Güncel ve Tarafsız Haber

Musa Ağacık

Musa, ‘Açık Pencere’den 2000’li Yıllar’a dikkat çekiyor

Gazetecilik mesleğimin kilometre taşı Melih Aşık’la Milliyet’in ‘Açık Pencere’ köşesinde 9 yıl birlikte çalıştık. Mesleğe ilişkin pek çok şeyi öğrendiğim sevgili Melih Ağabey, yazılarından oluşan bir seçkiyi ‘Açık Pencere’den 2000’li Yıllar-1’ adlı kitaba dönüştürmüş. Çok da iyi yapmış. Bu sayede son dönem politika tarihimizin arka planı derli toplu karşımıza dikiliyor. İthaki Yayınları’ndan çıkan ve savaş, mizah ve yolsuzluğun ele alındığı kitapla hem unuttuklarımızı anımsıyoruz, hem de sorunlara bütünlüklü bakma eksikliğimizi gidermiş oluyoruz. Aşık’a özgü o espirili anlatım da eklenince hem eğleniyor, hem de tatil keyfiyle siyaset ve gazetecilik dersi almış oluyorsunuz. Mesleğimizin bilge kalemi bakın neler söylüyor, belleksizliğe karşı yelken açan bir kısım sevgili okurlar:

Trajik fıkra

Fıkra ABD malı...

Bir ilkokulu ziyaret eden George Bush çocuklara ‘Trajedi’nin tanımını sorar. Ufaklardan biri parmağını kaldırır:

- En iyi arkadaşım sokakta oynarken bir araba onu çiğnerse bu trajedi olurdu... Hayır, der Bush, bu bir kaza olurdu... Küçük kız elini kaldırır:

- 50 çocuğu taşıyan bir otobüs uçuruma yuvarlanıp herkes ölürse bu trajedi olurdu...

- Üzgünüm, der Başkan, biz buna büyük bir kayıp derdik...

Arka sıralardan bir öğrenci el kaldırır:

- Bay ve Bayan Bush’un uçağını teröristler füze ile düşürürse bu trajedi olur...

George Bush:

- Doğru, der... Peki bunun neden bir trajedi olacağını bana açıklayabilir misin?

- Çünkü, bu ne kaza, ne de kayıp olurdu.

Aşk nedir?

‘Aşk ancak yatakta tedavi edilen bir hastalıktır’demiş öğrenci...

‘Kimsenin tedavi olmak istemediği bir şey nasıl hastalık olur’ demiş doktor, ‘Aşk olsa olsa sanattır’ demiş ressam...

‘Nasıl sanat ki, izleyicisi yok. Sadece iki kişilik’ demiş aktör, ‘Aşk bilimdir...’

‘Böyle bilim mi olur?’ demiş profesör, ‘En başarısız öğrenci bile başarıyor. Ben sınıfta kalmışım!’ ‘Aşk, mücadele ister’demiş işçi, ‘Aşk emek vermektir.’ ‘Nasıl emekse. Patron bile onun tarafını tutuyor!’ demiş mühendis, ‘Aşk karşılıksız vermektir.’

‘Bence biri, bir başkasına bir şey veriyorsa rüşvet de olabilir’ demiş savcı. ‘Bir dakika!’ diye atılmış avukat, ‘İki taraf da razı sayılırsa bu bir sözleşme sayılır...’

Tartışma böyle uzayıp gitmiş.

Suç

‘İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük suç, ABD dış politikasıdır.’

Ramsey Clark (Eski ABD Başsavcısı)

Güvenli ülke

Başta Devlet Başkanı Fernando de la Rua ve ekonomisinin başı Domingo Cavallo olmak üzere Arjantin’in çöküşünde pay sahibi olan yöneticiler, halkın gazabından kurtulmak için kaçacak ülke arıyorlarmış.

Epey araştırdıktan sonra da Türkiye’ye sığınmaya karar vermişler.

- Neden Türkiye? diye sorulmuş.

Cevap vermişler:

- Çünkü yeryüzünde, memleketini batırdığı halde, el üstünde tutulan yöneticilerin bulunduğu tek ülke Türkiye!...

Nereden başlamalı?

TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’nun raporunda ‘dinin yolsuzluklara karşı kullanılması’ öneriliyormuş.

Dikkat edin... Yüzde 99’unun müslüman olduğu söylenen, cami sayısının 100 bine yaklaştığı, din eğitiminin zorunlu olduğu bir ülkede, yolsuzluklar yine de önlenemiyor ve çözüm yine dinde aranıyor! Acaba bütün bu yolsuzlukları, yüzde 1’i oluşturan diğer din mensupları ya da dinsizler mi yapıyor?

Yoksa bu işin dini imanı yok mu?

16.07.2004

| Ana Sayfaya |

|Gündem | Yorumlar | Yazarlar | Politika | Dünyadan |

| Derneklerden | Belgeler | Kültür & Sanat | Alevilik| Arama |

 

aleviyol@aleviyol.com