
|
Aleviler
neden huzursuz? Mehmet
Altan Türkiye'de
25 milyonu aşkın Alevi yurttaş olduğu söylenir. Alevilerin
yıllardır süren dertlerinin artık kaynama noktasına geldiğini
geçen yılın sonlarına doğru Cem Vakfı Genel Başkanı
İzzettin Doğan'ın verdiği bir akşam yemeğinde
duymuştum. Türkiye
ise, "Alevi sorununun" gündeminde ilk sıralara hızla yükselmekte
olduğunu hapishanelerdeki son "ölüm oruçları" ile
farketti. Kendini yakan, ölen ya da öldürülen gençlerin hepsi de Aleviydi. Bugün
hapishanelerdeki açlık grevleri ve ölüm oruçları sona ermiş
değil. Tam tersine kitlesel ölümleri yaşamak gibi bir felaketin eşiğindeyiz,
hatta maalesef galiba eşiği de aşmış durumdayız.
Hapishanelerdeki eylemlerin arkasındaki örgüt ise Alevi gençlerden oluşan
bir kitleye dayanıyor. HAYMATLOS
ALEVİ Geçen
gün Neşe Düzel'in "Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim
Vakfı" Başkanı Murtaza Demir ile yaptığı röportajı
okuyunca, Türkiye'de resmi ideolojinin en büyük kitlesel desteğini de
yitirmekte olduğunu gördüm. Ayrıca, Kemalizm'den umudunu kesen
Alevilerin sorunlarının, hemen bir şey yapılmazsa, kangrene
dönüşmekte olduğunu da korkuyla farkettim. Cumhuriyet'in
kuruluşu sırasında "laikleştirme" hareketine
destek veren ama daha sonra kendilerini ifade edecek özgür ortamı elde
edemeyen Aleviler'in en temel sıkıntısını Murtaza Demir
şöyle seslendiriyordu: "..
Bugün devlette Alevi kimliğiyle emniyet müdürü olan birini bulamazsınız.
Bir kaymakam, bir vali, bir müsteşar, üst düzey bir bürokrat bulamazsınız.
Meclis'te bunları temsil eden bir siyasi parti bulamazsınız.
Bunlar olmayınca da, talihsiz bir biçimde sokakta başlayarak polis
otosunda ve karakolda, sonra da polis müdürlüklerine zemin katlarına
devam eden, hapishanelere kadar uzanan bir serüven yaşanıyor. Eğer
bu baskılardan normal ve demokratik yollarla kurtuluş umudunuz yoksa,
derin bir umutsuzluğa kapılırsınız tabii." Türkiye
görünüşte "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının"
ülkesi. Ama
halkın çok büyük kesimi kendini burada hiçbir ülke vatandaşı
sayılmayan "Haymatloslar" gibi hissetmekte.. Sanki onların
vatanı Türkiye değil... Aleviler
devletin içine kabul edilmemekten şikayetçi, Kürtler öyle, solcular
keza... Liberaller şimdinin en baş hedefi. Türkiye'de Alevi kimliğiyle
bir üst düzey bürokrat bulamıyoruz da, örneğin Ermeni kökenli,
kaymakam olmuş bir vatandaş bulabiliyor muyuz? Türkiye,
devlet ile birey arasında Anayasa ve yasalardan doğan hak ve görevlerin
oluşturduğu "vatandaşlık" kavramını
maalesef cumhuriyetin 76. yılına rağmen hayata sokamamış.
Burada
"vatandaş" olup olmamayı değil, "Türk, müslüman
ve sünni" ayrıca da Kemalist olunup olunmadığına bakan
bir "ikinci realite" var. Bu da toplum ile devletin arasının
sürekli açılmasına neden olmakta... DEMOKRASİ
VE HUKUK Murtaza
Demir Alevileri hedef alan ayrımcılığa şöyle bir örnek
veriyor: "Mesela
Diyanet İşleri Sünni bir kurumdur. O zaman da bu devlet 'laik bir
devlet' değildir, Sünni bir devlettir. Oysa 'demokratik, laik, sosyal,
hukuk devleti' olduğu yazılıdır. Çağdaş
ve laik hiçbir devletin bütçeden beslenen böyle bir kamu kurumu yoktur. Siz
ise bu yıl, 400 trilyon lira gibi olağanüstü büyüklükte bir bütçeyi
Sünni devlet adına bu kuruma veriyorsunuz. Ordudan
sonra en çok paranın ayrıldığı kurumdur bu. Türkiye'nin
ulusal bütçesinin çok büyük bölümü silaha yani 'askere', diğer büyük
bölümü de 'dine' ayrılıyor. Böyle bir devletin çağdaş
ve demokratik bir devlet olma şansı da zaten kapanmış oluyor."
Aleviler'in
büyük bir kesimi "ne din devleti, ne de asker devlet" istemeyen
demokrat bir kitleye dönüşüyor. Eskiden "kışlanın"
kurtarıcılığına daha yakındılar. Hala da
aralarında bu görüşü seslendirenler var ama çoğunluğun o
konumdan uzaklaştıkları ortada... Gazi
Mahallesinde "bilerek" halk ile devlet arasında bir kamplaşma
yaratılmasından, devletin "Türk-Sünni" sentezinde kadrolaşmasına
kadar, Alevileri bunaltan dertlerinden çığlık çığlığa
bir şikayet vardı Demir'in konuşmasında. DEVLET
NEDİR? Türk
devleti, halkını sarmalayan değil, toplumu dışlayan bir
yönetim anlayışına sahip. Onun içinde sorunlar azalmıyor büyüyor.
Bu sorunları kendi çıkarları için kışkırtmak
isteyenlere uygun zemin yaratılıyor. Demokrasi
tüm bireylerin eşit olduğu bir rejimin adıdır. Bu yöntem,
toplumsal huzursuzlukların da en iyi merhemidir. Devletin de hukukun
ilkelerine sahip çıkarak her bireye eşit mesafede olmasını
sağlar... Belli
ki Aleviler de böyle bir devletin hayalini seslendiriyor... Kitlelerin
sıkıntılarını çağdaş yöntemler ile çözerek
toplumu rahatlatmak gibi akılcı bir yöntem yerine sıkıntılardan
kendilerine ara rejim çıkarmak isteyenlere olanak sağlayan sağlıksız
bir dönemden geçiyoruz. Bu
zorlu ve sıkıntılı sürecin şimdilik en sevindirici yanı,
Alevilerin de, resmi ideolojinin çare olmadığını görüp
"demokrasi ve evrensel hukukun" yanına dünden daha sağlam
bir şekilde gelmeye başlamış olmalarını görmek. Bir
de Alevi gençlerin kendi dertlerine çözümü ölümde değil hayatta
arayabilcekleri ortamı da yaratabilsek. Sabah
Gazetesi, 13 Ocak 2001 |
| Forum | Konuk Defteri | Ozanlar | Yazarlar | Yol | Alevilik |
| Irtibat | Linkler | Deyisler | Kitapevi | Hüseyin Gazi | Ana Sayfaya |