Güncel ve Tarafsız Haber

Musa Ağacık

Musa, Alevi sorununa dikkat cekiyor!

Berlin gezisinde Aleviler'e ilişkin yaptığım gözlemler yankılara yol açtı. Bu yankılara geçmeden önce geçenlerde gazetelere yansıyan MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılıç'ın konuşması, nereden bakarsak bakalım bir talihsizlikti. Devletin bunca sivil kurumu varken, yurtdışındaki kitle örgütlerinin karşısına bir askerin çıkması bir yana, konuşmanın içeriği de ayrı bir talihsizlikti.

Ancak ben bu soruna Alevi kimliği açısından değinmek istiyorum. Düzenli okurlarımın bildiği gibi, bir müddetten beri Alevi toplumunda gözlemlediğim sorunlara değiniyorum. Bundan hareketle Best FM'de benimle röportaj yapan Yalçın Bayer ağabeyin soruları, tek yanlı anlaşılmış olduğum kanaatini uyandırdı.

Evet, toplumun her kesiminde olduğu gibi Alevi toplumunun da kuşkusuz eleştirilmesi gereken çok yanı var. Nitekim bildiğiniz gibi ben bunu, Alevi örgütlerini kızdıracak denli fazlasıyla yapıyorum.

Ama el insaf!

Örneğin Yalçın Bayer, benim yaklaşımlarıma karşılık ısrarla, 'Aleviler laikliğin, Atatürkçülüğün güvencesi değil miydi?' diye sordu durdu.

Kılıç Paşa'nın hakları için örgütlenen Aleviler'i 'Bölücülük'le, bazı sol grupların tabanlarını kaybedecekleri korkusuyla Aleviler'i 'gericilikle' suçlaması da anımsanacak olursa; bu yaklaşımın Türkiye nüfusunun en az dörtte biri olan Aleviler'e ne denli büyük bir haksızlık olduğu açık.

Siz yıllar yılı toplumun bu kesimini görmezden geleceksiniz, ozanlarının deyişlerini kendinize gelir kapısı yapacaksınız, başınız şeriatçılarla sıkışınca 'laikliğin güvencesidir' diye Aleviler'in sırtını sıvazlıyacaksınız ama iş onların haklarını vermeye gelince sağır ve dilsiz olacaksınız, olur mu?

Yok varsaydığınız, kendilerine anayasal güvence sunmadığınız, Sivas'ta, Maraş'ta, Çorum'da, Gazi Mahallesi'nde katledilmelerini görmezden geldiğiniz Aleviler'in kendi hakları için mücadeleye girmelerini, 'Bölücülük, 'güvenilmezlik' ve 'gericilik' nedeni olarak görmek, insafsızlık ve haksızlık değilse nedir?

Sayın bayanlar baylar, elimizi vicdanımıza koyalım ve toplumsal gerçeklere uygun davranalım!. Siz benimser veya benimsemezsiniz, bu memlekette Aleviler var mı, var; kendilerine ait inanç talepleri var mı, var. Peki Anayasa'ya göre bu ülke demokratik, laik bir hukuk devleti mi; evet. O halde şapkalarımızı önümüze koyup vicdanlarımızı da elimize alacağız.

Aleviler bu ülkenin savaşından maliyesine, askerliğinden üretimine kadar her türlü cefasında eşit şekilde yer alıyor. Ama gelin görün ki çocukları 12 Eylül cuntasının dayatmasıyla Anayasa'ya konan 'Zorunlu Sünni Din Dersleri'ne mahkum edilmekte, Sünni Diyanet kurumu aleyhlerine çalışmakta, kendi ibadet mekanları yasal güvenceye alınmamakta. Ve buna benzer akla hayale sığmayan daha bir yığın sorun.

Ben kendi adıma, bu toplumsal sorunun görmezden gelindiğini, sadece onlara ihtiyaç duyulduklarında anımsandıklarını ve bu haksız yaklaşımda başta devletimiz ve biz gazetecilerin de çok ciddi sorumlu olduğunu görmek ve kabul etmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum.

Yıllardır yapılagelenin aksine Türkiye kendi sorunlarını görmezden gelmek, bastırmak ve yok saymak yerine, çözmek zorundadır. Başta Alevilik olmak üzere iç farklılıklarımız sorun değil, Türkiye'nin zenginliği olduğu görülebilirse, işte o zaman ülke içinde gerçek bir demokrasi ve zenginleşmeyi gerçekleştirir; böylece komşularımız nezdinde de örnek bir ülke haline gelebiliriz.

Star Gazetesi'nden

Aleviyol, 10.5.2003

Yorum

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com