Güncel ve Tarafsız Haber

Mustafa Mutlu

Bu tartışma en çok Alevilere zarar verir 

Brüksel'deki arkadaşımız Duygu Leloğlu. AB Komisyonu'nun 6 Ekim'de açıklanacak "ilerleme raporu"nu ele geçirdi. Rapora göre, Türkiye'nin "sınıfta kaldığı" konuların başında, "alevilere tanınan azınlık haklarının yetersiz olması" geliyor.

Özellikle son dönemlerde aleviler adına hareket ettiklerini belirten bazı kişi ve kuruluşlar, aleviliğin İslam'dan ayrı bir din olduğunu iddia ediyorlar. Bu nedenle de, kimliklerdeki "dini" hanesinin karşısında ya "alevi" yazılmasını ya da bu hanenin tümüyle kaldırılmasını istiyorlar.

alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Doğan bu görüştekilere önderlik ediyor. Dün düzenlediği basın toplantısında, oldukça tartışılacak sözler söyledi: "alevilik, İslam'dan binlerce yıl önce vardı. İslam'ın dışındadır ve kendine özgüdür."
alevilik konusundaki araştırmalarıyla tanınan Ali Rıza Özdemir'e göre alevilik, "İmam Ali taraftarlığı" anlamına gelir. Bu yüzden İslam'dan önce varolması diye bir şey söz konusu bile değildir.

Prof. Dr. Fuat Bozkurt ise, aleviliğin, Orta Asya'dan Ön Asya'ya kadar birçok dinin (Hinduizm, Zerdüştlük, Şamanizm, Yeni Eflatunculuk, Hıristiyanlık, Yezidilik, Yahudilik ve Manilik) karışımı bir Anadolu dini olduğunu iddia eder. Prof. Bozkurt gibi düşünenlere göre alevilik bu nedenle İslamiyet'ten ayrı, bağımsız bir dindir...
Gördüğünüz gibi aleviliğin bir din mi yoksa İslamiyet'in bir mezhebi mi olduğu konusu; hâlâ aleviler tarafından bile aydınlığa kavuşturulamamış, görüş birliği yok...

Bu nedenle Ali Doğan gibi düşünen tüm alevilere bir "dost" tavsiyesinde bulunmak istiyorum:

Kimlik kartlarındaki "dini" hanesinin kaldırılmasını ben de destekliyorum... Ama gelin, bu tartışmayı daha fazla büyütmeyin ve kendilerini bir şekilde "alevi" olarak tanımlayan insanları bölmeyin...

Çünkü bu konu sadece alevilerin birliğine ve dayanışmasına zarar verir...

TRT ne yapıyor?
Adı seks kaseti skandalına karışan tiyatrocu Tamer Karadağlı, yaşadığı kötü günleri geride bıraktı; "Miras" adlı bir yarışma programının sunucusu olarak ekrana dönmeye hazırlanıyor.

Üstelik bu yarışma programı, "muhafazakâr TRT"de yayınlanacak...

Söylenenlere göre Karadağlı, bu program için ayda 150 milyar lira alacakmış. Gerçi para TRT'nin cebinden çıkmayacakmış. Çünkü program, "barter" yöntemiyle bir reklam firması tarafından hazırlanacakmış. TRT hiçbir bedel ödemeyeceği program için, bu şirkete "reklam yeri" verecekmiş...

Bu reklam süresi oldukça "tatminkâr" olmalı ki, şirket Karadağlı'yla ayda 150 milyar liralık anlaşma yapabiliyor...

Ama bu para sonuçta, doğrudan olmasa bile "dolaylı" yoldan TRT'nin kasasından çıkacak!


TRT Genel Müdürü Sayın Şenol Demiröz:

* Televizyonculuğun alfabesi, bir bilgi yarışmasını sunacak kişinin "güvenilir" olması gerektiğini yazar. Adı birkaç ay önce videolu-şantajlı bir seks skandalına karışmış bir oyuncunun, bu tanıma uyduğu görüşünde misiniz?

* Eğer öyleyse; bu oyuncunun yıllardır çalıştığı yapımcı firma neden kendisinden vazgeçmiş olabilir? Yoksa o firmanın, yayıncılığın etik ilkelerine bağlılığı, TRT den daha mı fazla?

* Adı böylesine çirkin bir olayla özdeşleşen bu bey, çocuklarımız için "temiz", "dürüst", "ahlâklı" bir model olabilecek mi?

* Ve son soru: Tamer Karadağlı'nın 150 milyar lira aylık alacağı doğru mu? Doğruysa; bu rakamı, yıllarını TRT'ye vermiş ve hâlâ bu paranın yüzde 1'ini bile alamayan çalışanlarınıza nasıl açıklamayı düşünüyorsunuz?
Sayın Genel Müdür...

Eğer TRT bir "özel TV kanalı" olsaydı, bu soruların hiçbirini sormazdım. Ama siz halktan toplanan vergilerle varlığını sürdüren, bu yüzden de toplumsal sorumlulukları olan bir kurumu yönetiyorsunuz...

Yanıtınızı bekliyorum.

 (01/10/2004) vatan gazetesi

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com