Hadi Uluengin: Alevilik ve sol

Hürriyet, Ocak 2001
 


Hadi ULUENGİN

HANİDİR adı sanı duyulmuyor. Zahir pek çok kızılımtrak örgüt gibi, o da tarihe karıştı, mevcudiyetini seksenli yıllar nihayetine kadar sürdürmüş olan ve lideri ve esas kadrosu İngiltere'de yaşayan bir Türk komünist grubu vardı.

Hazretlerin son dönemlerine doğru garip bir şey dikkatimi çekmeye başladı.

Bakıyorum, dergilerinin her sayısında mülteci önder kastedilerek, ‘Y... Yoldaş filanca dedeyi Almanya’da ziyaret etti'; ‘Y... Yoldaş fişmekan dedenin elini Fransa’da öptü' türü haberler çarşaf çarşaf fotoyla manşetten veriliyor.

‘Dede’ler ise tabii yurtdışında bulunan Alevi cemaat önderleri...

Fesüphanallah! İyi kötü Marks, Engels, Lenin, hatta Jdanov sayfası yalamışlığım var ama böyle ‘dede’ tavafı vaaz eden bir satıra hiç rastlamadım.

Üstelik malum, sakallı muhterem ‘din, kitlelerin afyonudur’ buyurduğundan, velev ki en ‘laik’ karakterlisi olsun, diyalektik materyalizmi amentü bellemiş insanların her türlü ilahi inanca en azından bıyık altından gülmesi gerekir...

Hoppala, söyle yahu yoldaş, ‘dede’ eli öpmek adeti de nereden zuhur etti!

* * *

YOK yok, tabii ki hemen anladım. Alevilik daha atmışlı yıllardan itibaren bilimum ‘sol’(!) için oy ve militan deposu oluşturmuş olduğundan, ‘Y... Yoldaş’ da kendi parsasını kapmak amacıyla işte böyle kapı kapı el öpüyor!..

Nitekim, otuz yıldan beri, şiddeti efsaneleştiren örgütlerden biri hemen tüm kadrosunu Doğu Anadolu'nun bir yöresindeki Alevilerden ‘devşirmiyor’ mu?

Nitekim, hapisteki ölüm oruçlarına başını bağlayarak yatanlar bir semah ayini sahnesini; müdahale sırasında kendini diri diri yakan veya komiserliğe saldırıda vücuduyla infilak eden insanlar da, Şamanist etkiye rağmen son tahlilde Kerbela yakınmasının Şii ruhiyatıyla; hatta Hasan Sabbah Batıniğiyle uzak akrabalığı olan Aleviliğin ‘martirizasyon’ duygusuyla özdeşlemiyor mu ?

Ali Bayramoğlu, günlerdir buna değiniyor, biz de biraz üzerinde duralım...

* * *

İMAN ayrı konu, ‘Şalvarı şaltağ Osmanlı / Eğeri kaltağ Osmanlı / Ekende yoğ, biçende yoğ / Yiyende ortağ Osmanlı’ deyişinde siyasi feyz bulan Anadolu Aleviliği, en baştan itibaren periferinin merkezle olan çelişkisini yansıttı.

Sünni çoğunluk içindeki azınlık konum ve Şia inancında belirleyici olan ve jargonda ‘martirizasyon’ denilen haksız eziyete katlanma dürtüsü, Alevilerin yukarıdaki çelişkisini ana hatlarıyla İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e de taşıdı.

Eh, ortada ‘çelişki’ var ya, ideolojik temasını bu kelime üzerine oturtan ve zihnen de geri kalmış ülke özellikleri yansıtan Türkiye ‘sol’u(!), velev ki ‘kitap’a uygun düşmesin, Alevilerin üzerine mal bulmuş Mağribi gibi atladı.

Fasulyeden ‘Marksist’i(!) ‘şehadet mertebesine erişen yoldaş’ retoriğiyle ve ‘aydınlanmacı’(!) laiği ‘yobazlara kalkan olan Anadolu Müslümanlığı’ belagatıyla, Allah ne verdiyse, Alevilerden tırtıklamanın yollarını aradı.

Oysa, ülkenin modernleşmesine paralel olarak Alevi yurttaşların ciddi bir bölümü feodal ve teokratik zinciri kırarak, hem sisteme ve refaha entegre oldu, hem de gerçekten sekülerleşti. Aidiyet doğal bir alt kültür kimliğine dönüştü.

Fakat buna karşılık, eklemleşmeyi başaramayan ve ancak kent varoşlarında tutunabilen diğer bir ciddi bölüm, Beyrut kamplarındaki dinci ya da Rio gecekondularındaki gerillacı örgütler için olduğu gibi, bizim ‘desperados sol’un haniyse sokaktan ‘adam devşirdiği’ bir militan deposu niteliğini kazandı.

Dolayısıyla, sosyolojik açıdan bakıldığında, Gazi olayları veya hapishane direnişleri yukarıdaki toplumsal olgunun tezahüründen başka bir şey değil!

Burada ortaçağ ‘martirizasyon’uyla modern talepkarlığın harmanlaması var!

Tek çözüm ise tıpkı Kürt ve İslami gettolar gibi, muhalif Aleviliği de sisteme entegre edecek ve refahı onlara da yayacak ortamı yaratmaktan geçiyor.

Artı, Alevi önderlerin, artık her ellerini öpenin sırtını sıvazlamaktan vazgeçmesinden geçiyor!..

                     

Forum Konuk Defteri  Ozanlar Yazarlar Yol Alevilik
Irtibat Linkler Deyisler Kitapevi Hüseyin Gazi Ana Sayfaya