|
Cemal MUTLUER Dede
1950 Yozgat merkez Sarımbey Köyü
doğumlu.İlkokulu köyünde bitirdi.1968 yılında Ankara’ya ailesiyle birlikte
göçtü.Gençlik yıllarını Yozgat çevresi köylerinde cem törenlerini
izlemekle geçirdi. Dedesi Ahmet Dede yörenin en tanınmış bilgili
dedelerinden birisiydi. dedesinin bütün cem törenlerini hep bir köşeden
izledi.Ahmet Dede Cemal torununda gelecek bekleyip o günlerde dede olması
yönünde telkinlerde bulundu.Cemal Mutluer bir çok işete çalıştı.Ancak
dedelik kafasının bir tarafında bekliyordu.1995 yılında işçi emeklisi
oldu.O günden sonra abisi Rıza’nın yönlendirmesiyle talipleri üzerine
görgüye katılıp tecrübesini artırdı.1997 yılında Hüseyin Gazi türbesi
adına dernek kuruluş çalışmalarına katıldı.Dernegin yönetim kurulunda
görev aladı.Aynı zamanda yönetim tarafından Hüseyin Gazi Türbesine Dede
olarak görevlendirildi.Halen bu görevi yürütmektedir.
BU KİTABA NEDEN GEREK DUYDUM
Alevilik üzerine araştırmacılar,yazarlar
bir çok kitap yazdılar.Son zamanlarda dedeler de bazı kitaplar yazmaya
başladılar.Hatta alevilik üzerine birkaç cümle bilenler,ya da kulak
doldurması alevi rivayetleri dinleyenler,kalemi eline alıp alevilik
kitapları yazıyorlar.Herkes haddini bilsin diyorum.Dede dedeliğini
yapsın.Bilimsel kitapları da artık araştırmacılara bırakalım.Her önüne
gelen bu kitapları yazarken hemen başlıyor tarih yazmaya.Ben de tarih
bilmiyorum.En azından onlar gibi kulaktan dolma dinliyorum.Tarih yazmak
bizim haddimize mi? Yazılan bu tür kitapların aydınlar tarafından çok
eleştirildiğine,küçümsendiğine tanık oldum.O arkadaşlarım adına
üzüldüm.Çünkü herkes kendi işini yapmalı.
Yaşamım boyunca öyle dedelerle
karşılaştım,geçmişte öyle dedelerin ününü duydum ki,onların isimlerini
hala unutamam.Çünkü onlarda bir şeyler var,onlar öylesine kamil insan
merebesine ulaşmışlar ki,toplumu kısa sürede etki altına almışlar.
Evet o kamil insan dedelerden geriye ne
kaldı?
Biz bunlara üzülüyoruz.Bilgi ve görgülerini
bu günlere bırakmadılar,ya da öyle bir olanak ve gelenek de yoktu
ki,yazamadılar.Yazsalardı bu gün için aleviliğe büyük katkı
sağlarlardı.Yine de adlarını unutamayacağımız birkaç dede birkaç kitap
bırakarak hakka yürümüşler.Bunlardan Halil Öztoprak ve Şinasi Koç,Köse
Hasan Efendi dedeler yararlı eserler bıraktılar. Görüşleriyle Ali Özsoy
Dede bize dedenin nasıl çağdaş bir dede olması gerektiğini yazdığı
kitabıyla öğretti.
Cemal Dede de,bu koşulları göz önüne
alarak sadece yaşadığım ve kendi yöremde kendi taliplerime yaptığım
törenleri anlattım.Ben ne Öztoprak,Koç ve Özsoy Dedeler gibi olduğum
iddiasındayım ne de yazar.
Beni değerli Araştırmacı-Yazar dostlarım
Ali YILDIRIM ve Gülağ ÖZ yüreklendirdiler.Dediler ki “Dede yaptığın
cem törenlerini yaz,yaz ki geriye birşeyler kalsın.” İki dostum ve
arkadaşıma bu kitaptan ve beni yüreklendirdiklerinden dolayı teşekkür
ediyorum.
Elbette kusurlarım ve eksiklerim
olacaktır.Bu ilk çalışmamda eksik ve hatalarımdan dolayı şimdiden afımı
diliyorum.
Cemal MUTLUER Dede
Gel ey hoca Ali’nin fazlına evvel hüdadan sor
Ali’yi ibni adem olmadan ta iptidadan sor
Al kimdir veli kimdir bilem dersen bu esrarı
Onu bir kimseden sorma,Muhammet Mustafa’dan sor
Aşık Agahi
Alevilik tarifi zor olan bir kavramdır.O
yalnızca bir sözcükle de ifade edilemez.Alevilik kendisini var eden
kurumlarla birlikte ortaya çıkmış,kendisini topluma mal etmiştir.Alevilik
hem inanç hem de sosyal kültürel bir olaydır.
Alevilikte temel kurum cem törenleridir.Cem
törenleri, alevi gelenek- görenek-inanç-kültür-sosyal hukuk-insanın
bireysel ve toplumsal yaşamını biçimleyen, bireylerden aldığı düşünceyi
toplulukla tartışıp, insan mutluluğuna katkı sağlayan demokratik bir
kurumdur. Aleviliğin temel kurumlarını şöyle sıralar ve özetleyebiliriz.
Cem
: Kelime anlamıyla bir araya
elmek,toplanmak,toparlanmak,söyleşmek olarak ifade edilir.Geniş anlamıyla
bir toplumun düşünce ve davranışlarını yönlendiren,kişilerin inanç ve
kültürlerini biçimlendiren,kişiyi ve toplumu suç işlemekten,suçlu olmaktan
alıkoyan,toplumsal dayanışmayı pekiştiren kurallar bütünlüğüdür.
Dedelik
: Aleviliğin en temel kurumlarından bir tanesidir.Alevilikte en üst
makamdır.Cem törenleri dedenin yönetiminde ve direktifleri doğrultusunda
bir ekiple yapılır.Dede olmadan cem töreni asla yapılamaz.Dede toplumun
sosyal önderi durumundadır.Gerektiğinde toplumun
doktoru,savcısı,yargıcı,öğretmeni vs.dir.Küsleri barıştıran,suçlunun
suçunu toplumdan aldığı güçle belirleyen inançlarına önderlik eden
kişidir.
Alevilikte dedenin soydan geldiğine
inanılır.Soydan gelmeyen dedelik yapamaz.Her soydan gelen dedelik
yapamaz.Bunun için dede olacak kişi ailenin en yetkin bireyi,tutum ve
davranışlarıyla örnek davranışa sahip bir kişiliği olması gerekir.
Alevilikte dedeler İmam Hüseyin soyuna
dayandırılır ve bu soydan gelen dedeler seyit olarak
adlandırılır.Anadolu’da bulunan tüm dedeler seyittir.İmam Hasan’ın
soyundan gelenlere Şerif denir.Şerifler Anadolu’da çok bulunmazlar.
Dedeler 13.yy Anadolusu’nda tekkelerde
yetişmiş ve yolun kuralıyla biçimlenmiş kişilerdir.Buradan aldıkları
bilgileri kendisinden sonra dede olacak şahıslara aynen aktarırlar.
Dedeler belirli ocaklarla
adlandırılmaktadır.Çalapverdi,Hıdır Abdal,Baba Mansur,Seyit Rıza,Ulaşoğlu
Ocağı vs.gibi onlarca dede ocağı vardır.Ocaklı dedelerin yetmediği yerde
dedenin tayın ettiği dedelik yapabilecek kişilere de zamanla dedeler
vekalet vererek onları yetkilendirmiştir ki bunlara da dikme dede adı
verilir.
Cumhuriyetle birlikte dedeler eski
önemlerini sembolik olarak yürütmüşlerdir.Çünkü dedelik kurumu cumhuriyet
si stemiyle
bütünleşmiş ve bunun savunucusu olmuştur. |