|
Aydoğan
Kekevi
AB
müzakere tarihi verecek bu belli, belli olmayan ondan sonrasıdır...
Bilen
bilir, biz AB’nin daha doğrusu “batı”nın Türkiyeyi eşit haklara sahip
“üye” olarak arasına almayacağına inananlardanız, yani AB-
takıntılılardan.
Bu konuda
ki düşüncelerimiz hala sabittir..
Buna bağlı
olarak da “müzakere tarihi verme” konusunda görüşümüz ise
“vermeyecekler” idi.
Yalnız
(Kıbrıs'tan BOP'a, Zanalardan ve Güneydoğu'ya kadar) son gelişmeleri de
göz önüne alarak “vermeyecekler” görüşümü, bundan böyle “verecekler;
akılları varsa verirler” ile değiştirdim:
Artık
“AB
müzakere tarihi verecek, bu kesin"
diyorum...
Şimdi
düşünelim, siz AB(D) olsanız bugün Türkiye’de her istediğinizi itirazsız
kuzu kuzu veren bir hükümet bulmuşken, kalkıp bu yılın sonunda “ben sana
tarih vermiyorum” der, böyle bir hükümeti elinizden kaçırır mısınız ?
Kaçtı mı
bütün emekleriniz boşa gider, aldıklarınızla yetinmek zorunda kalır,
yarım iş yapmış olursunuz. Ki batılı yarım iş yapmayı pek sevmez. ve
bizim gibi “duygu tutsağı” da değildir..
“Tarih
vermiyorum” dediği anda kuş “pırrr” oluverebilir.
....................................
Müzakere
tarihinin verilmesi ise “üyelik tarihi vermek” demek olmadığından ve
yine bir sürü şarta şurta bağlanacağından bu “müzakere tarihi verme” işi
hiç bir zaman bağlayıcı olmayacak, yani ileriye doğru açık bir çek
olacaktır..
Dolayısıyla “üyelik tarihi” olmadığı için süresi de belli olmayan bir
süreç başlayacaktır.
Artık 10
yıl mı 20 yıl mı sürer ve o zamana kadar da zaten kim öle kim kala; ya
artık ortada üye olacak bir Türkiye kalmaz, ya da Türkiye’nin üye
olacağı bir Avrupa Birliği:
Gidişat
Sevr'e uygun olursa Türkiye’den geriye Anadolu'nun ortalarında sadece
bir Konya vilayeti kalır, ki o zaman da “Siz Konyalılar çok
müslümansınız, sizin üyelik işi artık Vatikandan geçer” mi derler; yoksa
AB iyice şişer , bize de “kusura bakmayın masada yer kalmadı, sizi
şöyle alalım” mı; ya da “Hadiii yürrrüü, boyunu bir de arkadan görelim”
mi ?
Hangisini
diyeceklerini göreceğiz.
Bunların
dışında bir tarih vermemeleri ancak onların bu “alış”, bizim de bu
“veriş” hızımızla o zamana (yani bu yıl karar verme tarihine) kadar
alacaklarını almış olmalarıyla mümkündür.
Ki, o
yanda eline geçen her fırsatı değerlendirip “almasını çok iyi bilen bir
batı,” bu yanda da “vermesini çok iyi bilen bir hükümet " olduğu sürece
batılı fırsatçıların açgözlerinin doyacağını sanmak tarihi bilmemek,
batılıyı tanımamaktır...
Şu anda
görünense bundan sonraki gelişmelerin, “Ermeni soykırımı”nı kabul
etmek, onun ardından (veya önünden) APO’nun serbest bırakılması yönünde
olacağıdır.
Apo’nun
serbest bırakılma önkoşulları ise parça parça uygulanmaya konmaktadır:
O da büyük
bir olasılıkla yoğunlaşacak olan “yeni PKK saldırıları”nı durdurup, "kan
dökülmesini" engelleyerek "barışı sağlamak" üzere serbest
bırakılacaktır.
“AB
üyeliği için müzakere sürecinin” ne kadar süreceği ise biraz da GOOP’a
(eski BOP’un yeni kılıfı “Genişletilmiş Ortadoğu Ortaklık Belgesi” imiş)
ve buna bağlı olarak, “Federasyon” zokasının ne kadar zaman alacağına
bağlıdır.
Özetleyecek olursak AB’nin “Müzakere tarihi” vermemesi (ABD’nin de
bastırmaması) için şimdilik hiç bir neden yoktur, vermesi için ise neden
çoktur.
........................
“Batı
Türkiye’yi oyalamakla eline ne geçecek?” türünden liboş liboş sorular
soracak olanlara da, ne “kör müsün?” diye soracak, ne de “19 Mayıs 1919
koşullarını yeniden yaratıp ülkedeki “sağ” ve “sol” ulusalcı güçlerin
toplanmasına, birleşip güçlenmesine sebep olmamak için oyalayacak”
veya “85 yıl önce elde etmelerine ramak kalmasına rağmen ne elde
edemedilerse o ellerine geçecek” demeyeceğiz..
Sadece
“bekle gör” demekle yetineceğiz.
Tabii
onların da 4 gözle bekledikleri zaten “onlar“ değil de, gülle
karşılamazlarsa...
|