|
Irene Melikoff
"Aleviler Asla Şiilik olmadı"
Uyur İdik Uyardılar (Cem Yayınları 1993); Alevilik Üstüne Ne dediler?
(Ant yayınları, 1990); Sur les Traces du Sufism Turque / Türk
Sufiliğinin İzleri (Isıs, 1992) gibi kitapları Türkçe de yayınlanmış
olan Melikoff, Aleviliğin Türklerin tarihiyle bağlantılarını kaynağında
araştırmış bir kişi.
Melikoff, Aleviliğin "senkretik" bir inanç sistemi, yani çeşitli inanç
unsurlarını bir araya getiren bir sentez olarak nasıl geliştiğine
bakarak, hem Orta Asya'dan kaynaklanan Şamanizm unsurlarının, hem de
Anadolu halk sufiliğinin Aleviliği oluşturmadaki rolünü vurguluyor.
"Göçmen Türkmenlerin Müslüman olması bir dakikada gerçekleşmedi" diyor.
"Müslüman olmak için birkaç asır lazım, kültür lazım. Şehirdeki insanlar
mezhep biliyorlar, kültür alıyorlar. Fakat göçmen Türkmenler böyle bir
kültür almıyor. Müslümanlığı kendi inaçlarına uydurmaya ça lışıyor.
Alevilik böyle oluştu."
Bu şekilde Anadolu'ya göçeden bir Türkmen dervişi (ve Mevlana 'nın
çağdaşı) olan Hacı Bektaş 'ın Aleviliğin ortak başlangıcı olduğunu, ama
sonradan ayrı iki cereyan oluştuğunu söylüyor. "Bektaşilik zaman içinde
büyük önem kazandı; Bektaşiler yerleşik düzene geçti. Osmanlılarla ilk
Bektaşiler arasında yakın ilişki vardı; aynı Türkmen boyundan
geliyorlardı. Osmanlıların Trakya ve Balkanları fethetmesinde Bektaşiler
büyük rol oynadılar, Gazi oldular. Anadolu'da kalan göçmen Alevilerle
aralarında inanç farkı yoktu, ama büyük sosyal farklar vardı."
Anadolu Alevilerinin, daha sonraki yüzyıllarda Şiiliği ve 12 İmam
inancını İran'da resmi devlet dini haline getiren Safevilerden
etkilendiğini, fakat "asla Şii olmadıklarını" savunuyor Melikoff:
"Türkmen alevilerin Hz. Ali'yi tanrılaştırmasının, Şiilikle hiç bir
ilgisi yok. Bu bambaşka bir şey. Bunu anlamam tam 25 yıl sürdü."
Ne sonuca vardınız diye sorduğumda, Melikoff'un cevabı ilginç: "Ali,
aslında eski Türklerin gök tanrısı. Yani Şamanizm'in izleri var.
Müslüman olduktan sonra bu gök tanrısı büsbütün yokolmadı, Hz. Ali ile
birleşti. Daha sonra tabii ki Şiiliğin bazı tesirleri oldu. Başka
unsurlar girmeye başladı."
Aleviliğin Kürtlük boyutunu büyük kuşkuyla karşılıyor Melikoff: "Kürt
Aleviler var ama büyük çoğunluğu Sünni. Aleviliği bir Kürt dini olarak
katiyen göremem. 25 senedir yaptığım bütün araştırmalar buna karşı
geliyor."
Bektaşilerin kentli ve kültürlü olmasına karşın, Anadolu'daki çeşitli
isyan hareketlerine katıldıkları için "Kızılbaş" diye bilinen kesimin
göçmen ve cahil kalmasının en temel ayrım olduğunu belirten Melikoff,
"Alevi" teriminin bugün meşrulaşarak kabul görmesine karşı, tarihi
açıdan yanlış bir terim olduğunu da vurguluyor.
Melikoff, Aleviliğin bir mezhep olarak evrilebileceği kanısında. "Alevi
- Sünni gerginliği Anadolu'da Yavuz Sultan Selim'den beri var" diyor.
"Bugün hoşgörüyü genişletmek için siyasetçiler başta olmak üzere
herkesin çaba sarfetmesi lazım. Benim de dinimin hoşgörü olduğunu
yazabilirsiniz."
Profesör Melikoff'un 25 yıllık çalışmalarının sentezi olarak yayına
hazırlanan Hacı Bektaş, Gerçekleşen Efsane: Türk Halk Sufiliğinin Doğuşu
ve Gelişmesi adlı son kitabının bu hoşgörüye büyük katkısı olacağı
muhakkak.
|