|
|
|
Güncel ve Tarafsız Haber |
|
|
|
|
Murat Aksoy Avrupa Birliği Anayasası ya da yeni bir Avrupa tahayyülü 19-20 Haziran’da Selanik’te yapılan Avrupa Birliği (AB) Zirve toplantısında Avrupa Anayasası taslağının onaylanması ile sona erdi. Zirveyi iki açıdan değerlendirmek mümkün. İlki Türkiye’nin AB ile ilişkileri bağlamında, ikincisi ise bizzat AB’nin kendisine ve bu bağlamda AB’nin geleceğine ilişkin olabilir. AKP ve AB Türkiye’de AKP Hükümeti ile birlikte AB konusunda hiç kimsenin beklemediği bir atağa kalktı ve art arda hazırlanan yasa paketleri AB üyeliği konusundan ne kadar kararlı olduğunu ortaya koydu. Geçtiğimiz Aralık ayında Kopenhag Zirvesinde, 2004 sonunda sonunda üyelik müzakerelerinin başlayacağı yönünde alınan kararı daha erkene çekmek ya da en kötüsü belirlenen tarihte müzakerelere başlayabilmek için AKP siyasi iradesini ortaya koymaya devam ediyor. Şimdiye kadar yasalaşan 6 paket AB yolunda önemli adımların atılmasına yol açtı. Son olarak açıklanan 7. uyum paketinin TBMM’nin tatile girmesinden önce yasalaşacağı konusundaki AKP tarafından gelen açıklamalar bu çalışmaların ciddiyetini ortaya koyması açısından taktire değer. Ancak bundan sonra gelecek 7 ve 8. Uyum paketlerinde özellikle Asker-Sivil dengesinin nasıl olacağı belirleyici olacak. AKP’nin özellikle sistem içinde Askerin pozisyonuna ilişkin tavrı burada belirleyici ve tayin edici olacaktır. Bu yüzden bu süreç toplumsal konsensusa en çok ihtiyaç duyulacağı dönem olacaktır. Zirve sırasında Fransa Cumhurbaşkanı’nın müzakerelerin öne alınabileceği yönündeki açıklama ise ancak yapılan yasal düzenlemelerin uygulama sürecine bağlı olacaktır. Son olarak Türkiye’nin aday iki ülke Bulgaristan ve Romanya ile birlikte Avrupa’nın geleceğinde belirli olacak Avrupa Anayasasına son şeklini verecek hükümetlerarası konferansa gözlemci statüsü ile davet edilmesi zirvenin Türkiye açısından başarısı olarak okunabilir. Avrupa Anayası hangi AB’nin anayasası olacak? Zirvenin ana gündem maddesi Avrupa Anayasası taslağı onaylanması idi. Zirvede taslak onaylandı. Böylece Anayasanın yürürlüğe girmesi düşünülen 2005 yılına kadar sürecek ve yasaya son halini verecek hükümetlerarası konferansa gerekli yetki verildi. Ancak taslak halinde bile tarafların bir çok rezervi ile onaylanan taslağın konferans sürecinin pek de sakin geçmeyeceğini söylemek önemli bir tahmin olmayacaktır. Avrupa Anayasasının kavramsal olarak tek başına varlığı bile önemlidir. Bu önem Avrupa’nın kültürel sürekliliği açısından öne çıkar. Ancak Anayasa kavramı kadar önemli olan bir başka nokta da hazırlanacak bu anayasanın hangi Avrupa’nın anayasası olacağıdır. (2005 yılına kadar sürecek konferans sürecini iyi niyetli olarak göze aldığımızda) İlk gözlem bunun şu anda var AB’nin anayasası olacağı şeklinde. Ki bu noktayı bu anayasanın en zayıf karnı olarak tanımlamak mümkün. Çünkü ABD önderliğinde Irak’a yapılan müdahale AB’nin konumu ortaya çıkarması açısından önemli bir süreç olmuştur. Ve ortaya çıkan manzara mevcut AB’nin yeni oluşmakta olan dünya düzeninde yetersiz olduğudur. Çünkü savaş olasılığı AB’yi ikiye bölmüş. Aralarında yeni üylerin olduğu bir grup açık bir deklarasyon ile ABD’nin yanında olduklarını açıklamışlardır. Şu anki AB’yi siyaseten bir arada tutan AB’nin ekonomik bir birlik olmasıdır. Ki bunun anlamı henüz kültürel birlik bile olamadığıdır. Ve Irak savaşı AB’nin iki temel eksiğini ortaya çıkarmıştır; ekonomik gücünü destekleyen kültürel ve savunma gücü. AB’nin bu eksikleri telafi etmesi ise mevcut AB ile mümkün değildir. Bunun yolu yeni AB konsepti geliştirmektir. Bu tablo Türkiye’nin önüne önemli bir fırsat çıkarmaktadır. Çünkü böyle bir AB’nin ana taşıyıcılarından birisi kaçınılmaz olarak Türkiye olacaktır. Mevcut AB içinde Almanya-Fransa ile birlikte dışarda Türkiye ve Rusya destekli yeni bir Avrupa Birliği arayışı, yeni oluşan dünyada önemli bir aktör konumuna getirecektir. Bu tablo Türkiye’nin eklemlendiği değil öncülerinden biri olduğu yeni bir siyasi aktörün doğuşu anlamının taşıyacaktır. Selanik’te bunların tartışılıp tartışılmadığını bilmiyoruz ama dünya yeni bir yöne gidiyor ve bu gidiş şimdilik ABD’nin kontrolünde... Aleviyol, 25.6.2003 Yorum |
| Ana Sayfaya |
|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |
| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |