|
Ali
Haydar'ın Alevîliği
Haydi gene, İkinci Bahar'ın lafını edelim; bu hafta sona
eriyormuş.
Ali Haydar'ın babası Zülfikâr Dede'nin son nefesini verdiği
sahneyi seyrederken ayıldım. Zülfikâr, Hz. Ali'nin efsanevî kılıcının
adı. Ali Haydar da tipik Alevî adı değil mi?
Zülfikâr Dede, vaktin iyice yaklaştığını hissedince,
saz çalan arkadaşlarının çağrılmasını
istiyor.
- Etme
baba, kendini koyverme, diye yalvarıyor oğlu. Demek ki yaşlı
adam son nefesini, saz sesleri arasında, Alevî deyişleri dinleyerek
vermek istiyor.
İstediği gibi de oluyor.
Dostum Reha Çamuroğlu'na sordum (tarihçi; İsmail ve Son Yeniçeri
adlı iki tarihî romanın ve dört tarih araştırmasının
yazarı).
Ğ"Özellikle Türkmen Alevîlerde, cenazeyi sazla sözle, deyişler
okuyarak "götürmek" gelenektendir. Saz cenazenin önünde olur;
adeta gerdeğe "götürür" gibi; Şeb-i Arus gibi...
Bu, Alevîlikten esintiler olduğu anlamına gelir mi acaba, İkinci
Bahar'da?
-
Ali
Haydar, Urfalı. Bu kentimizde Alevîler, Kısas Köyü'nde (şimdi
belde) bir araya gelmiş bir azınlıktır. Ama köy (belde)
bir açık hava müzesi gibidir; Alevî geleneklerinin çok iyi korunduğu.
-
Zülfikâr
Dede'nin bıyığı da anlamlı sayılır; dudağı
örten o bıyıklar... "İkrarımı verdim, ağzımı
mühürledim. Tarikat (yol) sırrı artık benden çıkmaz"
anlamında bir simge.
-
Ali
Haydar rakibi Vakkas'a pek benzemiyor; kârla, parayla pek ilgili değil.
Dervişane bir tutumu var bu konularda. (1950'lere kadar Alevî esnafın
terazi kullanmadığı, taneyle veya tenekeyle ölçülebilen
şeyleri alıp satmayı tercih ettiği bilinir. Tartı,
yargı Allah'a mahsustur, diye...)
-
Ali
Haydar'ın kızlarını "taassup" çerçevesinde görmemesi,
okumalarını istemesi, çalışmalarına karşı
çıkmaması da anlamlı. (Alevî topluluklarda kızların
öğrenimi erkek çocuklardan geri kalmaz. Yüzde 95'i Alevî olan
Tunceli nüfusunda, ekonomik güçlüklere rağmen öğretim düzeyinin
yüksekliği anlamlı bir olgudur.)
-
Ali
Haydar'ın, zabıta Şecaattin'in haksız saldırıları
karşısında, tepesi atana kadar koruduğu o "mütevekkil"
tavır, belki de tarih boyunca ezilmişlik geleneğinin mirasıdır.
İkinci
Bahar'ı sevip benimseyişimizde, "muhabbet sofrasında Cem
olma"nın da dahli ve tesiri var mıydı acaba, diye düşündüm
doğrusu.
Hakkı
Devrim
Radikal,
24 Aralık 2000 |