Güncel ve Tarafsız Haber

Necdet Saraç   
Aleviler hedef büyütmeli...


Aleviler'in genel durumu, futbol dışında spor sayfalarında yer alan diğer spor haberlerine benziyor. Olimpiyatlarda Eşref Apak'ın dördüncü olmasından sonra çekiç atma sporuyla tanışmak gibi bir şey... Ya önemli bir gelişme olacak ya da geleneksel "Hacı Bektaş-ı Veli Anma Törenleri" olacak ki, Aleviler yazılı ve görsel basında gündeme gelsin. "Hacı Bektaş-i Veli Anma Törenleri" sırasında yada ölümlerde akla gelen Aleviler, sonrasında gündem dışı...

Gündeme geliş de evlere şenlik. Aleviler ve Alevilik, sanki Türkiye'nin toplumsal dokusunun doğal ve önemli bir parçası değilmiş gibi, neredeyse yalnızca "folklorik" bir yaklaşımla öne çıkarılıyor... Bu tür sunuşlarda, farklı pencerelerden bakılsa da solun ve sağın önemli bir bölümü maalesef aynı kulvarda gayr-ı ihtiyari buluşuyor: İlginç bir küçümseme ve hafifseme... Arkasından da, otomatiğe bağlanmış gibi, "Alevilerin kimlik arayışı" içinde bölük-pörçük oldukları, ancak ve herşeye rağmen nasıl oluyorsa, laikliğin ve Türkiye'nin güvencesi olmaları...


Sol açısından ister Alevi, ister Sünni inanç olgusunun toplumsal öneminin yeterince kavranamamış olması, teorik söylemler ne olursa olsun öne çıkıyor. Sol, teorik olarak son yıllarda bu konuyu algılama çabası içinde olsa da, alışkanlıklar ve "genler" bu işin önemini tam anlamıyla algılamayı zorlaştırıyor. O zaman da ortada yalnızca genel eşitlik ve inanç özgürlüğü çerçevesindeki teorik söylemler kalıyor. Oysa hayat, teorilerdeki gibi kolay ve düz bir çizgide ilerlemiyor... Keşke, hayat teorilerdeki, söylemlerdeki kadar kolay olsa...

Siyasal İslam'ın belkemiğini oluşturduğu sağ politikalar, zaman zaman yapılan ucuz demagojiler dışında daha anlaşılır... Çünkü, sağın, siyasal İslam'ın ana politikası, sağından-solundan törpülenmiş gibi gözükse de, asıl itibarıyla, dün de bugün de yok sayma, inkar ve asimilasyon üzerine kurulu... Tek inanç, tek kültür, tek ulus...


SÜRECE MÜDAHALE BECERİSİ

Bir toplumsal hareket, siyasal ve toplumsal sürece, siyasal bir hareket veya bir baskı grubu olarak müdahale edemedi mi, nerede konumlanırsa konumlansın, sayısı ne ile ölçülürse ölçülsün, hiçbir şey ifade etmiyor... Aleviler, işte tam bu konumda. Yasal bir statüde tanınmadıkları için, bu ülkede kaç milyon Alevi'nin yaşadığı bile bilinmiyor. Alevi nüfusu, bilimsel olmayan tahminlerle ölçülmeye çalışılıyor...

Sözleri esnetmek, kırk tane gerekçeyi araka arkaya sıralayarak, konuyu kendi minderimize çekmek mümkün ama gerçekçi olmak gerekiyor. Hangi gerekçeyi sıralarsak sıralayalım, kabahatin önemli bir bölümü doğrudan Aleviler'le ilgili... Kendi gündemini yaratmak yerine, diğer gündemleri tartışmak, minder dışına düşmeyi, uzaktan gazel okumayı beraberinde getiriyor...


Siyasal süreçte etkin değilsen, varlığınla yokluğunun önemi olmaz. Siyasal süreçte "destekçi" ya da "çantada keklik" olmaktan kurtulamazsın...

Siyasal süreçte belirleyici değilsen, yalnızca anmalardan anmalara hatırlanmaktan kurtulman mümkün olmaz... Her ne hikmetse, yalnızca "şeriat" ve siyasal İslam'ın gelişimi karşısında laikliğin güvencesi olarak gösterilmekten, sonra da unutulmaktan kurtulamazsın....

Dünyadaki bütün inanç grupları ve cemaatler sanki tek örgüt çatısı altındaymış gibi, niye tek parça değilsiniz sorularını işitmekten, taciz edilmekten rahatsız olmaya devam edersin...

Kendini "Kanarya Sevenler Derneği" gibi görüp, "siyaset üstü" olmak gibi garip bir kompleksi yaşamaya devam edersen, siyasal iktidardan pay istemeyi, iktidarı paylaşmayı zaten düşünemezsin... Sürekli yönetilen olmaya devam edersin... Yönetici olsan bile, ya kimliğini saklarsın ya da sanki utanılacak bir durum gibi sunarsın...

Avrupa Birliği istediği için, Ruhban Okulu gündemin önemli maddelerinden biri olurken, sen kendi serçeşmene, kendi dergahına parayla girmeye devam edersin... Cami, Mescit, Sinagog, Havra, Kilise inanç ve ibadet merkezleri olarak anılırken, Cemevleri yalnızca "kültür merkezi" olarak anılmaya devam eder...


Aleviler'in, kendi kendilerini hapsettikleri bu kısır döngüden çıkabilmeleri için hedef büyütmeleri gerekiyor. Alevi hareketi dün de bugün de tek parça değil! Yarın da tek parça olmayacak... Siyasal ilişkilerin, ekonomik konumlanmanın, kentleşmenin, küreselleşmenin aldığı boyutlarda bu tür bir öngörü, hayatın hiç bir gerçeği ile örtüşmeyen anlamsız bir fantezidir...

Erzincan'dan, Hacı Bektaş'a, Hacı Bektaş'tan Köln'e, yapılan toplantılarda, sohbetlerde, etkinliklerde, bana gelen onlarca telefon ve e-maillerde, ortaya çıkan ve fantazi olmayan bir tek gerçeklik var: Tartışmaların kendilerine rağmen kendi dışında yürümesinden memnun olmayan Aleviler'in, tercihini sağdan, siyasal İslam'dan yana yapmayan Aleviler'in, sürece, hem kendi açısından, hem de siyasal açıdan müdahale becerisi göstermesi gerekiyor... Bunun yolu da, ulusal ölçekte bir konferanstan geçiyor... Ortak bir konferans, ortak bir programı ve ortak bir hareket kabiliyetini beraberinde getirebileceği gibi, Türkiye genelinde, solun yeniden yapılanmasına, şekillenmesine de katkı sağlayacaktır...
Değişen Alevi profili, bu müdahaleyi zorunlu kılıyor...

necdetsarac@birgun.net-26/08/04-

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com