|
Hasan Kaya
Aleviler
ve Sol
Alevilerden söz edildiği her yerde neredeyse adet olmaya başladı. Laf
hep dönüp dolanıp Sol ve Aleviler tartışmasına geliyor. Kimi soldan
Alevilerin uzaklaşmasının ne kadar hayırlı olduğunu bize anlatmak için
uğraşıp dururken, kimide bu açılan aranın hepten bir uçuruma dönüşmesi
için sabah akşam dua etmekte.
Aleviler
ile solun arasının açıldığı bir gerçek. Ancak bu açılan aranın
birilerinin istemiyle olmadığı da bir başka gerçek. Aleviler 1960 öncesi
gibi artık tek bir sosyal çevre değiller. Göçler ile Alevilerin sosyal
bütünlüğü bozuldu. Artık günümüzde her sosyal çevre içinde bir Alevi’ye
rastlamak olanaklı.
Dinsel
bağlamda yan yana duran, ama sosyal konum gereği bir biri ile çelişen
çıkarları temsil eden, farklı siyasal ve ideolojik tercihler içinde olan
Alevilerin olması çok doğaldır. Bunda şaşıracak bir şeyde yok. Sağdan
sola her parti ve siyasal görüşten Alevinin olması anlaşılır bir şeydir.
Aynı şekilde Alevi örgütlenmeleri de buna göre farklılık içinde
olabilirler. Bunu anlamak pek zor değil.
Sola yakın
duran, Sosyal Demokrasi ile ilişkide olan Alevi örgütlenmeleri
olabileceği gibi, sağa yakın ve sağ politikalardan yana Alevi
örgütlenmelerde olacaktır ve vardır. Ancak Alevilerin 1960’dan bu yana
sola olan yakınlığının izleri tamamen silinmediği için olacak ki; Sola
yakın Alevi örgütlenmeleri tavrını açıktan ortaya koyarken sağ eğilimli
ve sağa yakın Alevi örgütlenmeleri biraz “utangaç” davranıp, sürekli
solculara çatarak ve onların Alevilerin başına dert olmasından söz
ederek kendilerini ifade etmeyi yeğliyorlar.
Çocukluk
hastalığından kurtulamayan Türkiye Solu, tüm Türkiye’ye olduğu gibi
Alevilere yaklaşımında da hatalar yaptı. Bunları açık yüreklilikle
söylemekte bir sakınca yok. Ancak şunu da hiç unutmayalım ki bugün
Alevilerden oy isteyen bazı partilerin geçmişteki gençlik örgütleri ( o
gençlik örgütlerinde yetişmiş bir çoğu aynı partilerin günümüzün
politikacıları) Alevileri katletmeye çalışırken o “yaramaz solcu
çocuklar” Alevilerin yanında onlarla birlikte öldüler.
1970’li
yılları bilenlerin acısını deşmek istemem ama bazen acılarımızı
anımsamak öğretici oluyor. Kahramanmaraş, Çorum ve diğerler şehirlerde
yaşananlar henüz belleklerden silinmedi. Bu olaylardan söz etmek çok da
uzak bir geçmişten söz etmek değil. Hadi diyelim bunları unuttuk, peki
Sivas’ı, Gazi Makalesini de mi unuttuk.
Şimdi
bazıları hemen “Eğer solcular olmasaydı bunlar başımıza gelmezdi.”
diyeceklerdir. Onlar neler demiyorlar ki. Bunu da derler çünkü herkesi
kendileri gibi belleği zayıf sanıyorlar ve Alevileri kandırmayı adet
edindiler.
Diyelim ki
bu savlarında haklılar. “Solcu yaramaz çocuklar” olmasaydı bunlar
başımıza gelmezdi. Peki bu solcu çocuklar ne zamandan beri var bu ülkede
ve bu solcular olmazdan önce Aleviler gül bahçesinde miydiler ?
Elbette
değillerdi. Bunu herkes gibi onlarda biliyorlar. Şimdi az eğri oturup
doğru konuşalım. Alevi örgütlenmelerinde yer alan ve bu örgütlenmeleri
gerçekleştirenlerin çoğu demokratik kitle örgütleri ile ilk kez sol
örgütlerde tanıştı. Oradan öğrendiklerini Alevi örgütlenmelerine
taşıdılar. Alevilerin seslerinin kısmen gür çıkmasında bu
örgütlenmelerin hiç mi payı yok.
İşin bir
başka gerçeği ise; 1960’dan bu yana dolaylı yada dolaysız, sol ile
aleviler arasında adı konmamış bir ittifak oluştu. Muhalif iki kesimin
bir biri ile dayanışması da diyebileceğimiz bu ittifak içinde, ilişkinin
doğası gereği bir birinden aldıkları gibi verdikleri de oldu.
Sol,
Aleviliği ne kadar etkilediyse o kadarda Alevilikten etkilendi. Bir
birilerini geliştirdikleri gibi bir birilerine çelmede taktılar. Bu
ittifakın vardığı son noktada, her iki kesimin kendi payına düşen
değerlendirmeyi yapması çok doğaldır. Bu yapılıyor da. Bu
değerlendirmenin sağlıklı bir zemine ulaşması, geçmişi nesnel
değerlendirmelerle olacaktır. Geçmişteki ilişkinin doğasıyla hiç bir
ilintisi olamayan karşılıklı suçlamalar ve gereksiz polemikler bir
kenara bırakılacak olursa, her iki kesimin bir biriyle ilişkisi doğru
bir zemine oturacaktır. Şimdiden belli olan ise; bu ilişkinin eskisi
gibi olmayacağıdır. Geçmiş ilişki biçimini isteyen veya özleyenler olsa
da bunun artık gerçekleşme olasılığı yok.
*
* *
Seçimler
yaklaştıkça her zaman olduğu gibi, Alevi oyları ve Alevilerin solla
ilişkileri tartışılmaya başlandı. Bir Alevi örgütlenmesi demokratik
tavrını açıklayınca bildik tartışma yine başladı. Bu bir çırpıda
yönlendirme oldu.
Demokratik
Kitle Örgütleri aynı zamanda kitlesini yönlendirme hakkına sahip değil
midir? Alevi örgütlerinin tarafsızlığı mümkün müdür ? Tarafsızlık
dediğimiz şeyin kendisi zaten bir taraf olmak değil midir ?
Soruları
çoğaltıp yanıtlar aramak sıkıcı olabilir, ancak burada hemen şunu
belirteyim: Dikkat ettinizse kimse Sünnilerin oylarının nereye
gideceğini tartışmıyor. Sünni örgütlenmeleri de bir yönlendirme içinde.
Bizce bunun yadırganacak bir yanı yok. Çünkü; örgütlenmelerin bir
amacıda birlikte hareket etme yeteneği geliştirmek içindir.
Yadırgadığımız şey Alevi örgütlenmeleri bir görüş açıkladığında hemen
koro halinde “Aman ne ayıp!” diyenlerin çıkıyor olmasıdır ki bunu
anlamakta zorlanıyoruz. Yıllardır Nakşibendilerin, Süleymancıların
oyları nereye aktı neden kimse çıkıp siz neden hep sağa oy veriyorsunuz
bir sol partiye de oy verin bu demokratik bir tutum değil demiyor...
Ama mantık
şu: Aleviler aydın insanlar olduğundan onlara deme hakkımız var.
Diğerleri yobaz, gerici, dinci onlarla konuşmak anlamsız. Bu noktada, bu
mantığı geliştirenlere katılıyoruz. Aleviler gerçekten aydın insanlar,
yüzünü aydınlığa dönmüş insanlar. Her aydın insan gibide ne yapacağını
bilen insanlar. Siz gönül rahatlığı ile istediğinizi söyleyin ve
demokratik bir ortamda tartışalım. Sizden de öğreneceklerimiz olacaktır.
Ama şunu da asla unutmayın; biz aydınlığımızla ne yapacağımızı hangi
karanlığı aydınlığımızla yok edeceğimizi çok iyi biliyoruz.
Aleviyol,
26.03.2004
Yorum |