Hiç kuşku yok, demokrasi adabı, onun ötesinde insani
duyarlılık, her türden azınlığın haklarına titizlenmeyi gerektirir. Çoğunluk,
zaten, sadece çoğunluk olması yüzünden bile 'baskın' ve dolayısı ile 'baskı'
olmaya yatkındır. Dahası, bu baskınlık kolaylıkla, 'çoğunluk hoyratlığı'na
dönüşebilir. Ve dahası, bu ihtimali göz önünde bulundurmadan sergilenecek her
davranış, söylenecek her söz, hoyratlık yoluna en azından zemin hazırlar.
Buraya kadar, her türden azınlığın her türden şikâyetine, talebine, sonuna kadar
katılmaya hazırım. Ancak, bu başka; azınlıklarla ilgili her konuda, azınlıkların
her söylediğinin, koşulsuz olarak, haklı, adil, demokratik kabul edilmesi,
tartışılmasına tahammül edilememesi ve nihayet, çoğunluk diye, her konuda 'Sünni
Türk'ü, sanık sandalyesine oturtmaya çalışmak ayrı.
Alevilik, hukuki çerçevede 'azınlık statüsünde' olmasa da, toplumsal çerçevede
Türkiye'nin en kalabalık dini azınlığı, bu anlamda siyasal-toplumsal
taleplerinin tartışılması son derece doğal. Ancak, Hacı Bektaş Şenlikleri
vesilesiyle, şu günlerde, Aleviliğin gündeme gelmesiyle, bir kez daha aynı şey
oldu, bu çerçevedeki talep ve şikâyetler, yine Sünnileri itham üslubuna büründü.
Örneğin, Radikal İki'de Yüksel Işık, yine, başörtüsünün siyasal simge olması
yolundaki 'değerlendirmelerini' Alevilerin haklarının görmezden gelinmesine
sorunsuzca bağlayan bir yazı yazmış.
Cevap yazmak niyetinde değilim, ama yaklaşımı çok tipik ve bu tartışmanın
gelişmesi açısından dikkate değer. Yüksel, 'Başörtüsü konusunda duyarlı olanlar,
inanç özgürlüğüne duyarlı iseler, Alevilere kulak vermeliler' dediği sürece
haklı. Nitekim, tren kazasında sergiledikleri yaklaşım dolayısıyla, demokratik
hassasiyet açısından, İslami çevreleri ben de, tutarsız olmakla eleştirdim.
Ancak, Sünnilerden, kendileri adına bir şey talep ederken, sadece ve sadece
Alevilerin taleplerine kulaklarını kapatmamayı, set çekmemelerini
bekleyebiliriz. Demokratik hassasiyet, herkes herkesin talebini canhıraş bir
şekilde savunacak anlamına gelmiyor. Bu, her grup ve düşünce için geçerli, kendi
talebinize yoğunlaşırsınız, başkalarınınkine kör ve engel olmazsınız, o kadar.
Aksi takdirde zaten, demokrasiye, azınlıklara hassasiyete gerek kalmazdı, her
konuda aynı düşünen, eşit hassasiyet gösteren homojen bir 'kitle' olurduk.
Aleviler de, tabii ki, öncelikle kendi taleplerine yoğunlaşacaklar, ama bu
noktada bir sorun var. Sünniler çoğunluk diye, her taleplerini, Sünnilere
yüklenmek biçiminde ifade etme alışkanlığından vazgeçmeliler. Alevilerin,
nedense, kendilerine ilişkin özgürlük alanını genişletme talebi, hep Sünnilerin
alanını daraltma talebi ile birlikte geliyor. Örneğin, imam-hatip liselerinin
önündeki engellere tam destek veriyorlar. Diyanet İşleri'nde ve İHL konusunda
mesele vergilerinin Sünni kurumlarına akması ise, bunu bir şekilde düzeltmenin
yolu bulunur. Ancak, onların itikadı, uzun bir ilahiyat eğitimini gerektirmiyor,
ibadet alışkanlıkları farklı diye, Sünni kurumlarının topyekûn ortadan
kalkmasını öngöremezler.
Dahası var, bu ülkede Sünnilik çoğunluk mezhebi olabilir, toplumsal ve kültürel
bir hegemonyası da olabilir, ama bu çoğunluk halen, çok gündelik
bazı haklarının bile kısıtlandığı bir çoğunluk.
Alevilik ise, sırası geldiğinde, Sünniliğe karşı resmi ideolojiyle birlikte
davranabilen, dahası, yeri geldiğinde 'gerçek İslam' söylemi ile, Sünnilik
üzerine otorite iddiasında bulunan bir 'azınlık'. Burada da çok ciddi bir sorun
yok mu?
Dışarıdan bakıldığında, şöyle bir tuhaflık olduğu doğru; resmi bir kurum olan
Diyanet İşleri, Sünniliğin uzantısı, ama sürekli İslam'ı modernize etme
yönündeki, yine 'resmi' gayretlerin baş müttefiki ise Aleviler. Olay biraz
karmaşık görünüyor değil mi? Evet, öyle. Öyle olduğu için, tartışmanın
cemevi-başörtüsü çekişmesinden öteye götürülmesi gerekiyor.
17/08/2004 Radikal
Nee?
Nuray hanim,
Ne zamandan beri aleviler sunni koylerine cem evi yapmayi resmi ideolojiyi
arkalarina alip da talep etmis, oysa alevi koylerine cami dayatmasi alisik
olmadigimiz birsey degil. Yine 'resmi ideolojiyi' arkalarina alip ne zaman hangi
sehirde sunni avina cikip insanlari katletmisler? Maras, Corum, Sivas.
hatirlamiyorsaniz hatirlatalim. Ha bu solcu aviydi diyorsaniz, o baska tabii,
alevi olmalarinin bunda zerre rol oynamadigini dusunebiliriz. Baskinin hakkini
savunmaktaki acarlik bir yana bir de kendi soyleyip kendi inanmis bir resmi
ideolojiye yataklik turkusunu herkese satmaya kalkmak tam da o baskin
ideolojinin baskinliginin en iyi gostergesine donusuyor. Resmi ideolojiden
herkese size dusen kadar nasip olmuyor ki kendini ifade etmeye calisan
azinliklar baskin'in alanini daralttigi ithami ile karsilasiveriyor. Ilahi!
Yazan : Mimi Gattone
Yaptığınız Çok Ayıp
Bunları yazdığınıza inanamıyorum. Aleviler mi Sünnilerin haklarını yok etmeye
çalışıyor yoksa Sünniler mi Alevilerin? Siz hangi memlekette yaşıyorsunuz. Hangi
sünninin çok gündelik hangi haklarının kısıtlandığını da söyler misiniz bir
zahmet. Yazınız kısaca saçma sapan ve gerçek dışı olmuş. Bir alevi değilim ama
gerçekleri saplantısız görebiliyorum. Size de tavsiyem biraz bakarken de görmeyi
öğrenmeniz. Hiçbir Sünni Sünni diye suçlanarak hor görülmedi bu memlekette ama
Aleviler yüzlerce yıldır bu topraklarda hor görüldü. Neden mi daha insanca
yaşadıkları, daha çok kadına hürmet ettikleri için. Sizin zihniyetiniz gibi
kadını tarla olarak görmedikleri için. Ayrıca Alevi ve Sünnilik olayını bu
şekilde karşıkarşıya getirdiğiniz için sizi kınıyorum. Olmayan şeyleri varmış
gibi gösteriyorsunuz, yanlış insanları suçluyorsunuz. Bu yaptığınız çok ayıp.