Güncel ve Tarafsız Haber

İbrahim Ortaş

Böcek Profesörünü Böcekler Uğurladı (Prof. Dr. Erdal Şekeroğlu'nun Anısına)

 

"Her ölüm erken ölümdür" der bir şiirinde Cemal Süreyya, doğrudur; hele hayatın en verimli çağında aramızdan ayrılan Prof. Dr. Erdal

Şekeroğlugibi zeki bir bilim insanının ölümü ülkemiz adına çok çok erken gerçekleşmiş bir ölümdür. 

Erdal Şekeroğlu üniversitemizde aykırı ve aydın düşünen, her soruna alternatif bir düşünce ile yaklaşan, toplum adına toplumdan yana tavır alan

 muhalifliği ve Öğretim Elemanları Derneği başkanı olarak bilinirdi. Erdal Hoca her yönü ile, artıları ve eksileri ile bu üniversitede farklı biriydi.

Her şeyden önce gerçek bir hümanistti, ülkesinin sorunlarına son derece duyarlı bir aydındı. Kendisine değil, başkasına yapılan haksızlığı

kendisine yapılmış sayardı. Sözünü esirgemez, dobra dobra, doğruya doğru yanlışa yanlış derdi. En sevdiği can dostu ve hemşehrisi merhum

Prof. Dr. Mahmut Sayın'ın ölümü ile kahrolmuş; onun ile birlikte YÖK'ü protesto etmek amacıyla bıraktığı sakalını ölene dek hiç bir güç

 kestirtememiştir. Sakalı nedeniyle zaman zaman hoca Kastro'ya da benzetilirdi. Çok duyarlı ve hassas olan hoca en son yine sevdiği

arkadaşı ve yine hemşehrisi olan şair Adnan Yücel'in ölümü ile iyice sarsılmıştı. 

Erdal Hoca öğrencilik yıllarımda dersime hiç girmemişti. Onun insancıl yönünü Bitki Koruma bölümündeki arkadaşlarımdan duyardım.

Erdal Hoca ilişkide olduğu insanlarla yaşamı paylaşan, onlara ödünç kitap veren, çevresine sık sık kitap armağan eden, zaman zaman

öğrencilerini birbirinden ayırt etmeksizin evine davet eden, onlarla sık sık aynı sofrayı paylaşan, öğrencileri ile arkadaş gibi ilişki kuran

 bir hoca olduğunu duyardık. Öğrencileri Erdal Hocadan bahsederken ulaşılması zor bir ütopyadan bahseder gibi onunla yaşadıklarını

hayranlıkla anlatırlardı. 

Yıllar sonra üniversitede öğretim üyesi olduktan sonra örgütlülüğün, çağdaşlığın ve yurttaşlık bilincinin önemli bir göstergesi olduğuna inandığım

için kendisinin o dönemde başkanlığını yaptığı Ç.Ü. Öğretim Elemanları Derneği'ne üye oldum. Daha sonra birlikte temel Ziraat Fakültesi

derslerinden olan "Tarım ve Çevre" dersini dört kişi ile birlikte verirdik. O günden sonra hocayı daha iyi tanımaya başladım. İri cüssesi,

 "Kastro" tipi sakalı ile heybetli görünen hocanın bir o kadar da yumuşak huylu olduğunu kısa sürede anladım. Hocanın bu denli yumuşak huyu

 ve hümanistliği nedeniyle sorunlara tahammül edemediği ve içine attığı yakın arkadaşları tarafından da söylenirdi. Çok doğruymuş, hoca çok

duyarlı biriymiş.  Hoca çevremizde tanıdığım okurlar arasında en iyi kitap kurtlarından, okurlardan birisiydi. Aynı zamanda iyi bir hiciv sanatı ile

olayları anlatma,karikatürize etme ve fıkra anlatma  yeteneği son derece mükemmeldi. Eski dekanlardan Rahmetli Şefik Yeşilsoy hocam, yoğun

iş yükü ve uzayan toplantılarda Erdal Hocayı telefonla arayıp bir iki fıkra dinleyerek ortamın stresinden uzaklaşıverdiğini söylemişti. Bu yönü ile de

 Hocanın insanlarahuzur veren bir sohbeti olduğunu vurgulamıştı. 

Hoca kıvrak bir zekaya sahipti. Olayları çabuk kavrayan ve hemen alternatifini sunabilme özelliğine sahipti. Aynı zamanda bir sanatçıydı ve

büyük bir el becerisine sahipti. Makrema konusunda da usta idi.  Doğa fotoğrafçılığında da değerli çalışmalar yapmıştı, fakat bunları bir düzene

sokma ve değerlendirme fırsatı bulamadı. Türkiye orkideleri üzerine de bilimsel çalışmalar yapmış, geniş bilgisi olan ender insanlardandı.

Bilimsel kongrelerde tebliğler sunmuş; ancak ne yazık ki çalışmalarını tam değerlendirmeye fırsat bulamamıştır... Orkide konusunda yazdığı

 yazılardan biri ilişiktedir. 

Çok iyi bir gözlemci ve ülkemizin önemli ekologlarındandı. Arkadaşları, Bitki Korumanın ve Entomolojinin bütün konularında, bilimsel

 araştırmanın temel konularında tam bilgi sahibi olduğunu söylemektedirler. İyi bir evrimciydi. Doğa ve Doğal Sistemler hakkında derin bilgi

sahibi idi.

Özellikle, ekosistemlerin yapı ve işlevleri  hakkında modern  ve pozitif yaklaşımlara çok yatkın bir bilim adamıydı. Karıncaların sosyal yaşamı ve

trafik kazasına neden olmadan hep beraber kolektif yaşamını insana örnek gösterme sanatı ile küçük canlıların belki de insandan daha önce

evrimleştiğini anlatmaya çalışıyordu. Tırtıl yazıları özgürlüğün, paylaşımın ve sosyal adaletin doğanın bir parçası olduğu ve bunu küçücük canlıların

 bize yaşamaları ile öğrettiğini anlatıyordu. Küçücük canlılarda bencilliğin ve öğünmenin olmadığını göstermeye çalışıyordu. Böceklerin dünyasına

 ilişkin seminerleri ve gazete köşe yazıları diyalektik bir bakış açısı içerisinde mükemmel bir şekilde işlenmiştir. Hocanın Evrensel yayınlarda

Çıkan "Tırtıl" yazıları, Ezop masalları gibi, doğayı perde olarak kullanmaya çalışmayan, doğayı insanın dünyasını anlamak için bir kaldıraç olarak

 kullanırken tam anlamıyla özgür bir bilim adamına yakışır şekilde kimsenin ilgi duymadığı ancak yüksek bir sosyal yaşamın olduğu börtü

-böceklerin dünyasını insanın dünyası ile bütünleştirmiştir.

Hocanın tırtıldaki yazıları yalnızca doğa ve insan toplumu arasında bağlar kuran bir mekik değildir; bu yazılar bir doğa bilim kitabının önemli

bir parçasıdır da aynı zamanda. Bu yazılar eğer bir batılı yazara ait olsaydı eminim şimdiden bütün dünyaya best seller olarak sunulurdu.

Olayları o kadar güzel anlatıyordu ki algoritmik olarak bir bütünlük içerisinde işlemekteydi. Kuşların sevişmesini hiç kimse bu kadar güzel

anlatamazdı. Böceklerin dünyasındaki yazılarını toplumsal yaşam biçimimizle örnekleyerek süslemesi ile oluşturulan "TIRTIL" adlı kitabı mutlaka

okunması gereken bir başucu kitabıdır.

Hoca gerçek bir paylaşımcıydı. Bilgisini sevgisini paylaşırdı. Doğadan yana insandan yana, bilimden yana taraftı. Onun için ayrımcılığa karşıydı.

İyi bir aydındı ve çevresini aydınlatmaya çalışmıştı. 

Üniversitemize ilk bilgisayarı hoca bir proje sayesinde getirtmişti. Bilgisayar konusunda teknik elemanların üzerinde bir bilgi birikimine sahip

olduğu bilinirdi. İngilizcesi çok mükemmeldi, YADEM ilk kurulduğunda, üniversitemizin dil bilen öğretim elemanları ile öğrencilerine gönüllü

olarak İngilizce'yi sevdirterek öğretmeyi sürdüren hocalarımızın başında geliyordu. Bilimsel makalelerinin dil ve içerik yönünde

 değerlendirmesinde bir çok kişinin başvurduğu ender kişilerden biriydi. 

Bu ülkenin en ciddi sorunu olarak eğitimi gördüğü için eğitim sorunlarına çok duyarlı idi. Onun için öğretim elemanları derneği başkanı

seçilmişti. Her türlü özgürlüğü savunanların başında geliyordu.  

Töreni resmiyeti sevmezdi. Kendisini hiç kravatlı görmedim. Ayrıca Prof. Unvanını da kullanmadı. Kapısında da sade ismi yazılıdır. 

Ameliyat sonrası Milliyet Gazetesine evinde verdiği mülakatta "iyileşir iyileşmez okuldaki görevime döneceğim. Öğrencilerim beni bekliyor.

Yarım kalan işlerim var diyor (Milliyet, 30.12.2002). Okulunu işini, bilimini, öğrencilerini ve böceklerini ne denli sevdiğinin bir göstergesidir.

Hocanın mesai kavramı yoktu; sürekli labaratuvar, arazi ve masasında yazılarının başındaydı. Okuyan yazan ve üreten biriydi. Ölüm döşeğinde

bile öğrencilerinin tezlerini, projelerini izlerdi. Cenazesi toprağa verilirken sanki böcekleri haberliymiş gibi o anda toprakta geziniyorlardı.

Kendilerini insana tanıtan pirlerini uğurlamaya gelmişlerdi. Pazar günü (10 Ekim 2003) hocanın aramızdan ayrılışının birinci ölüm yıldönümü.

Erdal Bey gibi hümanist, ilkeli ve bilinçli olma dileği ile. Toprağın bol olsun Erdal Hoca.

Prof. Dr. İbrahim Ortaş

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com