
Aleviler ne istiyor?Ülkemizde sosyal barışa, birlik, beraberlik ve dayanışmaya şiddetle ihtiyaç bulunduğu bir zamanda Alevî, Bektaşi ve Mevlevîler bir araya gelerek siyasileri ziyaret ediyorlar ve şu taleplerde bulunuyorlar: 1. Sünnî müslümanlara (Diyanet İşleri Başkanlığı'na) bütçeden ayrılan pay oranında bize de para verilsin. 2. Zorunlu din dersleri kaldırılsın. 3. Nüfus cüzdanlarından din hanesi kaldırılsın... Birileri Sünniler adına kalkıp Alevi vatandaşlarımızı incitecek bir söz söylese veya bir eylemde bulunsa onlar kıyameti koparıyorlar, abartma bir yana buna hakları var diyelim, kendileri Sünnileri incitecek bir söz söylerken veya bir eylemde bulunurken niçin hassasiyet göstermiyorlar? Bu davranış huzur ve barışa zarar vermez mi? Elbette her inanç ve düşünce sahibinin bunu açıklamaya ve yaşamaya hakkı vardır, bu hak asla kısıtlanmamalıdır, hak kısıtlamalarına karşı bütün guruplar, insan hakkı savunucuları olarak tek bir kitle gibi hareket etmelidirler. Ama bir gurup hak talep ederken diğer gurubun hak ve özgürlüğüne zarar vermekten ve onları incitmekten sakınmalı ve kaçınmalıdır. "Diyanet'e bütçeden pay ayrıldığı gibi bize de ayrılsın" deniyor. Cumhuriyeti kuranlar mezhep için değil, İslam dini için, bu dinin ibadet yerlerini yönetmek ve halkı din yönünden aydınlatmak için bir kurum oluşturmuşlar ve adına da "Diyanet İşleri Reisliği" demişler, finansmanın halk tarafından yapılmasında sakınca gördükleri için de bu daireye bütçeden pay ayırmışlar. Diyanet'in şekil ve konumunu tartışabiliriz, ancak onu bir mezhep kurumu gibi algılamak ve takdim etmek hatalıdır. Türkiye'de İslam dini ve öteki dinlere mensup insanlar vardır, halkın kahir ekseriyeti müslümandır, Diyanet de Sünnilere değil müslümanlara ait bir kurumdur, diğer dinlerin ise havraları ve kiliseleri vardır. Durum bundan ibaret olduğuna göre sormamız gerekiyor: Alevilik, Bektaşilik ve Mevlevilik ayrı veya üçü birden bir din midir, mezhep midir, tarikat mıdır? Bizim bildiğimize göre Alevilik bir İslam mezhebidir (onun ayrı bir din olduğunu, zamanla bu hale geldiğini iddia edenler de vardır, biz buna katılmıyoruz). Bektaşilik ve Mevlevilik ise birer tarikattir, hem de asılları itibariyle Sünni tarikatlardır. Mezheplere daire ve bütçeden para tahsis edilmediğine göre, Diyanet'i ileri sürerek bunu talep etmenin anlamı yoktur. Tarikatlara gelince Cumhuriyet onları kaldırmış ve yasaklamıştır, kaldıran kanun inkılap kanunları arasındadır, buna rağmen bir tarikat adıyla veya adına konuşarak bütçeden para istemek ve Cumhuriyet hükümetinin bakanlarıyla, milletvekilleriyle görüşmek de ayrı bir garabettir. Bize göre Diyanet'in iki fonksiyonu (ibadet yerlerini yönetmek ve halkı din yönünden aydınlatmak) Alevileri de kapsamaktadır. Eğer Aleviler ayrı ibadet yerleri isterlerse açarlar ve onları da Diyanet yönetir. (Bugünkü sistemin gereği budur.) Alevi vatandaşlarımızın bir kısmının ilgilendiği Cem Evleri, din kurumu değil de sivil kültür ocakları ise bunlar için bütçeden yardım isteyenler dini ve diyaneti karıştırmadan benzeri kültür kuruluşları için verileni talep etmelidirler. Şimdi gelelim diğer iki isteğe: Din kültürü ahlak bilgisi dersinin bu üç guruba ne zararı var ki kaldırılmasını istiyorlar? Bu derste Alevi, Bektaşi ve Mevlevilerin aleyhinde, onları incitecek bir bahis mi var? Var ise bu bahis kaldırılır. Onlara yer mi verilmiyor, böyle ise verilir. Ülkede kültür bütünlüğüne katkısı olacak bir dersi kaldırtmanın anlamı var mıdır? Bu isteğin milyonlarca müslümanı incittiği, üzdüğü, kırdığı niçin düşünülmüyor? Yoksa düşünülüyor da bunun için mi yapılıyor? Bir müslüman hem dinini açıklamak ister; çünkü İslam'a iman eden ve onu yaşayan bir mümin için en güzel söz "Ben müslümanım" demek, bunu ilan etmektir (Fussılet: 41/33), hem de çeşitli ilişkiler içinde olacağı ulus fertlerinin dinlerini bilmeye (en azından müslüman olup olmadıklarını bilmeye) ihtiyacı vardır. İnsan hakları, din ve vicdan özgürlüğü bakımından meseleye yaklaşılıyorsa burada önemli olan insanları, inançlarını açıklama veya açıklamama yönünde zorlamamaktır. Nüfus cüzdanlarında din hanesini kaldırmak yerine, isteyenin hanesi boş bırakılırsa herkes tatmin edilmiş ve kimse zorlanmamış olur. Böyle bir imkan var iken "din hanesi kalksın" demek çalıyı tersine sürmektir, huzur bozmak ve fitne çıkarmaktır. Hayrettin karaman hkaraman@yenisafak.com |
| Forum | Konuk Defteri | Ozanlar | Yazarlar | Yol | Alevilik |
| Irtibat | Linkler | Deyisler | Kitapevi | Hüseyin Gazi | Ana Sayfaya |