
|
Ali YILDIRIM AVUSTURYA ALEVİ FEDERASYONU BAŞKANLAR KURULU TOPLANTISINA KATILDI AVRUPA VE TÜRKİYEDE ALEVİLERİN KAZANIMLARI BÜTÜNSELDİR!
Avusturya Alevi Birlikleri Başkanlar Kurulu toplantısına katılarak bir
konuşma yapan Ali Yıldırım Alevilerin Türkiye ve Avrupadaki
kazanımlarını bir bütün olarak ele almak gerektiğini belirterek Alevi
kuruluşları olarak çalışmalarımızı bu perspektifle sürdürmeliyiz dedi.
Federasyon başkanı Mehmet Ali Çankayada yaptığı konuşmada Avrupada
Alevi hareketinin giderek birlik ve dayanışmasını daha da güçlendirdiğini,
18 Haziranda kurulacak Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu ile yeni bir
sürecin başlayacağını vurguladı.
1 Haziran günü Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonunun Viyenadaki merkezinde yapılan başkanlar kurulu toplantısına Avusturyada kurulu Alevi Kültür Merkezleri başkanları ile Federasyon yönetim kurulu üyeleri katıldılar. Toplantıya konuk olarak katılan ve Türkiyedeki Alevi örgütlerinin çalışmaları ile ilgili bilgiler veren ABKB yönetim kurulu üyesi, hukukçu-yazar Ali Yıldırım Alevilerin Türkiye ve Avrupadaki kazanımlarını bir bütün olarak ele almak gerektiğini belirterek Alevi kuruluşları olarak çalışmalarımızı bu perspektifle sürdürmeliyiz dedi. Yıldırım Avrupada Alevilerin kazanımlarının son derece önemli olduğunu, bu kazanımların Türkiyede Alevilerin hak arama mücadelesinde de emsal teşkil edeceğini, bu nedenle Avrupada cemevleri kurulması, okullarda Alevilik derslerinin okutulması konularının son derece ciddiye alınması gerektiğine işaret etti. Federasyon ve bağlı derneklere çalışmalarında başarılar dileyerek teşekkür eden Yıldırım hep birlikte Aleviliği hak ettiği yere getireceğiz dedi.
GÜLAĞ ÖZ FRANKFURTTA Bir dizi konferans vermek için Almanyaya gelen araştırmacı yazar, Gülağ Öz Frankfurt Alevi Kültür Merkezinde düzenlenen toplantıda İmam Hüseyinin Muaviye oğlu Yezide biat ederek yaşamaktansa yaşamamayı yeğlerim sözünü anımsatan Gülağ Öz, yine de Aleviliğin, tarihte hep muhalif bir hareket olarak kaldığını savundu. Alevilerin üç kez devlet kurarken yer aldıklarını ve sonradan yine muhalefete döndüklerini ifade eden Gülağ Öz, sözlerine şöyle devam etti: İlk denemelerinde Emevileri yıkarak Abbasi Devletini kurdular. Burada kısa bir süre söz sahibi oldular. Ancak kurdukları iktidar kendilerine karşı geldi ve kendilerini savunmaya geçtiler. İkinci olarak Aleviler, Osmanlı Devletini kurdular. Osmanlı Devletinin ilk iki yüzyılın içinde Aleviler içinde vardı. Osmanın gerçek ismi Odmandır. Zaman içinde Aleviler Osmanlı Devletiyle de çelişkiye düştüler. Bilindiği gibi Timur yenilgisinden sonraki iktidar mücadelesinde de yenilerek muhalefete döndüler. Üçüncüsü ise Cumhuriyete, Mustafa Kemale bütün güçleriyle destek verdiler. Bir süre sonra burdan da dışlanmaya başladılar. Tekke ve Zaviyelerin kapatılması, Dede ve Baba gibi ünvanların, bazı kurumların yasaklanmasıyla inançlarının gereklerini yapamaz hale geldiler. Mustafa Kemalin ilk yıllarında Aleviler bütün kurumlarıyla devlete yakın durdular, Onu desteklediler. 1946lardan sonra Diyanet İşleri Başkanlığı fiilen gelişti ve amacından saptı. Aleviler onca baskıya, olumsuzluga rağmen sesini çıkarmadı. 12 Eylül faşizmi Alevi çocuklarını hapislere aldı. Sivas, Maraş, Çorum gibi büyük bir olay karşısında ancak kıpırdanma oldu. Şu günlerde beşyüz Alevi örgütünü biraraya Alevi Bektaşi Kuruluşlar Birliği kapatıldı. Ancak birazcık kıpırdanma oldu. Yalnızca bizim çağırıp bağırmamızla bir şey olmaz. Devleti yönetenlere istemlerimizi bildirelim. Hatta kendisiyle görüşmemizde Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer, yasaklanmanın yanlış olduğunu söyledi. Meclis Başkanı da keza bu davanın döneceğini söyledi. Mesut Yılmaz bu davaya sahip çıktı. Panelimzdeki konuşmaya biz de imza atarız. Panelde arkadaşlarımız da Türkiyedeki Alevilerin içindeki bulundukları durumu açık bir dille ifade ettiler. Taleplerimizin ne olduğunu söylediler. Onların bize yaklaşımını yine öğrenelim. Ancak asıl görevimiz Alevi örgütlerinde birleşerek büyük bir güç olmaktır. Büyük bir gücün kazanamayacağı dava yoktur. Alevilerin yeni bir yapılanmaya gerek duyduğunu belirten Gülağ Öz, Cem , müsayiplik, dedlik gibi işlevinin demokratik kitle derneklerinde yerine getirilmesinin mümkün olmadığını da altını çizdi. Gülağ Öz, Başkanı olduğu Hüseyin Gazi Dergahını bütün Alevilerin hizmetine sunduklarını dile getirdi. Bir soru üzerine 11 Hazirandaki mahkeme kararına göre Alevilerin kendilerine bir yön çizeceklerini ifade eden Gülağ Öz, Türkiyenin kendi öz meselesi olan bu sorunu Avrupa mahkemelerine varmadan çözeceğini umuyorum. Bu olayın devletin en üst düzey yetkililerin de ifade ettiği gibi 11 Haziranda biteceğini tahmin ediyorum. Kimlik sorunu bittikten sonra din dersleriyle ilgili mücadele başlayacak.dedi. Toplantıda söz alan Ali Aksüt ise Akdeniz bölgesinde uzun bir dönem araştırma yaptığını belirterek, Aleviliğin asimilasyonla karşı karşıya olduğunu savundu. Aksüt ayrıca yaşayan Alevi ve Bektaşiliğe hızla sahip çıkılması, Dedelik ve Babalık kurumunun işletilmesi gerektiğini ifade etti. Dedelerin eğitimi için enstitü gibi kurumların şart olduğunu söyleyen Ali Aksüt şöyle devam etti: Sivasın köylerini gezdiğimde yeni Cami yapılmış Alevi köyler gördüm. Devlet bundan vazgeçmeli. Halk da buna karşı çıkmalı. Aleviliğin bir sonraki yüzyıla taşınması için önce Alevilerin birliği şart. Sonra da hep birlikte sorunlarına çözüm arayacaklar. Ben onca yıl okuyorum. Araştırma yapmaya başlayınca anladım ki Alevilik hakkında hiçbirşey bilmiyormuşum. Bu büyük felsefenin yarınlara taşınması için elele verelim. |
| Forum | Konuk Defteri | Ozanlar | Yazarlar | Yol | Alevilik |
| Irtibat | Linkler | Deyisler | Kitapevi | Hüseyin Gazi | Ana Sayfaya |