Güncel ve Tarafsız Haber

Aleviler arasında köken tartışması

Alevilerle ilgili en önemli tartışmalardan birini, Alevilerin kökeninin ne olduğu tartışması oluşturuyor. Köken tartışmasına sadece Aleviler değil Sünniler de katılıyor ve bu tartışmaya Türkçüler son yıllarda büyük bir ilgi gösteriyorlar.

 

Araştırmacı-Yazar Faik Bulut'a göre, "Alevilik öz Türklüktür, Türk İslamlığıdır" söylemine vurgu yapanların başını Kültür eski Bakanı Namık Kemal Zeybek çekiyor. Agah Oktay Güner de aynı yolda gidiyor. Her ikisinin de MHP'den liberal sağ partilere geçmesi dikkat çekici bulunuyor. Özellikle Zeybek, bakanlığı döneminde, Alevilik düşüncesini Ortaasya kökenli Nakşibendi tarikatının önemli isimlerinden Hoca Ahmed Yesevi'ye bağlayarak, "Aleviler bozulmamış, su katılmamış, eski Şaman geleneklerini koruyan Türkler" biçiminde niteleyen konuşmalar yapıyordu. Türk milliyetçiliğiyle bağlantı kurulan Alevilik, eski MHP'li bakan sayesinde, Ahmet Yesevi ocağı üzerinden Türk Sünniliği ile aynı kökene bağlanıyor.

 

Alevilik konusunda çalışmalar yapan Martin van Bruinessen şu sözleri de Alevilerin kökeni konusundaki tartışmalarda sık sık kullanılıyor:

"Ritüel dili olarak neredeyse tamamen yalnız Türkçe kullanan ve hatta çoğu Türkçe aşiret adlarına sahip olan Kürtçe ve Zazaca konuşan Alevilerin varlığı, bir çok yazarın izahat kabilinden hayal gücünü meşgul etmiş bir vakadır. Hem Kürt hem de Türk milliyetçilerinin bu grupların muğlak kimliklerini kabul etmekte güçlükleri olmuş ve bunlar sıkıcı ayrıntıları örtbas etmeye çalışmışlardır."

 

Önemli Alevi derneklerinden Hubyar Sultan Kültür Derneği'nin web sitesinde, Aleviliğin oluşumunu açıklayan iki görüşten birinin şöyle verilmesi de dikkat çekiyor:

"Aleviliğin oluşumu hakkında ortaya atılan ikinci görüş ise, Orta Asya ' dan göçe başlayan şaman Türkler, yüzyılar süren bu göç esnasında karşılaştıkları yerlerdeki dinler ve kültürlerle birlikte Anadolu' ya gelirler. Anadolu' ya geldiklerinde burada bulunan yerli kültür ve dinlerin de etkisin içinde bulunduğu bir ortak Anadolu sentezi oluştururlar, buna da Anadolu Aleviliği denir. Bu oluşturulan sentezin içinde İslamiyetin şii unsurları ile birlikte, zerdüşlük, Budizim, Mani dini, Yahudilik ve çoğunlukla da şamanizm'in etkileri gözükür. Orta Asya' nın Kam'ı Anadolu' da "dede" olur, davulu saz olur. İkinci görüşe göre Alevilik, sadece bir inanç değil aynı zamanda bir kültür , bir yaşam biçimidir."

 

Faik Bulut'a göre, Kemalistler "Aleviliğin kökenini Anadolu'dan çıkarıp Tanrı dağlarının bulunduğu Ortaasya'ya kadar uzattılar. Türk şamanizmi denilen bir ucubeden, güya bolca destek ve örnek bularak yeniden Anadolu'ya dönerken, bu kez Alevilik olgusunu Türk-İslam senteziyle harmanlayıp başka halkları asimile etmede kullanılan uyuşturucu ilaç haline getirdiler. Ancak Kürt Alevileri ve Kürt kimliğini nereye koyup hangi dağarcıkta saklayabileceklerini, hangi kılıf altında inkar edebileceklerini bilemediler." Yine Bulut'a göre, Kemalistlerin bütün bu yaptıkları Kürt kimliğini inkar etmek içindi. Diğer amaçlar ise Arap müslümanlığına karşı Türk müslümanlığı, Suudi şeriatçılığına karşı görece laik cumhuriyetin korunması, Kürt milliyetçiliğine karşı Türk milliyetçiliğini savunmak. Bu durumda da Alevilerin Horasan Erenleri ile MHP'lilerin Alp Erenleri aynı şey haline geliyordu.

 

Alevilerin etnik kökenleri konusundaki tartışmanın önemli noktalarından birini, Horasan'dan gelme olayı oluşturuyor. Kimi Alevi yazarlara göre, Alevilerin ataları, Horasan'dan gelen Türklerdir. Dolayısıyla da Alevilik sadece Türklere özgü bir inanç, bir kültürdür. Karşı görüşte olanlar ise şunları söyler:

Aleviliği bir Türk inancı, Alevi Kürtleri de Türk göstermeye çalışanların vazgeçilmez malzemelerinden biri de Horasan'dan gelme olayıdır. Tabii kimler, ne zaman, nasıl gelmişler; bu konuda netlik yok. Sözkonusu olan, kimi söylentilerdir.

Horasan'dan gelenler üzerine kafa yorarken en başta şunun unutulmaması gerekir. Horasan'da yalnız Türkmenler değil, Farslar ve Kürtler de yaşıyorlar. Yani Horasan bir Türk yurdu değil, Farsın, Kürdün, Türkmenin ortak yurdudur. Dolayısıyla da bu ülkeden Anadoluya söylendiği tarzda göçler olmuşsa bile bu, gelenlerin mutlaka Türkmen olduklarını göstermez. Bunlar pekala Kürt de olabilirler ki öyledir de. Kaldı ki Tunceli yöresinden bu ülkeye, yani Horasan'a Kürtler'in yollandığı, daha sonra ise orayla Tunceli arasında gel-gitler olduğu bilinen bir gerçektir.

Yazı Dizisi: Aleviler arasında köken tartışması  turaneser@pirsultan.org  tarafindan guruba aktarilmistir

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com