptılar?
-Yok yok, bizim Konya'daki kız yurdunda patlama oldu; bina çöktü.
-Hangisi?
-Balcılar'daki...
-Bomba mı atmışlar?
-Doğal gaz kaçmış, o patlamış.
-Zayiat var mı?
-17...
-Ölenlere Allah rahmet eylesin. Olur böyle şeyler... Allah'ın takdiri. Kaderleri böyle imiş... Hemen Abdullah oraya gitsin, durumu idare etsin...
-Yurdun ruhsatını alamamıştık. Haberlerde hemen onu söylediler.
-Yapar o dinsizler, yapar.
-Sıkıştırırlar mı?
-Korkmayın; yukarıdakiler biliyor. İçişleri biliyor, milli eğitim biliyor. Birkaç din düşmanı televizyonun yaygarasına boş verin... Korkmayın!
-Kaymakam, vali?
Devamı...
 
Musalla taşındaki hesap Yalçın BAYER
04 08 2008
yalcinbayer.jpgBİR yabancı gazetenin yorumunu hatırlayalım, ne diyordu:

"Eğer AKP kapatılırsa tarihin en önemli siyasi projelerinden biri çöker."

Anayasa Mahkemesi "laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olduğu iddiası doğrudur ama biz şimdilik Hazine yardımının yarısını kesmekle iktifa edelim, başka müeyyideye gerek yok" (yarısını kesmenin hukuki kriteri veya ölçüsü nedir o da ayrı konudur ya...) mealinde melez bir karar verince AKP projesi çökmemiş oldu, yoluna devam ediyor!

Ama AB yolunda koşar adım ilerleyen ülkemizin Konya'sında, kaçak bir kız Kuran kursu çöktü, çok sayıda küçük kızımız enkaz altında kalarak hakkın rahmetine kavuştu.

Türkiye'de kaç adet Kuran kursu var, ne kadarı kaçak, kaç tanesi küçücük çocukların sağlıklı eğitim görmesine uygun, gerçek anlamda İslam'a uygun eğitim veriyorlar mı?

Bu konuları merak eden yok, sorgulayan da yok.. Varsa yoksa yeni bir Anayasa, AB bürokratik vesayet, jakoben Atatürkçülük... vs.
Devamı...
 
Dinle beni bre gafil Müslüman Ahmet HAKAN
04 08 2008
ahmethakan.jpgSEN beni "Kafir oldun", "Deccal oldun", "Salman Rüşti oldun" falan diye terörize ederek susturacağını mı sanıyorsun?

Senin idraksiz, şuursuz ve saplantılı dindarlığının ürettiği bu şapşal ithamlardan tırsıp, o "17 günahsız küçük kız"ın hesabını soramayacağımı mı zannediyorsun?

"Aman bunların çarpık dindarlığına ses etmeyeyim... Aman tekere çomak sokmayayım... Yoksa bana Salman Rüşti derler" diyerek köşeme çekileceğimi mi sanıyorsun?

Nasıl ki...

Bazı aşırı laiklerin, içinde "Kuran kursu" geçen her olayda, meseleyi bir "insanlık meselesi" olmaktan çıkarıp, "Bu çağda Kuran mı öğrenilirmiş?" noktasına taşımasına şiddetle karşı çıkıyorsam...

Senin sorumsuzluğuna, vurdumduymazlığına, ahlaksızlığına, çarpık kader anlayışına da şiddetle karşı çıkacağım elbet...

* * *

Galiba sen beni 17 küçük kızın ölümünün sorumluluğunu, "Bütün suç tüpçüde!" şeklindeki manşetiyle tüpçüye yükleyen, ahlaksızlığı kendisine şiar edinmiş "Vakit" tayfasındakilerle karıştırıyorsun...

Devamı...
 
Satışa kılıf bulundu......MURAT KIŞLALI
04 08 2008
haydarpaa.jpgGar ve çevresini içeren projeyi pazarlamak için Demiryolu sempozyumu, salonu olmayan Haydarpaşa Garı’nda düzenleniyor.
ANKARA - Haydarpaşa Garı ve çevresini içeren projeyi pazarlamak için 15-17 Ekim 2008 tarihlerinde yapılacak 2. Uluslararası Demiryolu Sempozyumu, salonu olmayan Haydarpaşa Garı’nda düzenleniyor. Salon yapılması için Gar’daki gişeler ve danışmanın tadilat gerekçesiyle temelli kaldırılacağı ileri sürüldü. AKP’ye yakınlığıyla bilinen Demiryol-İş Sendikası ile hükümeti Pamukova faciasında aklayan bağımsız bilim kurulu üyelerinin kurduğu Raylı Ulaşım Sistemleri Derneği’nin (Rayder) de düzenleyicisi olduğu sempozyumda “Demiryollarının yeniden yapılandırılması, kentsel değişim” gibi satışa zemin hazırlayacak konular işlenecek.

Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) üyeleri tarafından hazırlanan raporda şu ifadeler yer aldı:

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Devamı...
 
İslamcı Derin Devlete Doğru...
04 08 2008
guruh01.jpgTürkiye’nin dünya çapında bir ilgi odağına dönüştüğü kesin!.. Anayasa Mahkemesi’nin kararı öncesinde ve sonrasında çarpıcı biçimde bu olgu görüldü ve yaşandı.

Anayasa Mahkemesi önce gerekçeli bir teşhis koydu, AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağına dönüştüğünü saptadı, sonra bu yolda ciddi bir uyarıyı gündeme getirdi.

Ne var ki karardan sonra oluşan yorumlar ve tepkiler Türkiye’deki coğrafi, ideolojik ve siyasal kavganın yatışacağına ilişkin umutlar vermiyor.

*

Geçmişte de Türkiye Cumhuriyeti çok çalkantılı ve bunalımlı günler yaşadı. Ancak o günlerle bu günler arasında derin farklar bulunmaktadır.

Geçmişte Doğu-Batı bloklarına dayanan dünya dengelerinde Türkiye Sovyetler’e karşı savaşta “İleri Karakol” niteliğinde görülüyor, bu işleriyle “anti komünist” siyasetin devlet yapısında ağırlık kazanması güvence için doğal sayılıyordu.

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Devamı...
 
AKP Yola Nasıl Devam Edecek? MUSTAFA BALBAY
04 08 2008
mustafabalbay.jpgKapatma davasının sonuçları yeni tartışma konularını da beraberinde getirdi. Birinci sırada şu var:

AKP yola nasıl devam edecek?

Mademki ana slogan “durmak yok yola devam”; bu aşamadan sonraki çizgi büyük önem taşıyor.

Kestirme yanıt şu olabilir:
Bu da soru mu, bugüne kadar nasıl yol aldıysa, öyle devam edecek!

Ne yazık ki bize göre de en gerçekçi yorum bu...

Her şeye karşın yine de görünen seçenekleri paylaşalım...

AKP’nin yarı içinde-yarı dışında olan gazeteciler, akademisyenler ağırlıklı olarak şunu öneriyorlar:

AKP artık böyle bir davanın bir daha açılmamasını sağlayacak ortamı oluşturmalı. Anayasayı, yasaları tümüyle buna göre düzenlemeli. Kurumlara ona göre biçim vermeli.

Bunu ne adına istiyorlar?

Demokrasi adına...

Özünde demokrasiden çok AKP adına istemiş olmuyorlar mı?
Devamı...
 
Dördüncü kişi Haşim Kılıç mı?
04 08 2008
GİZLİ TOPLANTI

‘Dördüncü kişi Haşim Kılıç mı?’

Anayasa Mahkemesi’nin AKP davasından hemen önce Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ın Gül’ün eniştesinin evinde yaptığı gizli toplantıya, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç’ın da katılmış olabileceği belirtiliyor. CHP’li Özyürek “Anayasa Mahkemesi Başkanı ya da bir üyesine ilişkin spekülasyonlar var. Mahkeme üyeleri zan altında” diye konuştu.
EVDE GİZLİ GÖRÜŞME

CHP: 4. kişi Kılıç mı?

CHP’li Özyürek, Gül’ün eniştesinin evinde yapılan görüşmeye için “Anayasa Mahkemesi Başkanı ya da bir üyesinin o toplantıya katıldığına ilişkin spekülasyonlar var. Mahkeme üyeleri zan altında” dedi.

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Anayasa Mahkemesi’nde AKP hakkındaki kapatma davası görüşmeleri başlamadan hemen önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Çukurambar’da bir evde yaptıkları gizli görüşmede “bir kişinin daha bulunduğu” söylentileri başkent kulislerinde yaygınlaşırken CHP’li Mustafa Özyürek “Anayasa Mahkemesi Başkanı ya da bir üyesinin o toplantıya katıldığına ilişkin spekülasyonlar var. Mahkeme üyeleri zan altında. Bu kişinin kim olduğu açıklanmalıdır. Eğer kritik karara ramak kala bir Anayasa Mahkemesi üyesi o toplantıya katıldıysa, o kişinin derhal istifa etmesi gerekir” dedi.

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Devamı...
 
Ey Akıl, Artık yeter! Murtaza DEMİR
03 08 2008
murtazademir.jpgresiml40.jpgEy akıl, ey vicdan dinle! Dinle ve bir çözüm yolu söyle…
Dini siyasete alet eden siyasi çevrelerin önderi: “dini düzen isteyenlerin odağı olan partinin” Anayasa tarafından tescilli lideri Tayip Bey Başbakan…

Alevi olduğumuz, oy vermediğimiz, “dini devlet düzenine” karşı olduğumuz için bizi “cezalandırıyor!” Bizleri, yolumuzu, inancımızı yok sayıyor: inkâr ediyor. “Beni, dini düzen isteyenler iktidara getirdi: onların ihtiyaçlarını gözetirim; onları önemserim” demek istiyor.
Siyaseti buna göre kurguluyor: bizi ayırıyor, bölüyor, öteliyor...

“Değişin!” diyorlar bize: “bırakın Aleviliği, cemevini, dedeyi… Sünnileşin; camiye gelin…”
Söyle akıl; bunu nasıl yaparız?
Nasıl ihanet ederiz ecdadımıza, geçmişimize: Hallac’a, Mansur’a, Hace Bektaş’a, Yunus’a, Kaygusuz’a: … “Yolumdan dönüp de münkir mi olayım/dönen dönsün ben dönmezem” diyen Pir Sultan’a…
Hayır! Dönemeyiz! Dönmeyeceğiz!   

Ey akıl, halimiz-ahvalimiz bu: söyle ne yapacağız, kime gideceğiz; derdimizi kime anlatacağız? Sorunlarımızın çözümünü kimden isteyeceğiz?
Devamı...
 
Sevgili küfürbazım... Bekir COŞKUN
02 08 2008
bekircoskun.jpgSEN anlamazsın...

Fikirler, düşünceler, tartışmalar kafa denilen organ ister. Senin çokça sözünü ettiğin organlarla anlayamazsın.

Ben seni tanırım.

Sevgili küfürbazım...

(............)

Bak; Anayasa Mahkemesi’nin "Laiklik karşıtı eylemlerin odağı (yani merkezi) olduğuna" karar verdiği Başbakan ertesi gün (yani dün) neredeydi?..

Yüksek Askeri Şûra’nın başında...

Oradaki görevlerinden birisi de "laiklik karşıtı görüşlerin odağı" olmuş askerlerin Ordu’dan uzaklaştırılmasıdır, inanır mısın?..

Bu seni hiç rahatsız etmez...

Tıpkı devletin en yüce mahkemesinin, "devletin temel ilkesini yıkmanın odağı (merkezi) olduğuna" karar vermesi, sonra da ona "Devleti sen yönet" denilmesi gibi...

Bu da seni düşündürmeye yetmez...
Devamı...
 
Kimin kararı? Oktay EKŞİ
02 08 2008
oktayeksi.jpgANAYASA Mahkemesi’nin Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hakkında verdiği kararı yorumlayan AKP ileri gelenlerinin -özellikle de Dengir Mir Mehmet Fırat’ın- sözlerini okuyunca aklımıza meşhur Psikiyatri Profesörü Mazhar Osman Uzman’ın bir hikáyesi geldi. Önce Sayın Fırat’ın sözlerini aktaralım:

Bu zata ve bazı arkadaşlarına göre "AKP anti laik eylemlerin odağı değil"miş. Dahası AKP, "Cumhuriyetin temel ilkelerini savunan" bir partiymiş.

Hoş bizzat Başbakan Tayyip Erdoğan da partisinin "Hiçbir zaman laikliğe karşı eylemlerin odağı olmadığını" ilan etmedi mi?

Mazhar Osman’a bir gün bir arkadaşı, "Yahu Hocam" demiş, "bir dostum var. Geçenlerde senden laf açılınca bana, ’Git söyle o Mazhar Osman’a! O delinin tekidir’ dedi" demiş.

Mazhar Osman arkadaşına:

"Bak" demiş, "o dostuna benim selamımı söyle. Onun bana ’deli’ demesinde sakınca yok. Ama ben ona ’deli’ dersem anlar kimin ’deli’ olduğunu."
Devamı...
 
Güle Düşen...MUSTAFA BALBAY
02 08 2008
mustafabalbay.jpgCumhurbaşkanı Gül, Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından bir açıklama yaptı... Özü şuydu:

Herkes kendi işine baksın!

Sanıyoruz Gül, aynı mesajı kendisine de verdi!

Anayasanın 104. maddesi şöyle başlıyor:

“Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.”

28 Ağustos 2007’de Köşk’e çıkan Gül, devlet kurumları arasındaki dengeyi gözetmekten çok AKP’nin dengelerini gözetti desek abartmış olmayız.

Kapatma davasının hemen öncesinde Gül ve Erdoğan Çukurambar’da Mehmet Tekelioğlu’nun evinde gizlice buluştu ve 5 saat görüştü. Günlerdir bu buluşma konuşuluyor ama ne Gül’den ne de Erdoğan’dan ciddi bir açıklama var. Gül, bu konudaki sorulara soyadının hakkını verip geçiyor!

Başbakan’ın çevresinden yayılan haberler ise “O toplantı günler öncesinden planlanmıştı” yönündeydi... Konu, ne zaman planlandığı değil, Cumhurbaşkanı’yla Başbakan’ın gizlice buluşma gereği duyması!
Devamı...
 
Sekiz Yaşında Boşanma...İLHANSELÇUK
02 08 2008
ilhanselcuk.jpgBizim gazetenin Dış Haberler sayfasında dün şöyle bir başlık yer alıyordu:

“8 yaşında boşanma sevinci...”

Yemen’de 9 yaşındaki Arva Abdu ve 8 yaşındaki Nojud Ali kocalarından boşanmışlardı...

Çocuklar birlikte pasta keserek bu mutlu olayı kutlamışlardı...

Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Yemen’de kendilerinden çok yaşlı erkeklerle çocuk yaşta evlendirilen kızların öyküleri Batı’nın meşhur gazetelerine yansıyordu...

*

Medyanın çeşitli gazetelerinde şu haber dolaşıyor:

“Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez (76) hakkında ‘Küçük yaştaki kıza cinsel saldırıda bulunarak beden ve ruh sağlığının bozulmasına neden olduğu’ suçlamasıyla Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Üç aydır tutuklu bulunan Üzmez, 26 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak...

Üzmez, bir süredir ilişkisi olan L.Ç. (36) adlı kadının 14 yaşındaki kızı B.Ç. ile evlenmeye kalkıştığı, İstanbul ve Mudanya’daki evinde defalarca cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla 25 Nisan’da Mudanya’da gözaltına alındı.

Mudanya Sulh Ceza Mahkemesi 26 Nisan’da Üzmez ile suça yardımcı olduğu gerekçesiyle L.Ç.’yi tutukladı.
Devamı...
 
Ne Uzlaşması?.. ALİ SİRMEN
02 08 2008
Boş bir kalıptan ibaret kimi sihirli sözcükler budala kulakların sahiplerine pek hoş gelebilir. AKP’nin pişkin sözcüleri ile kalemşorları da bu gerçeği bildiklerinden bu boş kalıptan ibaret sihirli sözcüğü Anayasa Mahkemesi kararının hemen ertesinde derhal kullanmaya başladılar.

Boş kalıptan ibaret sihirli sözcük bu durumda “uzlaşma”dır.

AKP’nin pişkin sözcüleri ile kalemşorları, kararın hemen ertesinde, “Mahkeme herkese çağrı yaptı, bu uzlaşma çağrısıdır” demeye başladılar.

Bu saptamanın doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu anlamak için karara bakmak gerek.Anayasa Mahkemesi AKP ile ilgili kapatma davasında 1’e karşı 10 oyla, bu partiyi laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmaktan suçlu bulmuştur.

AKP’nin kapatılması davasında taraflar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile AKP’dir.

Yani şimdi bu karar ile Anayasa Mahkemesi bu iki tarafa siz uzlaşın mı demek istiyor?

Beyler, güldürmeyelim insanları ne olur!
Devamı...
 
AKP Kurtuldu mu? AKPden Kurtulduk mu? ATAOL BEHRAMOĞLU
02 08 2008
ataolbehramoglu.jpgİlk bakışta belki sözcük oyunu gibi de görülebilecek iki soruyu bir arada irdeleyip yanıtlamaya çalışalım…

Anayasa Mahkemesi’nin AKP için kapatma kararı vermemesi bu partinin kurtulduğu anlamına gelir mi?

Hukuk diliyle söylenecek olursa, AKP aklandı mı?

Kuşkusuz ki hayır.

11 yargıçtan 10’u bu partinin laiklik karşıtı girişimlerin ve eylemlerin odağında yer aldığına hükmetmiştir.

Bundan böyle AKP, yine hukuk diliyle söylenecek olursa, sabıkalı bir siyasal örgüttür…

Demek ki “kurtuldu” dememiz mümkün değil…

Fakat ilk soru yine de tam olarak yanıtlanmış olmuyor…

Kapatılmaktan kurtulan AKP, sabıkasına yol açan girişimlerini sürdürecek mi, sürdürmeyecek mi?

Bu soruyla birlikte de “AKP’den kurtulduk mu?” sorusu gündeme gelmekte ve yazının başlığını oluşturan iki soru birleşip bütünleşmektedir…
Devamı...
 
İsyancıl Bir Tutku... HİKMET ÇETİNKAYA
02 08 2008
hikmetcetinkaya.jpgBazen bir isyancıl tutku düşüyor dudaklarımdan, mavinin gölgesi oluyor. Bazen dünyanın ölümsüzlüğünü öğrenen bir çocuk gibi masalsı kentler kuruyorum...

Bir özgürlük oluyorum bazen. Bazen hırçınlaşıp bazen hüzünleniyorum...

Telefon çaldığında Işık Kansu’nun sesini duyup yıkılacağımı düşünüp, 24 Ocak 1993 Pazarı’nı anımsıyorum:

“Hikmet Ağabey, Uğur Mumcu’nun otomobiline konulan bomba patladı!..”

Karlı sokağı görür gibi oluyorum...

Paramparça olmuş bir otomobil...

Uğur Mumcu’nun bedeni...

Ahmet Taner Kışlalı’nın ölüm haberini alıyorum yine bir sabah...

O alçakça tuzak...

Patlayan bomba!..

Bir akşamüstü Onat Kutlar’ın; The Marmara’nın bombalandığı gündü...

Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı’dan önce, Uğur’dan bir yıl sonra aramızdan ayrılmıştı...

2006’nın 5 Mayıs gecesi İbrahim Yıldız’ın telefondaki titreyen sesini, 10 Mayıs akşamı da duymuştum:

“Bombalandık Ağabey!”
Devamı...
 
Anadolu Evliyası Hubyar Sultan
02 08 2008
hubyaron.jpg Önsöz
Anadolu: hangi ulustan, hangi inançtan, hangi ırktan olursa olsun bütün insanlara, bütün ermişlere, bütün dervişlere gönül kapılarını açmış, saygı sevgi gösteren bir gönül yurdudur.
İşte bu kaynağımı bu sazlardan bu sözlerden aldım. Bütün dayanağım, Anadolu insanı, Anadolu zinciri oldu. Anadolu yaşayışları, Anadolu insanlarının tarihi olmuştur. Bir kültür mozaiği bir sanatın kültürüdür.
Her türlü inanca sahip insanlar bulunmaktadır. Bu inançlar çoğalmış kaynaşmış, hangisi kaynak, hangisi doğru, hangisi yanlış bilinmemektedir. Dağı taşı deyiş ol-muş, düvaz olmuş. Nebiler, veliler hep Anadolu ile kucaklaşıp, gönül gönüle olup dağlara, taşlara, tepelere, ağaçlara sahip olmuş, hepsi ayrı ayrı kutsallık taşımaktadır.
Yazarlara dikkat edildiği zaman Anadolu'da istediklerini bulamamışlardır. Hepsi engellerle karşılaşmış belgeler zamanla yok olmuştur.
Anadolu tarihi Anadolu insanının tarihidir. Biri anlaşılmadan diğeri anlaşılamaz. Başkalarından aldığına kendi özelliklerini de katmış, yeni öz ve biçim vermiştir. Hazreti Ali'nin dediği gibi "AKIL DİNDİR DİN DE AKILDIR" sözünden esinlenerek, hep doğruyu hep güzelliği bulmuşlardır. Alevilikte olan önemli ilkelerden "eline, diline, beline sahip ol" sözü, inancı bu yoğruluşun temel özelliklerindendir. Hubyar Sultan da Anadolu Evliyalarındandır. "Hep su gibi duru, süt gibi beyaz olun" demiş. Bu sözü Anadolu insanı saygı ile kabullenip titizlikle uygulamıştır.
Bu hareketten, bu töreden yola çıktım. Hubyar hakkında hayli araştırma yaptığım halde önemli belge bulamadım.
Hubyar Sultan'ın Abdal Dedem diye söylemiş olduğu düvazlar, deyişler, nefesler en önemli kaynaklarım oldu.
Ayrıca Alevi genel kültüründe, Halk edebiyatımızda yerlerini almış olan Aşıklarımızdan; Viran'i, Hatay'ı, Derviş Ali, Kul Yusuf, Hüseyin Abdal gibi ozanların Hubyar hakkında söylemiş oldukları düvazlar, deyişler, nefesler ve güzellemelerden birer belge olarak faydalandım ve çıkış noktam oldu


Devamı...
 
Asıl sünepe ve geberesiler Yalçın BAYER
31 07 2008
yalcinbayer.jpgcetindogan.jpgESKİ 1. Ordu Komutanı (E) Doğan Kılıç, iddianamede adının geçmesi üzerine şu açıklamayı yapıyor:

Eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan yanıtlıyor

"Ergenekon davası iddianamesinin 1618-1619-1620’nci sayfalarında hayali gizli toplantılara ilişkin ’belgelere’ (!) atıfta bulunulmakta, söz konusu toplantılarda yapılan ’konuşmaların’ bir bölümü bana (Çetin Doğan) mal edilmektedir. İddianamede yer alan hayali konuşmalar 28.7.2008 günlü gazetelerin bir bölümünde kısmen veya tamamen yer almış bulunmaktadır. (Doğan’ın, Çiller için ’geberesi kadın Sünni, Mesut Yılmaz için de aynı şey geçerli’; İ.H. Karadayı için de ’sünepe’ dediği öne sürülüyor. Y.B.)

Şahsıma yapılan saldırıların yanı sıra, büyük saygı duyduğum ve birlikte çalışmaktan onur duyduğum dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sayın İ.H. Karadayı ve dönemin Başbakanı Sayın Çiller’e gıyaplarında sarf ettiğim ileri sürülen çirkin yakıştırmaların tamamen uydurma ve maksatlı olarak ’imal’ edildiğini öncelikle belirtmek isterim. Konuyu yargıya götürme hakkım saklı kalmak üzere, iddianamenin ilgili sayfalarını ilişikte sunarak, konuya açıklık getirmem zorunlu hale gelmiştir.

Sayın savcılarımızın bütün iyi niyetime rağmen bu ’hezeyanları’ basit bir araştırma yapmadan iddianamelerine aldıklarını anlamakta hayli zorlandığımı belirtmeliyim. Bu uydurma notların bir delil olarak ortaya konması, başka benzer ’servis notlarının’ da iddianamede yer alıp almadığı sorusunu akla getirmekte ve yargı erkine duyulan ’güven’ zedelenmektedir. İddianamenin belirttiğim sayfalarında geçen hayali konuşma notlarının geçmişi 10 sene evveline dayanmakta ve senaryoların uzunluğu ile adeta bir ’pehlivan hikayesi’ne benzemektedir. Savcılarımızın sadece ’gerekli’ gördükleri kadarını iddianamelerine aldıkları anlaşılmaktadır.

’Pehlivan hikayeleri’nin 1997-1999 yıllarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nde general rütbesi ile görev yapan hemen hemen bütün personele ’kişiye özel’ imzasız mektuplarla dağıtıldığını ve bana da dolaylı olarak iletildiğini belirtmeliyim. Yapılan araştırma sonucunda, notları imal eden kişinin TSK’dan irticai faaliyetler nedeniyle atılan bir öğretmen subay olabileceği, bunu kanıtlanmanın zorluğu nedeniyle bir işlem yapılmasından sarfınazar edildiği bildirilmişti.

ALEVİLERE SEVGİ-SAYGI

Aleviliğe ve Alevi yurttaşlara karşı derin bir sevgi ve saygı duyduğumu inkár etmiyorum. Kurtuluş Savaşımız’da Atatürk’ün ne yapmak istediğini doğru kavrayarak onun etrafında kenetlenenlerin öncelikle Alevi yurttaşlar olduğu bir gerçektir. Alevi olsaydım bunu gururla söyleyeceğimden kuşku duyulmasın. Kuzey Kafkaslar’da tarihi nedenlerle Alevilik mezhebi hiç yayılamamıştır. Bu nedenle özü Kafkas göçmeni bir Türk olarak Alevi olabilmem de mümkün değildir.
Devamı...
 
16-18 Ağustos 2008 de Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri
31 07 2008

PROGRAM 

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Devamı...
 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 1 - 32 Toplam 1506