ALEVİLİK
İSTİSMARI
(Uyarı:
Bu yazı MHP yanlısı Yeni Düşünce Dergisinden alınmıştır.
Derginin başyazarı Rıza Müftüoğludur. Yazı
dergide Yeni Düşünceden ibaresiyle yayınlanmıştır)
Türkiye'nin
en önemli sorunlarından birisi de Aleviliğin istismar
edilmesidir. Yılların yanlış ve hatalı
politikaları sonucu Alevi kardeşlerimiz yıkıcı
kesimlerin istismar alanına terkedilmiştir. Dinle, diyanetle hiçbir
alakası olmayan kesimler, İslami bir cemaat olan Alevilere sahip
çıkma söylemleri ile Türkiye'nin bütünlüğünü sarsacak
girişimlerde bulunmuşlardır.
Bunun
içindir di, terör olaylarında hayatlarını kaybeden teröristlerin
cenazeleri cemevlerinden kaldırılmaktadır.
Peki Alevilik ile, DHKP-C'nin, PKK'nın ne alakası vardır?
Neden bu örgütlere mensup teröristlerin cenazeleri cemevlerinden
kalkmaktadır?
Bu sorular bile Türkiye'nin nasıl bir ciddi sorun ile karşı
karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Yıllardan beri Alevilerin Diyanet'te temsil edilmesi, bazı
hakların verilmesi vs. gibi şeyler konuşuldu tartışıldı.
28 Şubat süreciyle birlikte bu kesime ait Cemevlerinin açılmasına
hız verildi. Hatta devlet kesesinden cemevleri açıldı.
Cemevleri açılışlarına devlet protokolü bile katıldı.
Ama sonuçta cemevleri, terörist cenazelerinin kalktığı
mekanlar haline dönüştü. Polisle çatışmaya giren teröristler
cemevlerine sığındı. Polis bir "mabed" görüntüsü
verdiği için içeriye giremedi.
Bugün Türkiye ve Avrupa'da Alevileri kullanmak amacıyla faaliyet gösteren
çok sayıda yasal ve yasadışı örgüt var. PKK ile
paralel hareket eden örgütler olduğu gibi Aleviliği Marksist
felsefeye göre yeniden biçimlendirmeye çalışan örgütler de
var.
Bu girişimler ve varolan görüntü sonucunda ne yazık ki Alevi
ailelerin çocukları kendiliklerinden solcu oluyorlar,
Marksist-Leninist eğilimlerin etkisinde kalıyor. Bu noktada sol
partilerin istismarlarının etkili olduğunu belirtmekte
fayda var.
Alevilerle ilgili şimdiye kadar yıkıcı unsurlar dışında
sağduyulu çalışmalar yapılamadı. Aleviliğin
ne olduğu, ayrı bir din mi, mezhep mi, tarikat mı olduğu
ilmi ve tarihi gerçeklerle ortaya konulamadı. Dolayısıyla
ciddi bir kitle adeta boşluğa terkedildi.
Diyanet İşleri Başkanlığı sonunda uyandı
ve konuyla ilgili olarak resmi görüşünü yansıtan bir raporu
il müftülerine dağıttı.
Yeni Düşünce'nin(16-22 Şubat 2001) kapak konusunda yer alan
rapor ilginç noktalara parmak basıyor.
Aleviliğin ne ayrı bir din ne de ayrı bir mezhep olmadığı
belirtiliyor. Madirudiye itikadında, Hanefi amelinde bir İslami
tarikat olduğu belirtiliyor. İslam'ın Türklere özgü bir
yorumu olduğu üzerinde duruluyor.
Tarihi köken itibariyle Ahmet Yesevi, Yunus Emre ve Hacı Bektaş-ı
Veli'nin çizgisi üzerinde durularak, Aleviliğin gerçek kaynakları
gösteriliyor. Ayrıca Aleviliğin Şia ile hiçbir ilgisinin
olmadığı da özenle vurgulanıyor.
Tabiatıyla bu rapor çok önemli. Oldukça da tartışılacağa
benziyor.
Ama bu tesbitlerden hareketle devlet ve özellikle de Diyanet İşleri
Başkanlığı'nın nasıl bir somut adım
atacağı çok önemli.
Konuyla ilgili olarak Diyanet'in koordinasyonunda MGK, MİT, İçişleri
Bakanlığı ve diğer bazı kuruluş
yetkililerinin bir araya gelerek toplantılar yaptıklarını
biliyoruz. Ama ne gibi kararlar alındığından haberdar
değiliz.
Bize göre Aleviler ve Alevilik öncelikli olarak, Alevilik dışı
unsurların etki alanlarından süratle kurtulmalıdır.
Atılacak en önemli adım budur. Ayrıca art niyetli olmayan
araştırmacılar, gerçek Aleviliğin ne olduğunu
kamuoyuna anlatmalıdır. Bu konuda seri konferanslar düzenlenmeli,
yayınlar yapılmalıdır. Toplumsal bütünlüğü
sarsacak ayrımlar yapmaktan kaçınılarak, Alevi kardeşlerimizin
bu toplumun ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanmalıdır.
Bu girişimlere karşı Aleviliği kendi mecrasından
çıkarmak isteyen yıkıcı çevrelerin de hiç şüphesiz
bazı girişimleri olacaktır. Devletin bu noktada da gerekli
tedbirleri olarak bu çevreleri etkisizleştirmesi gerekir.
Alevileri tamamen yıkıcı çevrelerin etki alanına
terkettiğimiz anda Türkiye'nin çok önemli bir güvenlik sorunu ile
karşılaşacağı gözardı edilmemelidir.
Yeni
Düşünce, 16-22 Şubat 2001
|