Kamuoyuna
Alevilik İslam dışıdır” diyen,
içimizdeki Hızır paşalara dur diyelim!
Daha önce Almanya
Alevi Birlikleri Federasyonu AABF “Dedeler Kurulu” başkanı sıfatıyla ileri
sürülmüş olan “Alevilik İslam dışıdır” görüşünden sonra, bu görüşe karşı çıkan
Dedelerin dövülmesi ile başlayan ve toplumumuzu karşı karşıya getiren olayların
ardından, bu seferde Türkiye’de kendisine “Alevi Bektaşi Federasyonu” diyen bir
kurumun başkanı ( Ali Doğan ) bütün Aleviler adına “Alevilik İslam’ın dışındadır
ve kendine özgüdür” deme cürretini gösterdi.
“Alevilik İslam
dışıdır” tartışması öyle Hasan Kılavuz’un
kişisel olarak ortaya atmış olduğu bir tartışma olmadığı onun arkasında AABF
(Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu) ve AABK (Avrupa Alevi Birlikleri
Konfederasyonu) nin bulunduğu, bu kurumların partiğinden ve birtakım
girişimlerinden görmek mümkün. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’na bağlı
Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu “Aleviliğin ayrı bir inanç olduğunu
Danimarka makamlarına başvuracaklarını” bildirmekte (AS. Nr: 75) Ve yine
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu genel sekreteri 9 Temmuz 2004 tarihinde,
AB Komisyonu Genişleme Kabinesi yetkilileriyle yapmış olduğu toplantıda
“Aleviliğin özgün (ayrı) bir inanç olarak tanınması” konusunda görüşmelerde
bulunması (DEM gazetesi) bu tartışmanın arkasında kimlerin olduğu ve hangi amaca
hizmet ettiğini ortaya koymaktadır. En son olarak Türkiye’de “Alevi Bektaşi
Federasyonu” adı altında bu olayın gündeme taşınması bütün bu çabaların örgütlü
bir hareket olduğunu ortaya koymaktadır.
Neden
böyle bir tartışma?
“Alevilik
İslam dışıdır” görüşünü savunanlar, Avrupa’da esmekte olan anti İslam rüzgarını
arkalarına alıp, Ali’den, Muhammed’den, Oniki İmam’dan, yani İslam’dan
arındırılmış bir Aleviliği “ayrı bir inanç, ayrı bir din” olarak,
Avrupa’lının beğenisine sunma peşindeler. Bu yolda onlara rehberlik edenler ne
yazıktı ki, “Ali’siz Alevi”liği savunan Kürtçü yazar Faik Bulut
ve “Alevilik ayrı bir DİN’dir” diyen yine Kürt idoloğu İsmail
Beşikçi’dir. Bu görüşün temel amacı Kürt harketine müttefik olabilecek bir
Aleviliği ayrı bir “azınlık dini” olarak gündeme taşımak ve devletle yeni
çatışma ortamları yaratmaktır.
Eski Marksistler ve Kürtçüller iş
başında!
Bu
tartışmayı ileri süren ve Alevi toplumunun “toplum” olma bilincini zayıflatan,
körelten, toplumu gereksiz bir şekilde cepheleştiren fikirleri ileri süren kesim
bugün Alevi örgütlenmesi içersinde var olan “eski solcu” ve Alevi örgütlenmesine
sızmış olan Kürtçü kesimdir. Bu kesimler, 1400 yıldır yaşaya gelen Alevi
gerçekliğine sahip çıkmak yerine, Aleviliği kendi içlerine sindirecek bir biçime
sokmanın çabası içersindedirler. Bu çaba Aleviliği köklerinden koparan,
alabildiğince dinden arındırılmış folklorik bir Alevilik yaratma çabasıdır.
Alevi inancı ve
tarihiyle çelişen bu çabalar Alevi toplumunun ihtiyaç duyduğu birlik ve
beraberliğine büyük zararlar vermektedir. Geçmişte “din bir afyondur”
düşüncesiyle köylerde cemleri yasaklayan, dedeleri kovalayan bu anlayış bugün
yine bir başka şekilde Alevi toplumu içersinde kendini tekerrür ettirmekte.
Alevlik
İslam dışıdır görüşünün varacağı yer “Ali’siz Alevilik”tir!
İslamı
sadece Sünni ve Şii versiyon olarak gören ve değerlendiren anlayışın “Alevilik
İslam dışıdır” iddasının varacağı yer, İslam dinine ait olan “Hz. Ali”nin ve
dolaysıyla Anadolu Aleviliğinin inanç temelini oluşturan “Allah Muhammed Ali”
inacından vaz geçmektir. Kerbela’dan, 12 İmam’dan vaz geçmektir. Çünki bütün bu
değerler İslam dinine ait ve İslam tarihi ile ilgili değerledir. Aleviler sadece
bu değerleri tasavvuf anlamda yorumlayıp sahip çıkmışlardır.
Alevilik İslam dışıdır görüşü, Hz. Ali’yle Muavi’yeyi aynı
kefeye koyan, aynılaştıran Harici görüştür. Alevilik İslam dışıdır görüşü,
“Alevilik, zındıklıktır, din dışıdır” diyen Sünniliği tarihsel olarak haklı
çıkaran görüştür. Alevilik İslam dışıdır görüşü, 1400 yıldır sahip olunan
değerlerin inkarıdır. Alevilik İslam dışıdır görüşü, Cemler’den, düvaz
İmam’lardan, deyişlerden, gülbenklerden, Dedelik makamından vaz geçmektir.
Alevilik İslam dışıdır görüşü, dilinden Şah’ı, Allah’ı,
Muhammed’i, Ali’yi düşürmeyen Pir Sultan’ı, Şah Hatayi’yi, Kul himmet’i ve daha
nice Alevi ulusu ozanı inkar etmektir, yalancı çıkarmaktır!
Devletin inkarcı ve asimilasyoncu
politikası devam etmekte.
Devlet
erkini elinde bulunduran güçler Avrupa Birliğine uyum saylama konusunda onca
yasa ve kanun değiştirirken Alevilik dün olduğu gibi bugünde inkar edilmekte,
yok sayılmaktadır. Alevi inanç ve kültürünü tanımayan devlet erkini elinde
bulunduranlar bununlada kalmıyor, AB’nin gözünü boyamak amacıyla okullarda
okutulmak üzere kendileri tarafından hazırlanmış olan “Alevilik ders proğramı”
ile Sünnileştirilmiş bir Alevilik anlayışını başka bir asimilasyon politikası
olarak okullarda okutmaya hazırlanmakta.
Aleviler Türkiye’nin
Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinde bütün güçlerini birleştirerek, temel hak
ve özgürlükleri için mücadele etmesi gerekirken, “Alevilik İslam dışıdır” gibi
bir düşünce ortaya atılarak toplumumuz karşı karşıya getirilip güçsüz
kılınmaktadır.
Alevi dernek kurum ve kuruluşları bu gelişmelere sesiz kalmayın!
Alevi toplumunun birlik ve
beraberliğine ortadan kaldırmaya yönelik, Alevilerin toplumsal bilincini
körelten yapay gündemlerle, Alevi toplumuna düşman kesimlere hizmet eden,
onların işini kolaylaştıran çıkışlara karşı duyarlı olmak başta bütün Aleviler
olmak üzere, Alevi dernek, kurum ve kuruluşların görevi olmalıdır. Bu
düşüncelerin arkasında olan sözümüz ona kendilerine “Alevi” diyen kurum ve
kuruluşların yöneticilerine karşı gereken uyarıları yapmak sağ duyulu Alevilere
düşmektedir. Bunun için şimdiye kadar “Alevilik İslam dışıdır” görüşünü
sahiplenen başta “Almanya Aleviler Birliği”, “Avrupa Aleviler Konfederasyonu” ve
en son olarakta Türkiye’de bu konuda beyanatta bulunmuş olan “Alevi Bektaşi
Federasyonu”nu uyarmak bu kurumlara bağlı derneklerin görevi olmalıdır.
Dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan!
İslam’ı sadece Sünni ve Şii versiyon olarak görmek büyük bir
yanılgıdır. Her dinde olduğu gibi Anadolu Aleviliği de İslam dini içersinde
ortadoks egemen anlayışlara karşı "halk İslam anlayışını" kendi coğrafi
özelliklerine uygun bir şekilde geliştirmiştir. Bu anlayışla ortadoks İslam
anlayışını bir birine karıştırmak büyük bir yanılgıdır. Alevilik İslam
içersinde, egemen Sünni İslam’a karşı bir itiraz hareketi olarak ortaya cıkmış
ve kendi İslami anlayışını süreç içersinde geliştirmiştir. Ve bu anlayış yine
kendi içinde, kendi tarihini, mitelojisini ve inanç kurum ve davranışlarını
oluşturmuştur. Yani Anadolu Aleviliğinin ne Sünni nede Şii İslam anlayışı ile
bir alakası yoktur. Kendine özgün bir İslami yorum ve anlayışı vardır. Anadolu
Alevileri, bugün yok sayılmak istenen değerleri, tarihler boyu süre gelen
baskılara ve kıyımlar ve Hızır paşalara karşı sonuna kadar sahip çıkmıştır,
bundan sonrada sahip çıkacaktır. Buna ne “Korkudan dolayı din değiştirdik”
diyen Hasan Kılavuz’un ve onun akasındakilerin nede başkalarının gücü
yetecektir!
alevi yolu dergisi Hollanda |