Güncel ve Tarafsız Haber

Yeni Sivaslar yaşanmasın

İçeriye giren iki polis yukarı çıkar ve İlhan Cem Erseven'le karşılaşır:

''Tekrar odama dönüp, hava almaya çalıştığım sırada içeri iki polis girdi. Onlara 'Daha önce neredeydiniz' diye sordum, büyük bir sessizlik içerisindeydim. Ortada bir sürü ceset vardı. Şoke olmuştum. Beni de alıp ambulansla hastaneye götürdüler. Ambulansta kim olduğunu bilmediğim iki ceset vardı. Ağlamak, haykırmak istiyordum. SSK hastanesine gittik. Doktorlar Carinna' yı muayene ediyorlardı. Bir doktorun eks dediğini duydum. İlk önce ne olduğunu anlamadım. Bu sırada polisler yanıma geldiler, cesetleri teşhis edip edemeyeceğimi sordular. Kabul ettim. İlki Hasret' ti. Neye uğradığımı şaşırmıştım. İkincisine baktım Nesimi Çimen , üçüncüsü Behçet Aysan.

'Biz daha şanssızız, yaşıyoruz'

Bir hemşire Altıok'a serum takmaya çalışıyordu. Yardım istedi, kolunu tuttum. Metin Altıok iyi görünmüyordu. Dinlenmem için bir odaya götürdüler. Gözlerimi kapattığım anda her şeyi yeniden görmeye başlıyordum.'' Apartman
boşluğunda yaşananlar ise Zerrin Taşpınar'ın anlatımıyla şöyleydi: ''TV'de Sıvas'a ilişkin haberler yayınlanıyordu. Ölenlerin ilk sekizinin kimliğini açıkladılar. Spiker, Behçet Safa Aysan dedi. Arkadaşlara dedim ki bu Behçet o Behçet değil. Onun adında Safa yok. Hepsi ilk önce anlamsızca yüzüme baktılar. Sonra gözyaşlarımızı tutamadık. Ağlıyorduk, bağırıyorduk. Ali'yi gördüm. Biz mi şanslıydık, yoksa ölenler mi diye sordum. Ali Balkız ağlayarak döndü, biz daha şanssızız, yaşıyoruz dedi.''

İzleri silinmeyecek...

Sıvas 1993'ün üzerinden on yıl geçti. O kara gün, on yaşında olan çocuklar bugün yirmisinde genç delikanlılar, kızlar. Üstelik Sıvas ilk değil. Belki, son da olmayacak. Bir yangın ki, bugün dumanı hâlâ tütüyor.

İnsanlık tarihini anlatan dersler, kitaplar yakma, yıkma, yok etme gibi ''olgularla'' dolu. Olaylar, olgular olarak ele alındığı sürece insana ilişkin duygular tarihten siliniyor, ''vahşet'' ya da ''ölme/öldürme'' gerçeği etkisini yitiriyor. Bir başlık olarak bizleri bekliyor; ''Sıvas Katliamı'', ''Sıvas'ta Öldürülen Şairler'' ya da ''Sıvas'ta Büyük Aydın Kıyımı'' vb. Oysa, tanıkların anlattıklarıyla olayın ''insan'' yanına daha çok yaklaşıyor, yıllar geçmesine rağmen izlerin silinmeyeceğini görüyoruz.

Bugün asıl sorulması gereken şu: Türkiye bugün Sıvas için ağlıyor mu? Yoksa kendini büyük bir unutuşa mı teslim etti?

Cumhuriyet 03.07.2003

Aleviyol, 3.7.2003

Gündem

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com