Güncel ve Tarafsız Haber

AKP İKTİDARINI YEŞİL SERMAYE BESLİYOR

Bush'a yakınlığıyla tanınan Michael Rubin, AKP iktidarının şeffaf olmayan kaynak kullandığını ileri sürdü

Medya çekiniyor ''Middle East Quarterly'' dergisinde yazan Rubin, iç ve dış kaynaklı yeşil sermayenin gelecek yıllarda Türkiye'deki laik sistemi yontacağına işaret etti.

Makalesinde Türkiye'deki istatistiklerin göstermelik olduğunu savunan Rubin, medyanın AKP'yi sorgulamaktan çekindiğini vurguladı.

Yazıda, Erdoğan'ın yakınındaki bazı kişilerin El Kaide ile bağlantılı şirketlerle ilişkisi bulunmasının Amerika'da rahatsızlık yarattığı kaydedildi.Rubin: Yeşil sermayenin desteklediği AKP'yi medya sorgulamaktan çekiniyor

'Potemkin Cumhuriyeti mi?'

ABD Başkanı George Bush yönetimine yakınlığıyla tanınan ''American Enterprise Institute'' adlı düşünce kuruluşu üyesi Michael Rubin, AKP'nin, politikalarını gerçekleştirmek için şeffaf olmayan iç ve dış kaynaklı ''yeşil sermayeyi'' kullandığını belirtti.

Rubin, ''yeşil sermayenin meşru iş ilişkilerinin içinde aklandığına, bunun da gelecek yıllarda Türkiye'nin laik geleneklerinin kesilip yontulmasında motor görevi göreceğine'' dikkat çekti.

Türkiye'de medyanın AKP iktidarını sorgulamadığını kaydeden Rubin, ''Para, uzun dönemli değişiklikleri yapmayı sağlayacak kısa dönemli popülariteyi satın alıyor. Ve bu açık Suudi etkisinin altında, bu değişiklikler büyük ihtimalle Türkiye'nin laik yapısını daha da yıpratacak'' görüşünü dile getirdi.

Rubin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile başdanışmanı Cüneyd Zapsu arasındaki ilişkiye de geniş yer ayırarak sert ifadeler kullandı.

Rubin, Zapsu'nun El Kaide bağlantılı olduğu için hesapları dondurulan bir işadamıyla ilişkisi olduğunu yazdı.

Michael Rubin, ''Middle East Quarterly'' adlı dergide yayımlanan ''Türkiye'de Yeşil Sermaye ve İslamcı Politika'' başlıklı makalesinde, AKP'nin, politikalarını gerçekleştirmek için gerekli mali kaynakları şeffaf olmayan iç ve dış kaynaklı İslamcı sermayeden elde ettiğini yazdı.

''Yeşil sermaye''nin laik sisteme zarar vereceğine işaret eden Rubin, AKP'nin iktidara geldiği günden bu yana, devletin bütçesi ile karşılanamayacak ölçüde adımlar attığını, bunun arkasında da İslamcı şirketlerden ve Suudi Arabistan gibi ülkelerden gelen paranın olabileceğini kaydetti.

Özellikle 11 Eylül saldısının ardından ABD bankalarındaki paralarını çeken Suudi şirketlerinin Türkiye'ye yatırım yapmış olabileceğini yazan Rubin, AKP'nin iktidarında İslamcı şirketlerin yükselişe geçtiğine işaret etti.

Rubin, AKP iktidarının yeşil sermaye ile bağlantılarının ülkenin iç ve dış politikasını şekillendirmede etkili olduğunu da belirtti.

Yazar, Türk kaynaklara dayanarak Suudi Arabistan ve Malezya'dan Türkiye'nin İsrail politikasını şekillendirmek amacıyla AKP'ye masa altından yardım gönderildiğini ileri südü.

Türkiye'de AKP iktidarından çekinenlerin sayısının az olmadığını belirten Rubin, birçok işadamının ve medyanın AKP'yi sorgulamaktan çekindiğini dile getirdi.

Rubin, ''Bundan 10 yıl önce Türkler derin devletin etkilerini tartışıyordu. Bugün hem kahvehanelerdeki sohbetlerde hem de Meclis'te Türk yetkililer arasında yeşil sermayeden ve AKP'nin kapalılığından yeni tehdit olarak bahsediliyor. Para, uzun dönemli değişiklikleri yapmayı sağlayacak kısa dönemli popülariteyi satın alıyor. Ve bu açık Suudi etkisinin altında bu değişiklikler, büyük ihtimalle Türkiye'nin laik yapısını daha da yıpratacak'' diye yazdı.

Kaygı verici ilişki

Yazar, Erdoğan ve başdanışmanı Zapsu ilişkisini Turgut Özal ve kardeşi Korkut Özal'ın ilişkisine benzeterek Zapsu'nun New York Times'a verdiği bir demeçte, ''Erdoğan ılımlıdır, şeriatçı değildir'' demesine karşın Zapsu'nun bazı ilişkilerinin, ''inanç ve çıkarlarının farklı yerlerde olduğunu gösterdiğine'' ileri sürdü.

Hürriyet gazetesinde 27 Ekim 2001'de yayımlanan, Zapsu'nun Yasin Kadı ile iş ortaklığına ilişkin habere değen yazar, Kadı'nın El Kaide ile bağlantılarından dolayı ABD Maliye Bakanlığı tarafından hesaplarının dondurulduğuna işaret etti.

Rubin şunları kaydetti: ''Bir başbakan tabii ki danışmanın hatalı kararlarından dolayı suçlanamaz. Ancak uluslararası terorizmle mücadele kapsamında bir danışman ile terör finansörü arasındaki ilişki Amerika'da kaygı uyandırıyor.''

Rubin makalesinde, ''Washington ile Ankara arasındaki özel ilişkinin zarar gördüğü, ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül' ün kamuoyundaki ABD karşıtlığı konusunda çaba harcamadığı'' görüşüne yer verdi.

Potemkin benzetmesi

Makalesinde Türkiye'deki istatistiklerin de göstermelik olduğunu savunan Rubin, resmi açıklamalardan ayrıntılara ulaşmanın mümkün olmadığını belirtti.

2004'te İstanbul'da yapılan NATO doruğu, İKÖ'nün başına bir Türk'ün seçilmesi ve enflasyonun düşürülmesi gibi birçok konunun AKP hükümeti tarafından kullanıldığına dikkat çeken Rubin, ancak bazı Türk aydınlarının bu durumu sorguladıklarını ve ''Potemkin'' hikâyesine göndermede bulunduklarını anımsattı.

Cumhuriyet, 26.02.05 

POTEMKİN PANTOMİMİ NEDİR?

Rubin, ''Potemkin Cumhuriyeti?'' başlıklı bölümde Potemkin benzetmesinde bulundu.

Tarihe ''Potemkin köyü pantomimi'' olarak geçen olay şöyle:

Rusya'nın 1787'de Kırım'ı işgalinin ardından bölgede Rus çariçesi Katherina için bir tur düzenleniyor.

Turu düzenleyen Prens Grigori Aleksandroviç Potemkin, bölgedeki yıkımı ve halkın perişanlığını çariçenin gözlerinden saklamak için yıkılıp harabeye dönmüş evlerin yüzlerine ''düzgün görünüşlü ev'' dekorları yerleştirilmesi emrini vermişti.

Sokaktaki fakir ve perişan köylülerin yerine de ''mutlu köylüleri oynayan aktörler'' geçirildi.

Aynı oyun, çariçenin geçtiği her köyde tekrarlanıyordu.

Tarihe mal olan bu ''maskeleme oyunu'' ''Potemkin köyleri pantomimi'' benzetmesi adıyla daha sonra kişiler ya da hükümetler tarafından ''bazı gerçekleri gizlemek, üzerini örtmek'' için kullanıldı.

Deyim, Batı'da gerçekleri yansıtmayan uygulamalar ve demeçler için kullanılır hale geldi.

Cumhuriyet, 26.02.05 

|  Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com