Kazım Balaban
Kimlikler ve inançlar: Sol ve Alevilik polemiği
Zaman zaman çeşitli platformlarda karşılastığımız Alevilik
ve Sol (Marksizm kavramları karşısında, grubumuzda da aktüel
olduğundan dolayı kısaca değinmek istiyorum.
Esas konuya girmeden önce buna benzer başka kavramı da gene
kısaca irdelemek istiyorum. Bu kavram da Alevilik ve Kürt
kavramı. Bazı Aleviler kendilerine etnik kökenleri
soruldugunda biz Aleviyiz diyorlar. Bu kavramı kullananların
genellikle eğitim düzeylerinin pek yüksek olmadığını,
sosyolojik bilgilerinin yeterli olmadığını, PKK veya Kürt
sorununa pek sıcak bakmadıklarını hemen eklemek gerekir.
Şiddeti ve ona bağımlı çözümleri kabul etmedikleri için
böyle söylerler. Ancak bu doğru bir deyim degildir. Her
insanin bir etnik kökeni vardır. İnanç ayrı bir kavram,
etnik köken ise başka bir kavramdır. Bunu pek çok Alevi
canımız ayırt edememektedir.
Diğer bir konu ise gurubumuzda da gündeme gelen ve yukarıda
değindiğim kavram. Bazı dostlarımız Aleviliği izah ederken
adeta Marsizmi anlatırlar. Yorumlarına adeta Marksist
olmayan Alevinin Alevi olamayacağı bir tümce yüklerler. Bu
da diğeri gibi yanlış bir izah tarzıdır. Marksizm yeni bir
kavramdır. Sonuçta şurada 150 yıllık bilimsel bir geçmişi
vardır.
Alevilik ise "Kalu beladan beri" vardır. Yani taa ezelden
beri. Ögretimiz bunu anlatır. Alan olarak ta İslamın
içindedir. Onun bir yorumu ve İslamın özüdür.
Alevilik öğreti gereği 72 Millete aynı nazarla baktığı için
Milliyetçiliği red eder. Kadın erkek eşitliğini savundugu
için sosyaldir. Mazlumun ve haklının yanında yer aldığı için
yeni deyimlerle ifade edilirse elbette "Sol" görüşe
yakındır. Sol onun öğretisinin bir parçasıdır. İnancın bir
yanı Mazlumun ve haklının yanında yer almaktır. Ve bu
kavramlar Aleviliğin olmazsa olmazlarıdır.
Ancak insanoğlunun tanımı sosyolojik bir kavramdır. Alevilik
bir çok yanı ile evrensel iken Marksizm sadece Proleteryanın
çıkarlarını savunur. Hedefi proleterya diktatörlügü kurarak
bu ideolojiyi dünyaya egemen kılmayı hedefler. Marksizmin
çıkış yeri emek - sermaye çelişkisidir. Hedef aldığı değer
artı değerdir. Bu vesile ile Artı-değeri red eden, onunla
çelişen her şeyi kendine hedef sayar. Onun yok edilmesini,
giderilmesini, en iyimser yorumla kontrol altında
tutulmasını savunur.
Aleviler de sonuçta bu evrende yaşıyorlar. Onların da
içinden toprak ağaları, iş adamları çıkmaktadır. İçlerinden
cok doğal olarak serbest piyasa ekonomisini, dolayısı ile
Kapitalizmi savunan insanlar da çıkmaktadır. Ve çok doğal
olarak bu insanlar artı-değer oluştururlar. Bu vesile ile
çıkarları o insanları Kapitalizmin Artı- değerini savunmaya,
ona sahiplenme durumuna getirmiştir. Ama bu insanlar inanç
olarak Alevidir. Hepimizin tanıdığı örneğin bol sayıda iş
adamı vardır. Bu insanlar (veya etkiledikleri geniş bir
taban) Marksizme sıcak bakmazlar. Hatta bir kısmı Marksizme
adeta düşmandır. Ama bu insanlar dediğim gibi inanç olarak
Alevidir.
Diğer bir noktaya da kısaca değinmek istiyorum. Bazı dostlar
bilerek veya bilmeyerek Sosyalizm (Marksizm) ile Aleviliği
kıyaslama yanlışlığına düşerler. Hatta farkında olmadan Sol
ideolojinin başka bir deyim ile Marksizmin Alevilikten çok
daha iyi bir ideoloji olduğunu izah etmeye çalışırlar.
Birinci yanlışlık Aleviliğin inanç, Sosyalizmin ise ideoloji
olduğu noktasıdır. Bu biraz Elmalarla Armutları birlikte
saymaya benzer. Birinin diğeri ile kıyaslanması yanlıştır.
Diğeri ise Aleviliğin kendi içinde son derece tutarlı bir
inanç olduğunun inkarıdır. Bazı Marksist arkadaşlara şöyle
bir örnek veririm. "Siz 12 Eylül darbesine karşı mısınız?"
"Elbette" diyorlar. Peki bu darbeyi nasıl protesto
ediyorsunuz? Söyle cevap veriyorlar. Efendim biz yıllardır
her 12 Eylülde sokağa çıkar mitinglerle, yürüyüşlerle,
bildirilerle, çeşitli sempozyumlarla bu Faşist darbeyi
protesto ederiz" "Peki diyorum o zaman bana makul bir cevap
verin" 12 Eylül darbesi olduğunda neden aileleriniz,
yakınlarınız yanınızda değildi? Avrupa`da 12 Eylül 1981 de
bu darbe 40 veya 50 bin kişilik guruplarla protesto
edilirken geçen 25 yıl içinde bu sayı her geçen yıl giderek
azalmakta ve son birkaç yıldır miting veya yürüyüşlerle
protesto edilmek yerine "bildiri dağıtma" düzeyine düştü.
Marksistler 12 Eylülü protestoda artık istekli değiller.
Olayın güncelliğini yitirdiğini söyleyerek avunmaya
çalışıyorlar. Halbuki Aleviler Kerbela Zulmünü 1350 yıldır
kesintisiz sürdürüyorlar. Aleviler genci, yaşlısı ile Ah-vah
ederek , günlerce Matem yası tutarak feryat ve figan içinde
bunu sürdürüyorlar. Hz. Hüseyin mazlum oldugu için
yüzyıllardır onun yanındalar.
Keza Aleviler yüzyıllardır Zalim Osmanlı’ya karşı mazlum Pir
Sultan`ın deyişlerini sürekli aktüel tutarak aile boyu
söylüyor ve dinliyorlar. Siz (veya biz) Marksistler olarak
Faşist 12 Eylül dabesine karşı ailelerinizi /ailelerimizi
bile yanınıza /yanımıza alamadığınız /alamadığımız gibi 20
küsür yıl sonra 12 Eylül darbesini bile neredeyse
unuttunuz/unuttuk. El - insaf, bir de Alevileri küçümsemek
veya gerici görmek, eleştirmek yanılgısına düşmeyelim.