Güncel ve Tarafsız Haber

Necdet Saraç

Aleviler, hep sorunlarla gündemde...

Hep sorunlarda hatırlanmak keyif vermiyor. Alevi deyişlerini, Alevi halk müziğini bir kenara bırakırsak, Alevilik veya Aleviler hep sorunlarla anılıyor. Kaldi ki, Alevi deyişleri de isyanın, sorunların, özlemin, aşk ile sevgi ile yoğrularak dışa vurumu değil mi?

 

1970'lerin başında İstanbul Kurtuluş Ortaokulu'na başladığımda, din dersi zorunlu değildi, seçmeliydi. Babam, beni din dersine kayıt etmemiş ve ben de din dersine girmiyordum. Bilenler bilir, Kurtuluş o dönemlerde Türkler'in azınlıkta, Rumlar'ın ve Ermeniler'in çoğunlukta olduğu bir semtti. Şimdi değişti. Oysa ben Türktüm ve din dersine girmeyen az sayıda Türkten biriydim. Din dersine girmeyen bizlere en zor soruyu sınıf arkadaşlarımız sorardı: "Siz Müslüman değil misiniz, niçin din dersine girmiyorsunuz?" Sorunun cevabını bilmiyor, önceleri kekeliyor, sonrasında da ezberimizi konuşturuyorduk. O dönemde, 'ama'larla başlayan cümlelerin, bir önce söylenen cümlenin önemli ölçüde reddi anlamına geldiğini de bilmeden, "Elhamdülillah Müslümanız, ama bizimkiler yazdırmamış" yalanına sığınıyorduk...

 

Alevi olduğumuzu söylemekten korkuyorduk. Alevi olduğumuzu bilen arkadaşlarımızdan bir kısmı cüzzamlıymışız gibi bizden uzaklaşırken, diğer bir kısmı da bizim başımızı okşuyor, acıma duygusu ile karışık bizi avutuyordu...

 

Kendi kültürü veya inancı dışında, farklı kültürlerin, inançların olabileceğini düşünemeyen, anlamayan, acımayla karışık bu avutma tavrını oldum olası haz etmedim.

 

Aleviler'in en büyük talihsizliği, Avrupa'da yaşayan bütün yabancıların yaptığı gibi, öncelikle kendini anlatma çabasıdır. Avrupa'da bir Türk girdiği ortamda,önce kendini anlatacak, sonra kabul görecek... Aleviler de bunu yapmaya çalışıyor. Hem de, hem Türk veya Kürt, hem Alevi olduğu için iki kez... 'Öteki' hep bir adım önde.

Türkiye'de bir Sünni kökenli insanın Sünniliğini anlatma ihtiyacı hissettiğini kaç kez gördünüz? "Sünnilik nedir diye?" sorulduğunu duydunuz mu? Ya da bir Alman'ın, "Ben bir Almanım, ama" diye söze başladığını?

 

İzmir'de Sinan Işık'ın nüfus cüzdanlarındaki din hanesi bölümüne 'Alevi' yazılması talebiyle başlayan ve Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Doğan'ın, "Aleviliğin Anadolu'ya özgü bir inanç, yaşam biçimi, bir kültür, bir öğreti, hatta bütün bunların tümünü de aşan bir toplumsal olgu" olduğunu söylemesiyle "Alevilik, İslam'ın içinde mi, dışında mı?" tartışması otomatiğe bağlanmış gibi tekrar gündeme oturdu.

 

Ve film geriye sardı... Akıl vermeler, küçümsemeler gırla... Mehmet Y. Yilmaz'dan Fatih Altaylı'ya, ondan "Eski Alevi önderi, yeni Müslüman ve muhafazakar önder" Reha Çamuroğlu'na kadar...

 

Allahtan bu ara, 'gelme ama gitme'yi içeren, bol 'ama'lı AB Komisyonu raporu açıklandı. Bu nedenle acı ama gerçek, kendi sorunumuzu algılamak ve çözmeyi beceremeyince işi AB'ye bırakıyoruz! Türkiye'nin hem en önemli iktidar, hem de muhalefet merkezi olan Avrupa Birliği, 'Alevi sorununu da', bu zat-ı muhteremlere ve devlet erkanına rağmen çözecek, seven de sevmeyen de çark edecek. Son raporda inanç özgürlüğü kapsamında, Aleviler'in dini bir azınlık olduğu gerçeği çok açıkça belirtilmiş.

 

Ne Aleviler'in bir şey yapmasına gerek var, ne de 'bağımsız' Türk basınının... Bütün devlet erkanı başta olmak üzere, en sağcısından, solcusuna kadar herkes de bunu kuzu kuzu kabul edecek. Ancak sorun, şekilsel kabulleri aşmış durumda. Kafalar değişmediği sürece, yeni yangınlar hep gündemde olur. Yüzyıllardır devam ede gelen inkar geleneğinin sona ermesi, 'normal vatandaş' muamelesi görebilmek, şekilsel kabulleri içselleştirebilmek için Aleviler'in devreye girmesi gerekiyor.

 

Sinan Işık nezdinde, bütün Aleviler'i de küçümseyen Fatih Altaylı'yı anlamak mümkün. Acı ama gerçek: Fatih Altaylı dalga geçerek, Sinan Işık talep ettiği için veya Alevi gerçeğini algıladığı için değil, "AB istediği için nüfus cüzdanlarındaki din hanesi zaten kaldırılacak" diyor.

 

Reha Çamuroğlu'nu da anlamak mümkün. Dünkü "Alevi önderi ve araştırmacısı" bugün Susurluk ekibiyle birlikte olunca, tabii ki bırakın yalnızca Aleviler'i, Ermeniler'i bile Müslüman yapıyor... Ermeniler'in çok yoğun olduğu Kurtuluş'ta büyümesem, Ermeniler'in korkudan çocuklarına Aslan, Murat gibi isimler taktıklarını bilmesem, arkadaşım Haçik'in uzun süre kendisine Hakan ismini verdiğini de bilmesem, ben bile neredeyse Ermeniler'in Müslüman olduğuna inanacağım... Reha Çamuroğlu, siyasal tercihi ne olursa olsun önemli bir araştırmacı. Ama, Susurluk ekibi ona araştırmayı da unutturmuş gözüküyor. Araştırmayı unutan Reha Çamuroğlu üfürmeye başlamış: "Alevilik İslam dışıdır çıkışının altında Almanya'da toplanan din vergisinden pay alma çabası var" diye buyurmuş. Almanya'daki Alevi örgütlenmesini de Alman devletine yamamış, işi de MİT'e havale etmiş. Almanya gerçekliğinden bu kadar uzak bir tespiti bir 'araştırmacı' nasıl yapar? Anlaşılan o ki, koca Susurluk ekibi, istihbarat ağını da yitirmiş!

 

Almanya'da Kilise (din) vergisi, gönüllülük bağına bağlı olarak yalnızca Hıristiyanlar'dan toplanıyor. Hıristiyanlar dışındakilar böyle bir vergi ödemiyorlar. Müslümanlar da, Aleviler de, Budistler de. İslami grupların bu tür bir vergi toplama başvurusu da reddedildi. Yani "cami yada cemevi vergisi" yok! Berlin gibi şehirlerde de, Hıristiyanlar dışında, Aleviler'in de içinde yer aldığı diğer inanç gruplarına yapılan yardım da yalnızca, İslam ve Alevilik dersleri veren ögretmenlerin saat ücretlerinin yüzde yetmişinin ödenmesiyle sınırlı...

Birgün Gazetesi • 8 Ekim 2004 • www.birgun.net    • necdet sarac e-mail: n.sarac@web.de

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com