|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
Musa
Ağacık
Musa, Bakan Çelik'in niyetini sorguluyor! AKP'li Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, eğitim sorunlarımıza çözüm üretmeye çalışacağına iyice içinden çıkılmaz hale getirmeye çalışıyor adeta. Her şeyin özelleştirildiği bu vahşi ortama uygun olarak, eğitimi de özelleştirmenin adımlarını atmaya başladı bile. Bu işi yaparken minareye kılıf uydurmayı da ihmal etmiyor. Örneğin parasız ve başarılı öğrencilerin özel okullara aktarılarak daha iyi eğitilmelerinden, böylece eğitimde 'fırsat eşitliği' sağlanmasından söz ediyor. Aslında yapmak istediği şey kaba tabiriyle 'yerseniz' misali... Diyor ki, 'Devletin parasından başarılı öğrencileri özel okullarda okutacağız.' Bu yolla gerçekten yapılmaya çalışılan şey fakir ve başarılı öğrencileri desteklemek değil, çoğu tarikat okulu olan özel okullara devletin kasasından 15 trilyon lira aktarma operasyonudur. Bu sayede de hem özel okulların eksik kapasitesi giderilmiş olacak, hem de vergilerimiz, tarikat okullarına aktarılmış olacaktır. İyi iş valla!... Bakan Bey, açıkça bizleri ketenpereye getirmeye çalışıyor. Oysa yapılması gereken, eğitim sisteminin genelde kalitesini yükseltmek, okul ve öğretmen sayısını arttırmak, bu sayede öğrencilerimizin dersane ve özel okul kapanına ihtiyaç duymadan iyi bir eğitim almalarını sağlamaktır. Tamam, özel okullar ve dersaneler kapatılmasın ama bu fakir ulusun çocukları da bunlara bu düzeyde muhtaç bırakılmasın. Madem ki vergi veriyoruz, madem ki bu devletin Anayasası 'çağdaş, demokratik ve sosyal bir devlet' olduğunu iddia ediyor. O halde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu ülkenin çocuklarına zorunlu, kaliteli, yeterli, laik ve bilimsel bir eğitim sağlaması mec-bu-ri-dir! Üstelik AB'ye tam üyeliğinin yolu da böylesi yaygın, iyi eğitilmiş bir nüfustan geçmektedir Sayın Bakan!.. Bu projeden topu topu 10 bin öğrenci faydalandırılacak. Oysa bu kadar küçük bir rakam yerine öğrencilerimizin geneline iyi bir eğitim verilirse, genel anlamıyla eğitimin, eğitilmiş insan kalitesi çok daha ciddi bir şekilde yükseleceği için başarı çıtası da yükselecektir. Böylece öğrencilerimizin çaresizlik içinde irticaya yem olmalarının da önü alınmış olacaktır. Ama belli ki bakanımızın niyeti başka! Hızını alamayan Eğitim Bakanı, başta Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaattin Dinçer ve ÇYDD Başkanı Prof. Türkan Saylan olmak üzere kendisini eleştirenleri, '70'lerde yaşıyorlar' diye suçluyor. Oysa kabul etmek zorundayız ki, 70'lerde çok daha fakir olan bir Türkiye, öğrencilerine çok daha iyi bir eğitim veriyor ve bütçeden Milli Eğitim Bakanlığı'na çok daha büyük bir pay ayırıyordu. O günler henüz daha Diyanet'in altı bakanlıktan büyük bir bütçeyle desteklenmediği, eğitimin gerçekten parasız ve yaygın bir şekilde gerçekleştirilmeye çalışıldığı günlerdi. Kuşkusuz o günlerde de eğitim sistemimizin çok ciddi problemleri vardı ama her öğrencinin özel dersanelere, özel okullara, tarikat okulları ve yurtlarına mahkum edildiği bugünlere göre kıyaslanmayacak kadar ilerideydi. Bakan Bey'in, bu herşeyin pazara döküldüğü vahşi atmosferin nadide bir temsilcisi olarak, bununla da yetinmeyip, 'Yakında okulları da satışa çıkaracağız' demesi ise başlı başına bir talihsizliktir. Bu gidişle parça parça zaten satılmakta olan vatanın eğitim ve sağlığından da geriye birşey kalmayacak. Zira gelir düzeyi bu kadar düşük ve eşitsizlik oranı bu kadar yüksek olan bir ülkede, eğitim ve sağlık alanlarında sosyal sorumluluklarını yerine getirmeyen bir devlet anlayışı, halkı çaresizliğe sürüklerken; devleti de din ve polis aracılığıyla kontrol etmeye çalışan bir diktatörlüğe dönüştürecektir kaçınılmaz olarak. Benden uyarması! 17.05.2003 Star |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |