|
Musa Ağacık
Musa ‘Basının düştüğü çukuru
irdeliyor!
Umur
Talu’nun da ifade ettiği gibi, pek çok açıdan zor bir yazı bu. Öyle
olaylar ve durumlar var ki, isteseniz de ‘seyirci’ ve ‘suskun’
kalamıyorsunuz. Mesleğinizin gereği konuya eğilmek zorundasınız.
Bir yandan bugüne değin sergilediğiniz tutum ve davranışınızın kaşı
sorumluluklarınızla yüzleşiyorsunuz.
Beş yıldır star’da yazıyorum. Okurlarımın da yakından takip
ettiği gibi bugüne değin tabu sayılan pek çok konuda sorgulamalar
yaptım. star’ın hakim çizgisiyle pek çok kez ters düştüm.
Ama buna rağmen sansürle karşılaşmadım.
Bu arada star’ın sahibi Cem Uzan’ın kurduğu partiye ne oy verdim,
ne de hazırladıkları ‘Türkiye Projesi’ne katıldım.
Esasen siyasal duruşum, okurlarım tarafından net olarak bilinmektedir.
Uzan Grubu’nun da yanlışları olduğu açık.
Ama AKP hükümetinin Uzan Grubu’na yönelik sergilediği tutumun altında,
öne sürdüğü gibi ‘Kamu yararı’ olmadığı da açık .
Aksi olsaydı 2 -3 ay önce çıkıp, benzer koşullarda olan sermaye
gruplarına karşı uygulanmamış olan kanunun, Uzanlar’a karşı uygulanması
nasıl açıklanabilir?
Örneğin; tepki İmar Bankası gibi batmış ve bugüne kadar ödeme planı
vermemiş olan Ege Bank, İktisad Bankası, İnterbank, Kentbank,
Toprakbank, Bayındırbank, Site Bank, TARİŞ Bank, Türk Ticaret Bankası,
Demirbank, Bank Ekspres, Eti Bank ve benzeri onlarca bankaya
uygulanmamış olan kanun, sadece İmar Bankası’na uygulanmış ve bununla
yetinemeyip Türkiye’nin en büyük basın kuruluşlarından birine el
konulmasının tutarlı bir açıklaması olamaz.
Ben Musa AĞACIK olarak, nasıl ki dün Uzanlar’ın gazetesinde toplumsal
gelişmeleri muhtelif duyarlıklarla yansıttıysam, bugün de hükümetin
atadığı yönetim karşısında mesleki sorumluluklarım gereği aynı
duyarlılığı sergilemek zorundayım!...
Eğer dolandırılan şirket Amerikan şirketi olmamış olsaydı ve hükümet
partisinin rakibi GP’nin başkanı olmasaydı, bu denli radikal bir tasfiye
planı gerçekleştiril miydi?
Bu gerçeği Melih Aşık, Güngör Uras, İlhan Selçuk ve Can Dündar gibi
sayıları ne yazık ki çok az olan dürüst ve cesur gazeteciler dışında
dillendiren olmadı.
Oysa bu suskunluk demokrasimizin ‘Amiral gemisi’ olması gereken
basınımızın içine düştüğü utanç verici kirliliğin açık bir
göstergesidir.
Tepki verilmese Star’ın başına gelenlerin diğer basın gruplarının başına
gelmemesi için iktidarın ‘dümen suyu’ndan gitmekten başka çok az seçenek
kalacak.
Şimdi bu yazıyı yazarken yarından itibaren nasıl bir muamele ile karşı
karşıya kalacağımın kaygısını yaşıyorum.
Dolayısıyla bugünden itibaren diğer basın emekçisi arkadaşlarımın
yaşadığı kaygıları daha çok duyuyorum.
Umarım ki, diğer basın ve hükümet bu kötü deneyden gerekli dersler
çıkarır ve hiç bir kuruma siyasi duruşundan hareketle özel tavır
geliştirmez.
Böylece hiç bir basın emekçisi de fikirlerinden ve nerde çalıştığından
dolayı herhangi bir yaptırıma uğrayamacağı bir döneme geçilir.
Sonuç olarak hak ve özgürlüklerin esas olduğu bir basın dünyası ve bir
ülke dileğimi bir kez daha yineliyorum.
Ve bundan sonra daha korkusuz sorgulamalar yapacağım günler diliyorum ,
sevgili okurlar.
Bakalım, görelim.
Star 23.02.2004 |