Güncel ve Tarafsız Haber

İsmail Timur*

Ali’siz Aleviler! Ve Bizim Ali başka! diyenlere…  

Köyden kentlere gelişimizin ardında 40 yıl gibi kısa bir zaman dilimi var. 40 yıl birilerine göre çok uzun olabilir ama toplumların değişimi ve dönüşümü açısından bakıldığında ne kadar kısa olduğu anlaşılır.

Son 15-20 yıl ise kendimizi ifade etme fırsatı bulduğumuz bir süre. Tabi bazı kahredici olayların bu süreci hızlandırdığını da düşünürsek, kendimizi daha iyi görebilme fırsatı buluruz. Bugün Diyanet’in yaptığı araştırmada 3 bin Alevi-Bektaşi dernek kurulduğu göz önüne alındığında ne kadar kısa bir sürede, önemli bir örgütlenme yapısına kavuştuğumuzu daha net görürüz.

Şimdi dönüp aynada kendimize bakma zamanı… “Nereye gidiyoruz, ne yapıyoruz” diye de birbirimize sorma vakti…

  • Kültür mirasımızı yerinde kullanıyor muyuz?
  • Anadolu aydınlanmacılığının yüce değerlerine ne kadar bağlıyız?
  • Onların izinden ne ölçüde yürüyoruz?
  • Yoksa işimize geldiği gibi edepsizce onları kullanıyor muyuz?

Gelin çok geç olmadan şapkamızı önümüze koyup, eteğimizdeki tüm taşları döküp; hangi taş büyükse ona kafamızı vuralım ve bu aydınlık insanların beynini iğdiş etmeyelim.

Gençlerimizi düşünelim…

Bunlar ne olacak?

İnancına nasıl sahip olacak?

Hepsinin kafası karışık. İşte bundan dolayı büyük bir vebal boynumuzda…

Bu vebalin altından ancak düşünerek ve üreterek çıkmanın yollarını aramalıyız.

Birileri çıkıyor “Ali’siz Alevilik” diyor. Bir başkası: “Bizim Ali başka Arap Ali başka” diyor. Edepsizlik dizboyu… Ne demek “Bizim Ali”, ne demek “Ali’siz

Alevilik” bunları söyleyerek nereye gidebiliriz. Ali tektir, Ali yektir; bunu bilmeyen inanın cahildir.

Geçmişimize dönelim ve atadan dededen yaşadığımıza bir göz atalım. Aleviliğin ne olduğunu o zaman daha iyi anlarız. Birkaç kitap okuyan(!) veya kulaktan dolma söylemlerle kürsüye çıkan bazı kendini bilmezler, çarpık ve eklektik düşüncelerini bize Alevilik diye yutturmaya çalışıyor. Adlarının önünde küçük de olsa bazı ünvanları olanlara dikkat etmeliyiz. Bunlar çocuklarımızı ya Arapizmin etkisine sokacaklar ya da Yol’suz bırakacaklar.

Yolumuz Bin Yıldır süren ulvi bir yoldur. Anadolu topraklarında Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin rehberliğinde ve önderliğinde bu yol yürüdü, bazı “cin”ler(!) olsa da milyonlarca yıl daha yürüyecek.

Her şeye kuşkuyla bakan, her vaziyetten bir komplo teorisi üreten bu kötü zihniyetli kişiler, neredeyse bir elin parmakları kadar az olan kitaplarımızı bile “birileri yazdı” deyip, o kitaplarda anlatılanları reddediyorlar.

Her telden bir ses çıkararak bir olamayız. Çoğunluğun geçmişinden gelen inanç yapısıyla 1400 yıldır yaşattığı kültürü yaşayarak okumalıyız. Bir gün olsun eğilmeyen, eğilmesini bilmeyen, ayak turabı olmayan, niyaz olmasını bilmeyen ne derece Alevi olabilir. Bunlara Alevi denir mi?

Bugün dernek ve dergahlarımızın başına geçenleri ve yönetimindekileri sorgulama zamanı… Dergahlarda asli görev eğitim ve öğretimin sürekli ve sistemli olmasıdır. Hani nerede? Özellikle dergah merkezli bir yöntem geliştirmeliyiz. Ve her Alevi’yi dergahtan geçmesi yönünde ikna etmeliyiz. Çünkü inancımız ve kültürümüz dergahta yaşanır. Dergaha girmeyen eğilmesini bilmez. Eğilmesini bilmeyen de Alevi olamaz.

Serçeşme, Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı olduğu fikrinde herkes birleşir. Ama gereğini kimse yapmaz. Sanırım işlerine gelmiyor. Gelin Dergah esasına dayalı bir yola girelim. Özellikle dergahları ve Cemevi derneklerini Aleviliği siyasete alet edenlerden kurtaralım.

Gelin, 5-6 Haziran’da bir Anadolu ereni Abdal Musa Sultan’ı anmak ve anlamak için Elmalı-Tekke Köyü’de buluşalım. Bu bedbahtları bertaraf etmek için kararlılığımızı Abdal Musa Sultan’ımızın huzurunda gösterelim.

Hepinizi Abdal Musa sevgisiyle aşkı niyaz ediyorum.

(*) Toplumsal Barış Dergisi Yazarı

 

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com