|
Riza
Zelyut
Alevilere oyun 24.07.1998
Cumhuriyet
Gazetesi Alevilerle ilgili yeni bir yazı dizisi yine başlattı. 'Alevilik
ve Aleviler Üzerine Oyun' başlıklı dizi, tarihe yapılan atıflardan
ibaret bir yakınma ve suçlama dizisi...
Alevilik konusundaki temel açılımları belirleyen isimlerden birisi
olarak, artık yeni şeyler söylemenin zamanının geldiğini, üstadımız
saydığımız İlhan Selçuk'a da hatırlatmak istiyoruz.
* * *
Diziye göre, Alevilere oynanan oyun onların Sünnileştirilmesi veya
Şiileştirilmesi imiş.
Doğrudur. Aleviler, kendi mezhep kurallarından kopartılarak bu kanallara
çekilmek isteniyor.
Ama burada sormak istiyorum: Alevileri, Alevi İslam inancından
kopartarak Şiileştirmek-Sünnileştirmek isteyenler kimler?
Diyanet İşleri ile İran mollaları mı?
Hayır!
Alevileri Aleviliklerinden uzaklaştırmak için bütün güçleriyle mücadele
edenler, sahte Alevi yandaşları ve sahte aydınlardır.
Bunlar, Aleviliğin temelini 'inanc'ın oluşturduğunu, bu inancın da İslam
olduğunu asla kabul etmezler. Alevilere, dışarıdan Alevilik tarifi
dayatırlar.
Alevilik üzerine yazıp çizen hatta kitap yazanlara soruyorum:
Siz, Alevilerin kendilerini nasıl tarif ettiklerini biliyor musunuz?
Sizin, alevilere onların kendilerini tarifi dışında bir tarifi dayatma
hakkınız var mıdır?
Bu dayatma insan haklarına uygun sayılabilir mi?
Şimdi burada bir kez daha yeni bir söz olarak dile getiriyorum:
Aleviler kendilerini şöyle tanımlar:
Bizim yolumuz, Muhammet-Ali yoludur...
Bu tanımı ben uydurmuyorum. Alevilik üzerine yazıp çizmeye kalkışanlar o
kadar cahil ki, Alevilerin kendi kaynaklarından yola çıkmayı hala
düşünemiyorlar. Düşünenler ise, o kaynaklardaki bilgilerden son derece
rahatsız oldukları için görmezden geliyorlar.
Sözünü ettiğim kaynak, Alevilerin ilmihali sayılabilecek 'Buyruk'tur.
Buyruk, Alevilerin ibadet şeklini, ahlak ve inanç yapısını anlatan,
Anadolu'da yazılmış yol kitaplarının genel adıdır.
Bunların piyasada bulunabilecek en doğru çevirilerinden ikisini Fuat
Bozkurt ile Mehmet Yaman yapmıştır.
Açın bu kitaba bakın. Alevinin kendisini, yolunu, ahlakını, ibadetini
nasıl tarif ettiğini görürsünüz.
* * *
Alevinin kendisini tarifi ile bizim karanlıktaki aydınların Alevi'yi
tarifi birbirini hiç tutmaz.
Aydın olmayı dinsizlik zanneden Alevilerin baş belaları, Alevileri
mümkün olduğunca dinden uzaklaştırmaya çalışırlar. Onlara göre, Alevi
dindışıdır, Alevilik bir kültürdür... Sanki kültürün içinde din yokmuş
gibi... Her yanından bilgisizlik akan bu tarifleri Alevilere zorla kabul
ettirmeye kalkarlar. Cumhuriyet'teki röportaja bakın... Sanki Aleviliğin
ve Alevilerin dinle ilgilerinin olmadığını sanırsınız.
Halbuki Alevi en saf dindardır. Dini, güzel ahlak olarak algılayan ve
bunu hayatına geçiren bir müslüman topluluğudur.
* * *
Dinsiz kişi olabilir ama toplumun veya topluluğun dinsiz olması
düşünülemez.
70 sene boyunca komünist ülkelerde yapılan din karşıtı en ağır
propagandalar bile dini yok edememiştir. Tam aksine, bu toplumlarda din
duygusu daha da yaygınlaşmıştır.
Bugün, Alevilere oynanan oyunu Sünnileştirme veya Şiileştirme gibi
görmek veya göstermek, gerçeği gizlemektir.
Alevilerin asıl derdi, onların dinden uzaklaştırılmaları tertibidir.
Oynanan oyun şudur:
*Aleviler Sünnileştiriliyor denilecek ve Alevilerin dinle, dolayısıyla
da geleneksel Alevilikle bağı kesilecek. Böylece Alevi kitle dini
olmayan bir yığın haline getirilecek.
*Daha sonra bu kitlenin dinsiz kalamayacağı ortaya çıkacak.
*Bu arada Alevilik yok olmuş olacağı için, o Alevi kitle, ya Şiiliği ya
Sünniliği tercih etmek zorunda kalacak...
Kimlerin kimlerle işbirliği içinde olduğunu olduğunu Aleviler iyi
düşünmelidir.
İşte bugün Alevilere oynanan en büyük oyun budur.
Bu oyunu oynayanlar da Sünnilerden ve Şiilerden çok bizzat Alevilerin
içinden çıkan ateist gruplarla laikliği dinsizlik gibi algılayan
kesimlerdir.
Devlet bu oyunu görüyor ama işine geldiği için seyretmekle yetiniyor.
|