|
Halil Nebiler
Başka açıdan Sivas Alevi
Yaşadığım ve yazdığım sürece elimi her yıl Sivas’ın
Alevine uzatacağım. Sivas’ta diri diri insan
yakanlara yol gösteren kalemleri anımsatacağım.Bu benim borcum. Borcumu
ödeyeceğim.
Kendileri gibi düşünmeyenlerin, kendi değerlerine uymayanların ”katlini vacip..”
gördüklerinden, o gün bugündür, o yüz kızartıcı alevleri hiç umursamadılar. “
Kafir ve müşrik..” diye tanımladıkları “ murdar ve necis..” diye ilan ettikleri
insanları yakmanın “dini gerekleri.. ” üzerinde konuştular. Yüzyılın en büyük
ayıbının üstünü örtmeye çalıştılar. Sivas yangınını kınamaya/ eleştirmeye/
mahkum etmeye asla yanaşmadılar.
Şeriat yanlılarının faşist sürülere karıştığı yakmalı/ yıkmalı/ öldürmeli
yılların unutulacağını sandılar.
Unutmayanlar var. Unutulmayanlar var.
TİP Kongrelerinden (1968), Kanlı Pazar’a (1969) ;
Kayseri’de TÖS Kongresi yangınından (1976) ilk Sivas yangınına (1978) uzanan
acıları yok saydılar. Gaziantep’ten, Amasya’dan, Tokat’tan, Elazığ’dan,
Kahramanmaraş’tan (1979), Çorum’dan (1980) ,Hizbullah’ın mezar evlerinden(2001)
yükselen çığlıkları asla duymadılar.
En sonunda da Pangaltı ve Neva Şalom sinagogları ile
İngiltere’nin İstanbul başkonsolosluğu ve HSBC Bank (2003) alevlerini , Kartal
da Mason locası saldırısını (2004) El Kaide’ye yükleyip “başbakan ağzıyla..”
yandaş akladılar.
Türkiye İslam Kurtuluş Ordusu (TİKO) ,Türkiye İslam
Kurtuluş Cephesi (TİK-C), İslam Devriminin Acil Mücahidleri (İDAM), Türkiye
İslam Kurtuluş Birliği (TİKB), Dünya Şeriat Kurtuluş Ordusu (DŞKO), İslam
Kurtuluş Partisi Cephesi(İKP-C), Türk Şeriat İntikam Komandoları (TŞKO),Akıncı
Gençlik, İBDA-C’ gibi örgütleri unuttular/unutturdular.
Karşılarına dikilen olmayınca İslam faşizminin tarihini altın harflerle
yazdılar.
**
“Sivas olayı yok. Alevi-Sunni
meselesi de yok. Sadece ve sadece Azizi Nesin olayı var. Rus Ateist Cemiyeti’nin
mensubu gibi Sivas’ta konuşan Azizi Nesin ve onu davet edenler, bu olayın
mesulüdürler” (Hekimoğlu İsmail, Zaman ,4 .7. 1993)
“Böyle giderse bunlar Sivaslıyı on mislisi ile İstanbul’da da karşılarında
göreceklerdir. Bu Allahsız ve dinsiz kişiler böyle giderse Hz. Ali’nin
Zülfikar’ını (iki uçlu keskin kılıcını) karşılarında bulacaklardır” (Sadık
Albayrak , Milli Gazete 6.7. 1993)
“Aklıma takılan şu: Azizi Nesin gibilerinin kendilerini güvenlikte hissetmeleri
için, Sırp (veya Grek, Ermeni, Rus veya Amerikan) uçaklarının Sivas semalarında
görmeleri mi gerekiyor? Giderek olayların, Türkiye’de yaşayan insanları şöyle
bir tercih karşısında bırakmaları ihtimali kuvvet kazanıyor: Ya Müslüman Türkiye
veya hiç!”
(İsmet Özel , Milli Gazete, 8 .7. 1993)
“Aziz Nesin’in Müslümanlar’a yönelik sözlerini kabul etmek
mümkün değil. Bu olaylar Alevi-Sünni, laik-
Müslüman çatışması da değildir. 150 kişilik ideolojik kökenli bir grubun örgütlü
işidir. İslamcılar’a mal edilmesi üzücüdür. Dini sloganların atılması, atanların
İslamcı olduğunu kanıtlamaz” (Abdurrahman Dilipak, Milliyet, 6 .7. 1993)
“Hümanist olduğunu iddia eden bu yaşlı yazar, insanların tahammüllerinin de bir
sınırı olduğunu bilmeyecek kadar cahil ve duyarsızdır. İşin garibi bu yazar,
kendisini anmak için toplandıkları zatın, Pir Sultan Abdal’ın hakkında bilgiden
de mahrum ve gerçek dışı beyanlar verdi. Ne yazık ki bu tavır Türk solunun genel
özelliği olmuştur.” (Said Savaş, Zaman, 9.7. 1993)
“Pir Sultan Abdal, muannit (inatçı) bir Türk ve Osmanlı
düşmanı. İşi gücü, zamanında İran ve Osmanlı devleti arasındaki ihtilafı
körüklemek ve Anadolu halkının tahrik etmek. Onu kalkıyor ‘halk ozanı’,
‘mutasavvıf şair’ diye gösterip, adına şenlikler düzenliyoruz. Sonra da, her
yanı ile ne olduğu belli olan Aziz Nesin’i getirip orada konuşturuyoruz. ( Ayhan
Songar, Türkiye, 6.7. 1993)
“Resmi ideolojinin 70 yıldan beri kendisine tehlike olarak
gördüğü iki şey var:Bölücülük ve şeriatçılık. Olaya askerlerin müdahalesini
sağlamak için Kürt sorunu yeterli değil, bir de Şeriat tehlikesinin yeniden
hortlatılması gerekiyor. Sivas olayı bu açıdan bir provakasyondur” ( Mehmet
Metiner, EP, 11-18.7. 1993)
“Geçen ay çok hareketli geçti. 70 yıllık cumhuriyet
tarihinin en büyük direnişlerinden biri, 2 Temmuz’da Sivas’ta yaşandı.Şu
noktanın altının vurgulamak istiyoruz: Sivas’ta insanlarımız yargılama ve
cezalandırma hakkını kullanmıştır. Yargılama ve cezalandırma hakkı, ancak ve
ancak Müslümanlar’ındır, bunun lamı cimi yok.’Yasadışı’ TC’nin hiçbir hakkı
yoktur”( Taraf ,sayı 30, Selam Size, imzasız)
**
Sivas’ın alevleri onların katkılarıyla büyüdü.Unutmayın.
Yeni alevlere onların kararlılığıyla koşuldu.Unutturmayın.Dünyanın orta yerie
taht kuran İslam faşizmi azgınlıklarının onların yazıp çizdikleriyle
belirlendiğini aklınızdan çıkarmayın..
Bir de siz siz olun “yukarıda adı geçen zevatı..” demokrasinin olmazsa
olmazları..” arasında sayma kolaycılığına sapmayın. |