Teröristin dini-mezhebi olmaz

Rıza Zelyut

Temel amaç haline getirmiş ise, o hareketin de özünde dinle ilgisi yoktur.
Çünkü din, bela değil, nimettir.
Ama nice dinsel hareket vardır ki, din adı altında bela pazarlaması yapar. İşte bizim irtica dediğimiz budur. Bu hareket, kişilerin şahdamarlarını kesmeye yönelik bir zihniyeti besler, büyütür. Alın Prof. Zekeriya Beyaza yapılan saldırıyı, alın Menemende teğmen Kubilayı boğazından kesen din görüntülü ayaklanmayı, varacağınız nokta, bizim gösterdiğimiz noktadır.
Onlar Alevi değil
Son cezaevleri operasyonları ile gündeme gelen dehşet verici görüntüler, yeni bir tartışma daha başlattı: Bu teröristlerin tümü Alevi imiş...
Başlarında kırmızı bant var ya... Nerede bir kırmızı varsa, kızılbaştan işaretle, Alevi olmalı imiş.
Bizim basının çok bilmiş köşe yazarları bile hiçbir rakama dayanmadan, cezaevlerinde isyan eden, kendisini yakan eylemcilerin tümünü Alevi ilan ettiler.
Bu iddia sahipleri aslında Elazığın 'ÇAYDA ÇIRA' oyunu ile, Alevi ibadetinden bir parça olan 'SEMAHı birbirinden ayıramayacak kadar cahiller. Çayda çıra oynayanları semah yapıyor sananlar, semah yapan herkesi de Alevi ilan edip fetvayı verdiler: Son operasyonda bizi dehşete düşüren teröristler meğer Alevi imişler...
Türkiyedeki Alevi nüfusu, Prof. İzzettin Doğanın söylediği gibi 25 milyon değil, en fazla 15 milyondur. Yani, dörtte birlik bir nüfus.
Cezaevindeki teröristlerin mezhep kökenine bakın. Eminim ki toplam içerisinde Alevilerin oranı, genel nüfus oranından daha düşüktür.
Bu konuda, sağ-sol ayrımı yapılmadan bir istatistik yapılsın, gerçek görülecektir. Sayın Adalet Bakanını bu konuda kamuoyunu aydınlatmaya çağırıyorum.
İşin dikkatten kaçırılan veya gizlenen yanı şudur: Teröre batmış Alevi kökenli gençlerin artık Alevilikle bir ilgisi kalmamıştır. Alevilik, İslam dini içerisinde, öze/içeriğe önem veren bir mezheptir. Bu mezhepte Allaha onun, peygamberine ve kitabına kesin inanç vardır. Bu inançtan uzaklaşmış birisinin Aleviliğinden söz etmek mümkün değildir.
Sünni kökenli bir teröristin yaptığını Sünni toplumuna ve Sünniliğe mal edemeyeceğimiz gibi, Alevi kökenli bir aldatılmışın suçunu da Alevi toplumuna yükleyemeyiz.
Aleviler, inançları, kimlikleri, kültürleri gereği teröre hep karşı oldular.
Çünkü, onlar adını taşıdıkları Hazreti Alinin şu özdeyişini kılavuz edindiler: Bir kere zalim olmaktansa bin kere mazlum ol!
'
Alevi kesimin tarihi gösterir ki, bu kitle zulüm yapmaktansa zulme uğramayı kabullenmiştir. Adalet ve mazlumiyeti yaşam biçimi yapmış bir kitlenin zalim gibi gösterilmek istenmesi, bu topluluğun yeni bir provokasyonla karşılaşacağının ilk işaretleri sayılabilir.

Bugün Aleviler adına sağda solda konuşanlar, 1990lara kadar Alevi sözünü ağızlarına bile almıyorlardı. Bizim başını çektiğimiz bir aydın hareketinin konuyu bilimsel/kültürel anlamda gündeme getirmesi üzerine, işin istismarcıları da harekete geçtiler. Dine, inanca düşman olan bu tipler, birdenbire Alevi, hatta Alevi hakları savunucu kesildiler.
Bunlar birtakım dernekler, vakıflar kurdular. Tıpkı şeriatçı kesim içindeki şeyhlerin/sahte hocaların yaptıklarını Alevi kesim içindeki bu dernekçiler yapıyor.
Elbette samimi olarak bu topluma hizmet etmek isteyen sağduyulu dernek ve vakıfları, bunlardan ayırıyorum.
Gelin görün ki şeriatçı istismarcıların sağda yaptıklarını bugün Alevilerin içinde yapmaya kalkışan bu kişiler, geçmişte solculuk yapan, ama değer üretemeyen tiplerdir. Dün solculuğu batıranlar, bugün ne acıdır ki Aleviliği kurtarmaya soyunmuşlardır.
İşte onların yerli yersiz hareketleri, Alevilikle ilgisi olmayan fikirleri yüzünden, güzelim Alevi toplumu, bugün artık terörizmle bağıntılanmak istenmektedir. Bunun sonucu tehlikelidir. Çünkü, karanlık güçlerin kullandığı bu adamlar yüzünden, Alevilere yönelik bir operasyon yapılması ihtimali de artmaktadır. Bu yüzden, Alevi vatandaşlarımızı dikkatli olmaya, çoluk çocuklarına sahip çıkmaya çağırıyorum.
***
Geçen hafta içinde, ünlü Alevi ozanı Pir Sultan Abdalın adını istismar eden bir vakfın başkanı, çıktı, neredeyse Alevilerin terörü desteklemesinin kaçınılmaz olduğu anlamına gelen saçma sapan sözler söyledi. Öyle keskin konuşmasının sebebi vardı. Çünkü, Pir Sultan Abdalın adını istismar eden bir başka dernekle aralarındaki 'adam kapma/alan kapma' mücadelesinde üstünlük elde etmeliydi.
Yok efendim devlet Alevilere düşmanmış da, Alevilerden bir emniyet müdürü, bir kaymakam, bir vali bile yokmuş da...
Cahilin özelliği, kendi cehaletini ilim gibi kutsamasıdır.
Bilmeden hüküm üretmek, bu tiplerin genel özelliğidir...
Bugün Türkiyede Alevi kökenli emniyet müdürü de vardır, vali de vardır.
Çekin elinizi
Daha düne kadar Aleviliği gericilik sayanlar. Bu toplumun inancına hakaret edenler... Aleviliğin İslamla ilişkisi yoktur diyenler. Aleviliğe ismini verdiğimiz büyük insan/düşünür Hazreti Aliyi katil ilan edenler...
Bu toplumu lekeliyorsunuz.
Siyasi pazarlık yapabilmek uğruna dernekler kurup, o derneklere inançlı Alevilerin adlarını veren mezhep istismarcıları... Kirli ellerinizi bu temiz toplumun yakasından çekin.
Aleviler, bu toplumun birinci sınıf insanlarıdır. Bu cumhuriyet de onların düşmanı değil, dostudur. Atatürkü Mehdi/kurtarıcı ilan etmiş dedelerimizin kemiklerini sızlatıyorsunuz.
Sizler din/mezhep istismarcısı yalancılarsınız.
***
Bir sözüm de Alevi vatandaşlarımıza!
Sizin içinizden çıkan, bu yola yüreğiyle, inancıyla bağlı olan bir evladınız olarak diyorum ki: Ağzından Allah/Muhammet /Ali sözü çıkmayan birisinin Alevi olduğuna sakın inanmayın ve onların fikirlerine itibar etmeyin.
Çocuklarınıza da bu ölçüyü öğretin.
Ailenizin başına bela getirecek olanlardan uzak durun. Sizin dostlarınız, ancak ve ancak sizin iyiliğinizi isteyenlerdir.

 

İslamda sol tartışması

CHP İl Başkanları Ankarada toplanmışlar ve partiyi tartışmışlar. Parti Lideri Deniz Baykalın 'yerli değerlere dönük sol politikasını adlandırdığı Anadolu Solu tartışması, gündeme, ister istemez dini ve İslam dininin peygamberi Hazreti Muhammeti getirmiş.
CHP Kastamonu İl Başkanı Mehmet Yıldırım, konuşmasında, Hazreti Muhammet de solcuydu,
' demiş.
Gerçi, aydın kesim arasında bu görüşü dile getiren pek çok isim olmuştur ama kitlelere bu fikir aktarılamamıştır.
Bir ara Arap dünyasında ve 1960larda Türkiyede 'İslam sosyalizmi' adı altında derlenen fikirler, bu yargıyı dolaylı olarak dile getirmiştir.
Batıda da Hazreti Muhammet ve İslamiyet üzerine yapılan araştırmalarda, sosyalizme, hiç değilse sola varan yargılar elde edilmiştir.
Hıristiyan dünyasının sömürgeci/yağmacı/bireyci anlayışına karşılık mazlum doğunun dayanışmacı dini İslam için, sol tanımını yapmak, hiç de yadırgatıcı gelmemektedir.
Gerçi sol sözü, geçen yüzyılda, siyaset dünyasında emekten yana tavır takınan akımı anlatmak için kullanılmıştır ama, bunun tarihsel ardılını aradığımızda, karşımıza birçok kişilik gibi Hazreti Muhammetin de çıktığını görürüz.
***
Sol, öncelikle insanoğlunun emeğini en kutsal değer kabul eder. Yine, toplum içinde maddi adaletin sağlanması solun temel ilkelerindendir. İnsanoğlunun gerçek kültürel değerlerinin korunması, çevrenin korunması, insan haklarını iyileştirmek, demokrasiyi yaygınlaştırmak solun temel ilkelerindendir.
Bu ilkeleri Hazreti Muhammetin yaşadığı döneme taşırsak, İslam adı altında bu ilkelerin dönemine göre şekillendirildiğini anlarız.
Hazreti Muhammet, İslam hareketini yayarken kölelere, gençlere, yoksullara ve ezilmiş durumdaki kabilelere dayanmıştır.
Hazreti Muhammet, sömürülen köle emeğini kutsayarak onları yüceltmiştir. Toplum içinde adaletin sağlanması için zekat kurumunu getirmiştir. Zenginleri hep korkutmuş ve yoksullara yardım etmelerini dinsel kurallara dönüştürmüştür. Geçmişten gelen insanlık kültürünü reddetmemiştir. Daha önceki peygamberlerin kabulü ve kutsanması bunun en somut örneğidir. Hazreti Muhammet, dönemine göre çok iyi bir çevrecidir. Bunu Medine dönemi çok açık göstermektedir. Yine Medinede, azınlıklarla ilişkisinde demokrat bir tavır takınmıştır. Bu demokrasi, İslamda dini kural haline getirilmiş ve İslam ülkelerinde daha sonraki bin yıl boyunca azınlıklar temel insan haklarını hep korumuşlardır.
Hiç değer verilmeyen kadının erkekle eşit hale getirilmesi, hiç miras hakkı bulunmayan kadına belli oranda bu hakkın sağlanması, o döneme göre büyük devrimci adımlar olmuştur.
Burada saymaya yerimizin yetmeyeceği başka birçok gerekçe de gösteriyor ki, İslam Peygamberi Hazreti Muhammet, gerçekten de solcu idi.
Gerçek Müslüman, işte onun çizgisinde yürüyen insandır.
Bu yüzden sosyal demokratlar, bir yandan çağımızın akli ilimlerinin olduğu kadar bir yandan da geçmişin bu dinsel önderinin mirasını devralmışlardır.
Halk, bu mirasa sahip çıkıyor; elbette ki sosyal demokratlar da sahip çıkacaklardır.

Güneş Gazetesi, 15,16,17 Ocak 2001

                     

Forum Konuk Defteri  Ozanlar Yazarlar Yol Alevilik
Irtibat Linkler Deyisler Kitapevi Hüseyin Gazi Ana Sayfaya