Güncel ve Tarafsız Haber

Y. Nuri ÖZTÜRK

Bir zihniyetin dramı

Zihniyetle kast ettiğim, hesabına uymayan herkesi din dışı ilan eden siyasal İslamcılık veya siyaset dinciliğidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen Filistin ve Irak’taki işkence ve zulümleri kınama önergesi ‘İslamcı’ AKP iktidarının oylarıyla ret edildi. Bu ret bize bazı acı gerçekleri hatırlatıyor:

Türban ve türbanlıyı ‘Allah’ın emri’ tahrikiyle sürerek ülkeyi fesada boğup siyasal rant sağlamak ‘Allah için’, ama oluk oluk Müslüman kanı akıtan, Müslüman çocukların kız-erkek demeden ırzlarına geçen, Müslümanların üstüne işeyen Haçlı çapulcuları kınamak ‘Allah için’ değil...

Dünyanın her yerinde, herkes işkence ve savaş suçlarını lanetlerken bizim ‘İslamcı’ AKP iktidarı bu suçları kınamayı ret ediyor.

Irak’taki suçların fail ülkesi ABD’de bile halk ayakta... Filistin’deki katliamlar karşısında İsrail halkı, hatta İsrail ordusu bile isyan ediyor, ama Türkiye’nin ‘ılımlı İslamcı’ iktidarı bu olup bitenleri kınamaya bile yanaşmıyor.

Dinci iktidarın yandaşlarının yirmi dört saat din dışı gösterip hakaret ettikleri solcu aydınlar ‘zulmü kınayın!’ diyor, İslamcı AKP kınamıyor.

AKP’nin İslam hassasiyeti(!), ABD ve AB’den gelebilecek destekler uğrunda eriyip gitti.

Yani, AKP’nin, gerektiğinde ‘referans olmaktan çıkarılan din’i, ABD pragmatizmi ile AB Makyavelizmine direnemedi.

Bunu böyle yapacak, sonra da ABD’nin buyruğu ve dayatmasıyla yaratılmış bir ‘ılımlı İslam’ modeli (veya garabeti) ile ‘İslam dünyasına örnek’ olmaya kalkacaksınız. İslam dünyası da bunu benimseyecek, öyle mi?

Siyaset dinciliğinin Müslümanlara reva görülen zulümlerle ilgili tavrı gerçekten bir faciadır. Akıl almaz bir tutarsızlığın, bir iflasın göstergesidir. Bir zihniyetin dramıdır. Sokaklardaki insanlar. ‘AKP, oyları bizden aldı ama Haçlılar için çalışıyor’ diye konuşmaya başlamıştır.

Daha kötüsü şu; Siyasal İslam’ın süper kurmaylarında Abdullah Gül, Filistin’deki Haçlı-siyonist katliamlardan söz ederken şöyle konuşuyor:

‘Filistin’de ölçü kaçırıldı!’ (26 Mayıs 2004 tarihli gazeteler)

Şu yaklaşıma bakın! Ne demek bu? Bir miktar öldürün ama böylesi ve bu kadarı da sırıtıyor demek mi?

Sırıtıyor ve Türk parlamentosunda kınama önergelerinin verilmesine sebep oluşturarak Batıcı-Haçlı odaklara bey’at etmiş olanları zor durumda bırakıyor.

Başını burmayanları, erkeklerle tokalaşanları açık veya örtülü biçimde din dışı ilan eden söylemlerin tarihi çok eski değil. Bu kahırları hep birlikte yaşadık, gördük. O günlerde, diploma törenlerinde, hocalarının ellerini sıkan kız öğrencileri tehdit edenlere, el sıkmayı İslam’a aykırı hatta ihanet gibi tanıtanlara gık çıkarmayanlar, bugün bakıyorsunuz, Emine Erdoğan Hanım’ın Karamanlis tarafından öpülmesini bin teville cevaza bağlamaktalar.

Sussalar daha iyi olacak. Hem Emine Hanım’ı rencide ediyorlar hem tutarlılık arayanları...

‘Dinci’ olarak bilinen Mazlum-Der adlı derneğin başkanı öpüşme olayını bakın nasıl yorumluyor.

‘Emine Erdoğan’ın bu olayda mağdur düştüğü ortadadır... Bir zamanlar da Tansu Çiller’in mayolu fotoğrafı yayınlanmıştı. Bu da benzer bir mağduriyettir...’ (Birgün Gazetesi, 16 Mayıs 2004)

Demek ki, gerektiğinde ve şartlar zorlandığında mayolu resim çektirmek bile mázur, caiz. Peki, babaları, dedeleri yaşındaki hocalarının ellerini sıkan kızların durumlarını dine uygun gösterebilmek için bir mazeret bulmak neden asla denenmedi? Başları örtülü okula alınmadıkları için kendilerini demir parmaklıklara zincirleyen kız öğrencilere bu ‘mağduriyet’ eksenli yorumu işleterek neden ‘izin fetvası’ çıkarılmadı da o çocuklar her gün ekranlara taşınarak tahrikçilik yapıldı? İktidar değişince dinin mağduriyetle ilgili tespitleri de değişti mi? Yoksa dinin emri diye dayatılan ve ülkeyi karmaşaya sürükleyen söylemler esasta dinin emri falan değil miydi?

Daha beteri var:

Diyanet’ten ‘üst düzey bir din adamı’(!), öpüşme olayı ile ilgili şunları söylüyor:

‘Kadın ve erkeğin el sıkışması günah değildir. Kadın ve erkeğin öpüşmesi için de günah veya değil diyemeyiz. Bazı hallerde günah, bazı hallerde ise günah değildir.’ (Nokta Dergisi, 17 Mayıs 2004)

Demek öyle! Peki, bu mesele eskiden nasıldı? Verdiğiniz bu hüküm, iktidar değiştiğinde yine aynı kalmaya devam edecek mi?

Şimdi halk şunu soruyor:

Bu konular, Türkiye’yi ağır kavgalara götüren tartışmaların kaynağı olurken bu fetvalar, bu çözümler, bu teviller ortalarda neden yoktu? Neden o günlerde bu tür çözümler önerenleri ‘mürted’ ilan eden alçaklara ses çıkarılmıyordu? Demek ki, bazı durumlarda, öğrencisinin hocasıyla tokalaşması bile bir dinsizlik alámeti sayılabilirken, bazı durumlarda Hıristiyan yabancılarla öpüşmek bile cevaza bağlanabiliyor.

Şöyle veya böyle, başlığa yerleştirdiğim zihniyetin temsilcileri asla inandırıcı ve saygın olamıyorlar. Çünkü asla samimi ve tutarlı olmuyorlar.

Star 10.06.2004
yasarnuriozturk@stargazete.com 

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com