|
Musa, Başbakan'ın 'Ahlak Ve
Adalet'ini Sorguluyor İktidara gelmek
için ahlak ve adalet kelimelerini kendine bayrak yapan Başbakan Tayyip
Erdoğan, her fırsatta ahlak ve adalete yönelik saldırılarını sürdürüyor.
Daha geçen gün kendi 'leke'sini unutup, Ortadoğu'da İsrail'in ve ABD'nin
kanlı politikalarına karşı, ahlak ve adalet adına protestoda bulunan
onurlu iki gencimizi 'lekeli' ilan edecek kadar; adalet duygusundan
yoksun olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Başbakanımız önceki gün
de star'ın manşete taşıdığı 'İşçiyi çıldırtan sözler'le,
yani işçilere 'sıfır zam' önererek adalet ve ahlak duygusunu rencide
eden bir tavır sergiledi!..
Düşünebiliyor musunuz sevgili okurlar; yaşam
standartlarının düşük ve adaletsizliğine dikkat çekerek ve bunu istismar
ederek hükümet olan bir başbakanının işçilere önerdiği zam, koca bir
sıfır.
Bu ne biçim adalet anlayışı, bu ne biçim ahlaktır
ben anlayamıyorum. Üstelik ben Başbakanımızın arkasına saklandığı
dindarlığından yana da ciddi kuşkular içindeyim. Bu durumda ya Tayyip
Erdoğan'ın inandığı 'Allah', adaletten yana sorumlu, ya da Tayyip'in
halk karşısında takındığı 'dindarlık' maskesi, koca bir aldatmaca.
Bereket, tıpkı Irak işgali günlerinde Amerikan
işbirlikçisi politikalarını hayata geçirmesini engelleyen namuslu
milletvekilleri gibi, bu sıfır zam adaletsizliğine tavır koyacak denli,
namuslu vekiller de var. Sıfır zammı dayatması da bir hayli zor alacağa
benziyor. Ama yine de bu iş AKP'nin içinden çıkacak bazı namuslu
vekillere havale edilemeyecek kadar yaşamsal bir problem. Bu nedenle
işçileri bu insanlık dışı hak gaspına karşı mücadeleye davet eden
sendika başkanlarının uyarısına; can-ı gönülden katılıyorum. Bektaşi'nin
dediği gibi Tayyip, taşları bağlamış, köpekleri sokağa salarak bu
topluma sıfır zam yedirebilmenin ince hesapları içinde. Ama bıçağın
kemiklerine dayandığı emekçilerin bu dayatmayı kabul etmeyecekleri
açıktır.
Sendikacılarımızın en muhafazakarı yani Tayyip'e
en yakın olanın, Hak-İş Başkanı Salim Uslu'nun bile 'Greve gideriz, 5.5
milyar maaş alan milletvekili ile işçiler nasıl kıyaslanır?' diye
başkaldırdığı bir Türkiye'de, Başbakan'ın kaçak villasında yaptığı hesap
çarşıda geçmeyecektir.
Başbakanımızda adaletsizlikte bol, inci de...
Netekim önceki gün de YÖK Başkanı Profesör Kemal Gürüz'ün eğitim
düzenlemesine ilişkin itirazına cevaben, 'Politikaya gir, seçimlere
katıl, kaç gram olduğunu görelim' diye kükremişti.
Benim bildiğim sevgili okurlar, bilimi bilim yapıp
dünyaya egemen olan Batı da, tam 400 yıldan beri bilim adamlığı
popülist, üstelik insanların inancını da istismar etmekten kaçınmayan
Tayyip gibi politikacıların değerbilmez terazilerinde ölçülmemişlerdir.
Ama gelin görün ki, bilim adamını kendimize benzetmeye çalıştığımız ve
bunu başardığımız oranda da bilimsel yaratıcılıkta, dünyadaki bilimsel
gelişmeler karşısında nal topladığımız gerçeğidir. Bu arada Tayyip'in
Gürüz'e yaklaşımına ad koymaya, benim dilim varmıyor. Yorumu size
bırakıyorum, sevgili okurlar.
(Not: Değerli okurlar, Çınar Yayınları'ndan
çıkan 'Musa'dan beri' adlı kitabıma gösterdiğiniz yakın ilgiye teşekkür
ederim. Yoğun ilgiden dolayı kısa sürede 2'nci basıma ulaşan kitabıma
ilişkin Esenyurt Belediyesi, Kültür Merkezi'nde 29 Haziran Pazar günü
saat 13:30'da bir söyleşi ve imza günü düzenledi. Değerli okurlarımın
dikkakine sunulur netekim...) |