|
Aydın Erdoğan
Aleviliğin
siyasallaşması?
Alevilerin Türkiye'de sosyal ve siyasal yaşamdaki rolü ciddî bir tartışma
konusudur. Alevilerin sorunlarının çözümü için siyasal etkinliklerini
arttırmaları yönünde bir eğilim vardır. Bu ne anlama gelmektedir sorusunun
cevabı üzerinde duracağım.
Aleviler inanç özgürlüğü ve kimliklerinin kabul edilmesi bakımından
sıkıntıdadır. Cem'ler asırlarca gizli yapılmıştır. Alevi kimliğine yönelik
aşağılayıcı ifadeler, Diyanet yayınlarında, devlet yetkililerinin söylemine
girmiştir. Siyasal suçlarla itham edilenler Alevi ise, fazladan işkence
görmüşlerdir. Devlet, Alevilere taktik siyasal bir unsur olarak bakmış, Alevi ve
Sünni Kürtler ayrımını kullanmış, irtica tehdidi nedeniyle Alevilerden
yararlanmak istemiştir. Alevilerin, ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını, Alevi
inancına, her inanca karşı olması gerektiği gibi saygı gösterilmesini
istemeleri, desteklenmesi gereken haklı taleplerdir.
ALEVİLİĞE YÖNELİK BASKILAR
Alevilerin bu amaca ulaşmak için izlemeleri gereken yöntem nedir? Yanıtlardan
bazıları, siyasallaşmayı gündeme getirmektedir. Siyasal parti kurmak veya bir
partide toplanmak; seçimlerde Alevilerin isteklerine daha iyi yanıt vereceğini
ilan eden partinin desteklenmesi; Alevi kökenli adaylara listelerde daha çok
sayıda yer verilmesi gibi çözümler önerilmektedir. Alevi kökenliler arasında,
Aleviliğin seçim döneminde bu şekilde kullanılmasından rahatsızlık duyan ve buna
karşı çıkan güçlü bir eğilim de vardır.
Alevilerin, Alevilik kimliği ile siyasette etkinlik kazanma isteği, inancın
siyasal alanda etkin olması demektir. Aleviliği esas alan siyasal parti, program
temelinde bütünlük sağlayarak iktidar olmayı değil, inanç temelinde bölünmeye
dayanan bir iktidarı hedefler. Aleviler için böyle bir iktidar mümkün olmamakla
birlikte olsa bile demokratik olmayacaktır.
İnanç, kutsaldır, kutsal tartışılamaz. Kutsalın tartışma dışı kalması gerekir,
inanç dünyasının bir tartışma alanı vardır; bu alan siyaset dışı bir alandır.
Siyasi programlar, sloganlar, argümanlar tartışılır, eleştirilir. İnancın,
siyasal alanda kullanılması, tartışmanın, giderek kavganın ve çatışmanın unsuru
haline getirilmesidir. İnanç, açık veya örtülü, simgeleri ile veya simgesiz,
siyasetin bir unsuru haline getirilirse, çatışma kaçınılmaz olur. Kaçınılması
gereken, reddedilmesi gereken tam da budur.
Türkiye'de inancı ve simgelerini siyasallaştırma çabasında olan bir kesimin
bulunduğu ve güçlendiği doğrudur. Ancak, bunun asıl mağdurları bizzat
Alevilerdir. Aleviler Osmanlıdan bu yana inancın siyasallaştırılmasından zarar
görmüştür, yoksa kendi siyasal örgütlerini oluşturamamalarından, ya da inancı
siyasal alanda yeterince etkin kullanmamalarından değil.
Seçim dönemlerinde, bazı örgüt yöneticileri, Alevileri temsil ettikleri iddiası
ile, "Alevilerin kime oy vereceği" konusunda çelişik açıklamalar yapmaktadır. Bu
açıklamaların bir bölümü "ilerici", bir bölümü "tutucu" olabilmektedir. Bu iki
tutum da aslında aynı noktadan hareket etmektedir; inancı siyasal bir unsur
olarak kullanmak, ya da inancı kullanarak siyasal alanda etkin olmak. Bu çaba
doğru bir siyasi çaba değildir.
Seçim döneminde siyasal partilere destek tartışması, en önce Aleviler arasında
bölünmeye ve çatışmaya neden oluyor. Bu bile, yapılanın yanlışlığını görmeye
yeterlidir. Alevi örgütleri siyasi duruşları nedeniyle bir araya gelmekte, haklı
talepler etrafında birleşmekte zorlanmaktadır.
Yanlışlığın
ikinci yanı ise temsil sorunundadır. Öncelikle, Aleviler, kimseye kendileri
adına siyasal tercihlerini nasıl kullanacaklarına ilişkin açıklama yapma yetkisi
vermemiştir. Dernekler, vakıflar bu maksatla kurulmamıştır. Temsil iddiası,
örgüt olma ya da adı açıkça konmasa da "ruhban" olma varsayımına
dayandırılmaktadır. Demokraside böyle bir temsil olmaz. İlericilik adına, sol
partilere, ittifaklara yönelik destek açıklamaları ile diğerleri arasında bir
fark yoktur. Öncelikle, solun emek eksenli bir siyaset yapma
sorumluluğu/zorunluluğu vardır. Emekçiyi inancı temelinde ayırmaya dayalı
yöntem, sola destek değil köstek olur.
PAZAR UNSURU
OLMAK
Alevilerin
demokratik talepleri, siyasi parti ve iktidarlar karşısında bağımsız, mesafeli
ve tutarlı bir konumda olmaları halinde etkin biçimde ileri sürülebilir ve kabul
görebilir. Seçim dönemlerinde kapalı pazarlıklar, saygın olmayan ilişkilerle
ilan edilen siyasal destekler, Alevilerin talepleri konusunda zayıf duruma
düşmelerine neden olur. Aleviler, taleplerine gösterilen duyarsızlıkları
irdelerken, kendileri adına hareket ettiğini iddia eden, ya da söz söyleme hakkı
bulanların kusurlarını da değerlendirmelidir.
Öte yandan
Alevi örgütleri, siyasal alan kadar ekonomik alana da özen göstermelidir. Alevi
inancı, bir pazar unsuru haline getirilmemeli, ekonomik etkinliklerde
kullanılmamalıdır. Alevi örgütleri, ekonomik kaynakları konusunda açık ve şeffaf
olmalıdır. Kapalı ekonomik ilişkiler reddedilmelidir. Gelirler giderler ilan
edilmelidir. Örgütlenme çabası yeni olan bu örgütler, Türkiye'deki kirli
ekonomik ilişkilerin dışında kalmalıdır.
Alevilerin, inançsal talepleri için çaba gösteren örgütler ile siyasal örgütleri
birbirinden ayırmaları gerekiyor. Bu nedenle, "Alevilerin siyasal alanda
etkilerini arttırma" gayretinde oldukları yönündeki iddialar doğru ise, bu
çabadan, Birlik Partisi ve Barış Partisi deneylerindeki gibi en başta Aleviler
zarar görecek, Türkiye demokrasisi bir yarar sağlamayacaktır.
http://www.birgun.net/index.php?sayfa=64&inid=0&devami=2848#haber_basi |