Tayfun
AtayModern yaşam Aleviliğin
çehresini değiştiriyor
Cem azaldıkça 'dem' çoğaldı
Şimdilerde türkü-barlarda daha çok eğlence niyetine dinlenen Alevi deyişleri,
aslında cem ayinlerinin yapı taşı, ibadetin harcıydılar
Ankara'ya 62 kilometre uzaklıkta, Çubuk'a bağlı Demirci köyü. 1915'te yapılmış,
kerpiç Cemevi'ndeyiz köyün. Saat akşamın 7'si. Birazdan Görgü Cemi başlayacak.
Ocağın yanıbaşındaki yüksekçe platformda Turabi Ocağı'ndan Alevi dedesi Yusuf
Dedeoğlu yerini almış.
Tam karşısında dizilmiş oturan erkeklerin arasında da Cibali taliplerinden Aşık
Yakup Akdoğan var. O, birazdan başlayacak ayinin 'Zakir'i olarak her şeyin
usulüne uygun olması için son düzenlemeleri yapıyor.
Topluluğun başında dede olsa da merkezinde zakir var. Cemin her aşamasında etkin
o. Usuller konusunda herkesi bilgilendiriyor, efsaneler anlatıyor, nefesler
okuyor, kadınları ve erkekleri Semah döndürüyor. Birliğin, yani 'cem olma'nın
harcını sazıyla-sözüyle o karıyor. İbadetin tadı onunla çıkıyor:
Yol içinde yol sorarsın; yol Muhammed Ali midir
Din içinde din sorarsın; din Muhammed Ali midir
Türkü 'adres' sormaz
Yer, bu defa Ankara'nın ortasında Sakarya Caddesi'ndeki Adres Bar. Saat akşamın
8'i. Başkent'in bu önde gelen türkü barında haftada üç gece program yapan Grup
Çığ birazdan sahnede olacak.
Köydeki 'Cem'in merkezinde 'zakir' varsa, şehirdeki 'Bar'ın merkezinde de
'solist' var. Grup Çığ'ın solisti Mustafa Özarslan da Alevi.
Müzik başlıyor. Mustafa ve arkadaşlarının sözüyle-sazıyla kâh coşulup kâh
hüzünleniliyor. Halaylar çekiliyor.
Cemde Allah adıyla sarhoş olanlara karşılık, burada alkol tadıyla sarhoş
insanlar. Ama deyişlerdeki 'kaynak birliği' dikkat çekiyor:
Ben kuluyum, Ali benim sultanım
Efendim yar yar, talibim yar yar
Ayinden sahneye
Tarihten bir yaprak görünümündeki Demirci Köyü ile modern kent yaşamının ürünü
Adres Bar, birbirinden çok uzak olsalar da paylaştıkları bir nokta var: Müzik...
Kökeninde dinsellik olan Alevi deyişleri onları birbirine bağlıyor.
Modernleşen hayatın içinde köylerden büyük şehirlere ve yurt dışına yol tutan
Alevi toplumunda büyük değişim yaşandı. Eğitimli yeni kuşaklar, dinselliğin ağır
bastığı sıkıcı cem ortamından hazetmez oldular. Ama cemlerin özde ibadet amaçlı
deyişleri, onları cezbetmeyi sürdürdü.
Bu deyişler giderek dinsel ağırlığından arındırılarak popülerleştirildi. Aşık
Veysel'le başladığı söylenebilecek süreç, Arif Sağ, Musa Eroğlu, Belkıs Akkale
gibi isimlerle hızlandı. Yüzyıllarca ücra köylerin cemevlerine sıkışmış
'nefesler', Türkiye'ye açıldı. Konser salonlarında, meydanlarda ve
televizyonlarda söylenir oldu.
Bu dönemde 'otantik'liğe özen gösterilse de geleneğin 'dinsel çekirdeği'ne sahip
çıkanlar pek hoşlanmadılar bundan. Dini temalı 'duaz imam' her yerde okunmaz,
semah dedesiz dönülmez diye itiraz ettiler.
Alevilik de artık elektronik
Ama akışın önünde durmak mümkün değildi. Batı'nın bar kültürü memlekette
yaygınlaştığında, cemlerde okunan, çoğu dinsel temalı deyişler
zamana uygun ritimlerle buralara da girdi. Bara aşina olunurken deyişte
otantiklik azaldı. Elektronik enstrümanlarla semah dönüldü, halay çekildi.
Gençler, dedesiz ve zakirsiz, 'Ali aşkı'na gelip kadeh tokuşturdu.
Köyden şehre inen Aleviliğin 'elektronik'le tanışan müziği, şimdilerde yavaş
yavaş yine elektronikle dünyaya taşınıyor. Alevi nefeslerini Batı kulağına
çoktandır 'üflemiş' olan Sabahat Akkiraz, elektronik temeller üzerinden halk
müziğini yorumlayan Orient Expressions'ın ilk albümü Divan'a da bir 'Duaz İmam'
okuyarak katkıda bulundu. Albüm, daha çok Avrupa ve Amerika'da satışı
hedefliyor.
Aşık Yakup'tan Grup Çığ'ın solisti Mustafa'ya, oradan Sabahat Akkiraz'a açılan
yelpazede Alevilik, bugün hem geleneği, hem modernliği hem de küreselleşmeyi
müziğinde bir arada yaşamakta. Alevi deyişlerinin yerelden evrensele uzanan bu
serüveninde ihmale uğrayan, unutulan, bozulan şeyler olsa da bu, değişik ve
farklı bir dünyanın içinde varolabilmenin de zorunlu bir sonucu. Gelenek kaybı,
geleceği kazanmanın bedeli oluyor burada.
Sabahat Akkiraz:
'Bir kolum gelenekte bir kolum gelecekte'
Dünyaya bir albüm hazırlıyoruz. Alevi klasiklerinden gelen deyişlerin, yine caz
formatı içerisinde okunması var. Bu yaşayan bir müzik. Biliyorsunuz hâlâ
ibadetlerini yapıyorlar. Bir sanatçının çıkıp da ben Alevi müziği yapıyorum
diyemeyeceği kadar zengin bir konu bu.
Bu kadar geleneksel çalışan, bu kadar özünü bozmadan okuyan biri olarak bana
diyeceksiniz ki caz nerede, Amerikalılarla yaptığınız bu geleceğin müziği
dedikleri elektro nik müzik nerede? Çok sorulduğu için alıştım artık.
Yıllar öncesinden bize gelen melodileri tarihi bir müzik eseri gibi olan
melodilerimizi tabii ki özünü bozmadan korumamız gerekiyor. Fakat çağ değişecek.
Bir kolumla geleneksel havayı, otantik havayı yakalıyorum, ben onu çok
seviyorum. Bir kolumla da gelecek nesillere, dünya müziğine entegre olunmalı
diye böyle bir girişimde bulundum. Cazda da öyle olmuştu. Bak otantikliği
bozuyor dediler. Ama şimdi gençleri görüyorum, albümlerinde yer veriyorlar.
Diyorum ki herhalde doğru karar verdik.
Cem ayinlerinde zakirlik yapan Aşık Yakup Akdoğan:
'Dedesiz semah dönülmez' Zakir kimdir?
Cem evinde haktan aldığını halka zikredendir. Bu yüzden ona hak aşığı denir.
Duaz-ı imam okurlar.
Duaz-ı imam nedir? Nasıl, nerede okunur?
Allah ve resulü olan Muhammed Mustafa'nın sevdiklerinin ismini zikretmektir.
Onların isimlerini birer birer yorumlayarak zikretmektir. Bu duaz-ı imamlar
aslında fazla gazinoda okunmaz. Duaz-ı imamın ve semahın dönüldüğü yerde mutlak
surette bir dede olması lâzım. Duayla başlar duayla biter. Alevi ceminde cem
ayinlerinde, ibadetlerinde iki semah vardır. Biri Kırklar semahıdır. İkincisi
Kerbela semahıdır. Bunun dışındaki semahlar folkloriktir.
Nasıl çıkmıştır bu diğer semahlar? Bu iki ana semahtan mı?
Tabii. Teması odur, kaynağı odur. Fakat yine söylüyorum, dönülse bile öbür
semahlar, folklorik de dönülse orada mutlaka dede olması
lazım.
Günümüzde gençlik türkü barlara meylediyor, orada deyişler okunuyor, semah
dönülüyor. Bu zararlı mı yararlı mı?
Ben onu çok düşündüm. Birincisi gerçek âşığın güzelliğini bilmeyenlere
aktardılar. İkincisi yaşam şartları, şehirleşme bunu getirdi. Ben barlarda çalan
semahlara ve duazlara şuradan karşıyım. Aslında iyi bir şey herkes yapsın ama
semahın ne olduğunu bilsin de yapsın. İnsan döndüğü semahla bütünleşir. Kendinde
olan Allah'ı bulur. Orada dönülen semahta bir dede yoksa, duayla başlayıp duayla
bitirmiyorsa ben o zaman karşıyım. Sarhoş kafayla dinlemek ayrıdır, ayık kafayla
dinlemek ayrıdır.
Grup Çığ'ın solisti Mustafa
Özarslan:
'Semah bilmeyene 'dipnot'uz' Müzik Alevi kültürünün neresinde?
Alevi kültürünün merkezindedir bence. Çünkü dinsel öğeleri anlatmak bakımından
temel çıkış noktası burası. Oturuyorlar dedenin etrafına muhabbet ceminden sonra
söylemeye başlıyorlar.
Bu deyişlerin türkü-barlarda söylenmesinin sorunlu yanları yok mu sizce?
Var. Bir kere o kutsal alan yok ne söyleyen için ne dinleyen için. Kapalı
toplum, yasaklı toplum boyutları değiştikçe, bundan kurtuldukça semahların
dönülen yerleri de farklılaşmaya başladı. Bir süre sonra konserlerde,
derneklerde, Hacı Bektaş şenliklerinde, anmalarda, düğünlerde dönülmeye başladı.
İçerik olarak çok şey kaybetti. Ama gündeme taşıma adına, genç kuşaklara bunları
aktarma adına mesela, kendi konserlerimizde semah söylüyoruz. Dinlememiş
insanlara küçük bir katkıdır ya da dipnot gibi bir şeydir.
Türkü-barların bu kadar tutmuş olmasını neye bağlıyorsunuz?
İş kolu olarak çoğu türkü-barlara bakıyorsunuz Alevi kökenli. Bir dönem solculuk
anlamında ciddi bedel ödemiş insanlar bunlar. İşin bir de bu tarafı var. Yapan
insanlar açısından böyle bir durum var. Büyük bir potansiyeli olan ticari bir
sektör.
En çok hangi türküler dinleniyor?
Çok uçta türküler dinleniyor. Ama öbür tarafta genelde finallerde halay
söylüyoruz. Ladik semahı okuduk, Kırat semahı okuduk, kendi albümümde de bir
semah okudum. Batı sazlarıyla da birlikte içini boşaltmadan, sözlerini
değiştirmeden, asıl ritimden uzaklaşmadan okuyoruz.
milliyet |