Güncel ve Tarafsız Haber

Tartışma

Hüseyin İlbey

Alevilere Yan Bakmak...

Önce, yukarıdaki başlığı neden attığımı açıklamamda yarar var.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, her alanda kısıtlamalara gidilirken AKP'li üyeler, Diyanet İşleri Başkanlığı'na on altı bin yeni kadro özgülüyorlar (tahsis ediyorlar). Bu arada, aynı partinin bakanları ve milletvekilleri, Alevilikle ilgili görüşlerini açıklıyorlar.

Görüşler şöyle:

Musa Uzunkaya, AKP Milletvekili: ''Bir yerde caminiz varsa, oraya imam göndermeye mecbursunuz. Yoksa birileri gelir sizin boşluğunuzu doldurur.''

Alaattin Büyükkaya, AKP Milletvekili: ''Cemevleri aslında ibadet yerleri değildir, semah edilen, Alevi kültürünün icra edildiği yerlerdir.''

Devlet Bakanı Mehmet Aydın: ''Hukuken camiler ve mescitlerin ibadet yeri olarak kabul edildiğini, başka bir ibadet yeri tanımadıklarını söyledi.'' (Cumhuriyet, 25 Haziran 2003)

Yukarıya aldığım sözlerle bu sözlerin zeminini oluşturan anlayışı, dünya görüşünü, ister bir milletvekiline, ister bir bakana, isterse sıradan bir vatandaşa ait olsun, utanmazlığın, haddini bilmezliğin ve derin bir mağarayı andıran cahilliğin örnekleri olarak görmek gerekir. ''Bir yerde caminiz varsa, oraya imam göndermeye mecbursunuz. Yoksa birileri gelir sizin boşluğunuzu doldurur.'' Neden bayım? Cami, Müslüman insanların gidip ibadet ettikleri yerdir. Ama ben çok iyi biliyorum ki, Türkiye insanının yarısına yakını Müslüman değildir. Ya nedir? Alevidir, Hıristiyandır, Musevidir, azımsanamayacak bir bölümü de dinsizdir... (Burada, Alevileri Müslüman saymadım... Bu konuda ısrarlıyım, bir kısım Aleviler kendilerini ''en has Müslüman'' saysalar da, Alevilik Müslümanlıkla bağları, ortak kökenleri olan, ancak Müslümanlık olmayan bir inançtır... Bu ayrı bir tartışma konusudur...) Müslüman olanlarınsa en az yarısı namaz kılmamaktadır.

Bugün, bilmem neyinizi yırtsanız, namaz kılanlar, toplumun üçte birinden fazla değildir. Böylece, toplumun yüzde yetmişinden vergi adı altında yolduğunuz paraları, yüzde otuzunun ibadetine, cennete gitme hayallerine harcıyorsunuz... Size bu hakkı, bu yetkiyi kim verdi? Haa, devletin işleyişi, yasaları, mevzuatı böyle?.. Çünkü devleti, kurulduğundan bu yana Sünni bir azınlık yönetiyor... Sizin şeriatçı partinizin yönetimiyse, bu yönetime dikilen en son ve en muhteşem tüydür... Bu ülkenin laik güçleri, aydınları, bu paslı çarkı kırmak zorundadırlar, kıracaklardır... Benim, kimsenin cehennem korkuları, cennet vaatleri ve hayalleri için harcayacak param yok... O paramla konsere gidip Ruhi Su ya da Beethoven dinlemek istiyorum... Şeriatçı, irticacı imamlara yedirecek bir tek kuruşum yoktur...

Bir de, çok kurnazca bir gözdağı öyle mi? İmam göndermediğiniz yerleri başkaları dolduracakmış!.. Kimler dolduracak acaba?.. Ya bir Hizbullahçı, ya bir Süleymancı, ya bir Nakşibendi, ya bir Kaplancı, ya bilmem bir nesi... İyi de muhterem, bana mı yutturacaksınız? Bugün Türkiye'de zaten bütün camiler ve imamlar, Hizbullahçı, Nurcu, Süleymancı, Nakşibendi, bilmem ne.. olarak parsellenmiştir... Göndereceğiniz imamlar da bunlardan biri olmak ve ayrıca da ait olduğu görüşün camisine atanmak zorundadır. Yoksa, daha ilk namazında Yaşar Kemal 'in Teneke öyküsündeki Kadirli Kaymakamı'na döner fukara...

''Cemevleri aslında ibadet yerleri değildir, semah edilen, Alevi kültürünün icra edildiği yerlerdir.'' Bakın, bu sözler doğru, cemevleri ibadet yerleri değildir... Orada ibadet etmiyoruz, Arap bir Tanrı'ya tapmıyoruz... Peki, cemevleri, ibadet yeri değilse, biz oralarda ne yapıyoruz? Ceddinizin de bildiği ve dediği, ayrıca zatı âlinizin de irşad buyurduğu gibi, orada kültürümüzü icra ediyoruz...

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, ''Hukuken camiler ve mescitlerin ibadet yeri olarak kabul edildiğini, başka bir ibadet yeri tanımadıklarını'' söyledi. Doğru söylüyorsun bayım... Ama biliyor musun, sayın ''Yalova Kaymakamı'' , Aleviler de seni tanımıyor... 12 Eylül'de, büyük kurtarıcı Kenan Evren , kurtarma harekâtına, Alevi köylerine cami yaparak devam etmişti... Aleviler de, camiler boş kalmasın, boş kalırsa paşamızın hatırı kalır, gönlü kırılır diye, o camileri gülerek seyrettiler. Sizin de hatırınız kalmasın, sizin de gönlünüz kalmasın, ne de olsa bu memleketin bir bakanısınız, korkmayın, Aleviler o camileri sizin için de boş bırakmazlar...

Size bir de fıkra anlatarak yazımı bitirmek istiyorum. Başı boş bir deve, sıcak yaz günü, serin bulmuş olmalı ki, camiye dalmış... Deveyi camide gören imam, itmiş kakmış çıkaramamış bu inatçı hayvanı... Eline geçirdiği bir sopayla pata küte girişmiş hayvancağıza... Tam o sırada oradan geçen Bektaşi, imamın bağrış çağrışlarıyla pata küte seslerini duyunca meraklanmış, herhalde adam boğazlıyorlar telaşıyla içeriye girmiş... Durumu görünce, ''Yapma imamım, yazıktır dövme garibi'' demiş... İmam sinirli sinirli, ''İttim çıkmadı, kaktım çıkmadı... Ne işi var bunun burda?'' demiş, pata küteye devam etmiş... Bektaşi sakin sakin, ''Sen yine de dövme'' demiş, ''Fukara bir hayvan o, bilmemiş girmiş camiye... Bak ben hiç giriyor muyum?'' ...

Eğer Alevileri camiye sokma gibi bir niyetiniz varsa boşa çaba harcamayın, 600 yıl Osmanlı ceberrutluğundan sonra 12 Eylül faşizmi başaramadı bunu...

Cumhuriyet 07.08.2003

Aleviyol, 9.8.2003

Alevilik

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com