Güncel ve Tarafsız Haber

Necdet Saraç

Alevi Konferansı

Alevi kurumları, önümüzdeki hafta sonu, 26-27 Mart’ta Ankara’da ’’1. Alevi Konferansı’’ düzenliyor.

 

Kapalı devre olması düşünülmeyen bu konferans ile Aleviler, kendi sorunlarını gündeme taşımak, sorunlarını ve çözüm önerilerini laik, demokratik güçlerle birlikte tartışmak ve kamuoyunda yaratılan veya yaratılmak istenen bilgi kirlenmesinin de önüne geçmeyi hedefliyorlar.

 

Alevilerin, laikliği ve demokrasiyi doğrudan ilgilendiren konularda son derece anlaşılır ve açık talepleri olmasına rağmen, bu talepler ya ’’ama’’lı, ’’fakat’’lı yaklaşımlarla sulandırılmaya, ya da AKP ve Sünni İslamın doğrudan temsilcisi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı gibi yok sayılmaya ve üzeri örtülmeye çalışılıyor.

 

Dün, Hanefilik, Şafilik, Malikilik ve Hanbelilik gibi Sünniliğin dört ana ’’hak mezhebi’’nin dışında sayılan Aleviliğin bugün ’’gerçek müslümanlık’’ olarak, ilahiler eşliğinde TRT’de bile gündeme getirilmesi bu yaklaşımın bir parçasını oluşturuyor.

 

Kamuoyunda öylesine ciddi bir bilgi kirlenmesi yaratılıyor ki, İslam dahil, sanki bütün inançlarda tek bir yorum hakimmiş gibi, Aleviliğin de tek bir yoruma oturtulması ve kendi belirledikleri kalıplara sokulması için yoğun bir çaba sarfediliyor.

 

’’Azınlık’’ tartışması, Avrupa Birliği’nin 17 Aralık’ta yayınladığı yeni raporla aşılmışken, aklı başında olduğunu düşünülen kişilerin bunu, hem de bugünlerde yazarak tekrar tartışmaya açmaları da oldukça düşündürücü. Hele Alevilerin taleplerinin, Alevi-Sünni tartışması yada çatışması gibi sunulması ise, eğer art niyet yoksa, tam bir düşünsel yoksulluk.

 

Aleviler, farklı olanın, farklılığının benimsenmesini, kabülünü, ’’ötekinin kendisine benzemesi’’ şeklinde önlerine koymuyorlar. Aleviler,  farklı olanın anlaşılmasını ve bu anlaşılma içinde kendileri de dahil olmak üzere, Sünni inancının da, diğer inanç gruplarının da özgürlük ve eşitlik temelinde birarada yanyana yaşamaları gerektiğini öne çıkarıyorlar.

 

Sıkıntı, sınırlarını belirleyen ve bu sınırlar dışında kalan herkesin kendisine benzemesini isteyen bu zihniyetten kaynaklanıyor. Bazı kesimlerdeki kafa karışıklığının altında da bu yatıyor. Kendilerini o sınırlamaların, sınırlarına hapsetmişler ve sınırları zorlayan her farklı düşüncede, kendi bilinç altlarında yer etmiş sınırları  öne sürüyorlar.

 

Alevilerin yaşadığı yeniden aydınlanma süreci, bu sınırları ve ortadaki çitlerden çoğunu yıktı. Bu anlamıyla, ’’Alevi Konferansı’’, çizilmeye çalışılan yeni sınırlara, yeni çitlere karşı, özgürlük ve demokrasi ekseninde yeni bir çıkışın köşe taşını oluşturabilir, Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecine ciddi bir katkı sunabilir.

 

Bu sunuşun tek başına Alevilerle hayat bulma şansı olmadığına göre, Alevilikle ilgili, tutuk, çekingen ve korkak bir duruş sergileyen demokrasi güçlerinin, solun, demokrasi ve özgürlükler ekseninde Alevilerle birlikte ortak hareket etmesine ihtiyaç var.

 

Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun birlikte düzenlediği, Diyanet’in, zorunlu din derslerinin, cemevleri’nin ve demokrasi güçlerinin ortak hareket etmesinin koşullarının masaya yatırılacağı konferans çağrısı çok açık:

 

’’Ülkemizin demokratikleşmesi açısından Alevilerin ve Alevi hareketinin sorunlarını tartışmak, önümüzdeki döneme  yönelik ortak hareket noktalarımızı tesbit etmek, demokratik güçlerle eşitlik, demokrasi ve laiklik ekseninde bir araya gelebilme koşullarımızı değerlendirmek için ilk kez bir “ALEVİ KONFERANSI ” düzenliyoruz.  Alevi Konferansının birinci günü demokratik kitle örgütleriyle, sendikalarla, akademisyenlerle, yazarlarla, sanatçılarla ve gazetecilerle, çağdaş ve demokratik bir ülke yaratmak için Alevilerin sorunlarını ve çözüm önerilerini değerlendireceğiz, önümüzdeki sürecin çalışma ve eylem programını belirleyeceğiz.’’

 

Kapılarını Türkiye’nin laik ve demokrasi güçlerine, aydınlarına, sendikacılarına açan  ’’1. Alevi Konferansı’’, hem yeni bir açılımın kapısını aralama, hem de Mersin Cemevi’nin açılışında olduğu gibi ‘’yapıştırıcı’’ bir rol oynama şansı olduğu için önemli. Türkiye’nin içine girdiği yeni dönemde, böyle bir çağrıya kulak vermek, destek olmak ise, demokrasi güçlerinin keyfe keder kararlarının ötesine geçmiş durumda.

 

 

Birgün Gazetesi • 18 Mart 2005 • www.birgun.net  • necdetsarac@birgun.net

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com